Berna Abik

07 Şubat 2024

Deprem çocuğunun 'şah ve mat'ı: Hena, enkaz altında kalan satranç kupasına nasıl kavuştu?

"Enkaz altında kaldığına üzüldüğün, manevi değeri en fazla olan şey senin için neydi?”

Hena isminin anlamı ‘zarif’, ‘beğenilen’ ve ‘şans getiren’ demek.

Hena; 2008 yılında Hatay’da dünyaya ilk göz kırptığı an, 15 yaşına geldiğinde yine Hatay’da dev bir felaketle karşılaşacağını kimse kulağına fısıldamamıştı.

2023’e gelmeden önce takvim yapraklarını biraz daha geri saralım…

Hena Karadaş, 2014 yılında henüz altı yaşındayken kendi isteğiyle başladığı kursla birlikte satranç tahtasıyla tanıştı. İlerleyen zamanlarda gitar çalmak ve voleybol oynamakla da ilgilendi. Hatta ilgilenmekle kalmadı, şu anda da Mersin Üniversitesi kız voleybol takımında oynuyor. Karada gösterdiği başarıları bir de suya taşıdı ve lisanslı bir de yüzücü oldu.

Daha önceden satrançta kazandığı başarıları 2023’ün Ocak ayında Antalya’da yapılan Türkiye Yıldızlar Satranç Şampiyonası 15 Yaş Kızlar Kategorisi'nde Türkiye Şampiyonluğuyla taçlandırdı.

Hena Karadaş 

Kupası ve madalyalarıyla birlikte Antalya’dan evine, Hatay’a geri döndü.

Yaklaşık bir ay sonra yani 6 Şubat 2023'te saat 04.17'de meydana gelen Kahramanmaraş merkezli 7,7 büyüklüğündeki depremin ardından saat 13.24'te 7,6 büyüklüğündeki ikinci depremle,10 binlerce insanla birlikte Hena’nın da evi yıkıldı.

Hena isminin bir anlamı da ‘şans getiren’ demekti.

Ailesine ve kendisine ikinci bir şans getirmiş olacak ki, evleri yıkılmasına rağmen hepsi sağlıklı bir şekilde enkazdan kurtulabildi.

Günler geçtikten sonra abisi Hena’ya şunu soruyor:

‘Enkaz altında kaldığına üzüldüğün, manevi değeri en fazla olan şey senin için neydi?”

Henüz birlikte geçirdikleri vakit daha bir ayı bile doldurmadan kaybettiği o ilk şampiyonluk kupası ve diğer madalyaları geliyor Hena’nın aklına.

Anne Karadaş, Hena’nın bu yanıtını duyduktan sonra Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay’a bu durumdan bahsediyor.

Bunca başarının yanında enkaz altında kalan sadece kupa ve madalya olsun diyen Gülkız Tulay, derhal kupanın ve madalyaların yenisi yaptırıyor ve depremden sonra Mersin’e yerleşen Karadaş ailesini ziyaret edip, Hena’ya kupasıyla madalyasını takdim ediyor.

Gülkız Tulay, Hena Karadaş’a yeni kupa ve madalyasını takdim ediyor

Hena ile bu yıl 25 Ocak’ta yine Antalya’da Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) tarafından İş Bankası ana sponsorluğunda gerçekleştirilen ‘2024 Türkiye Küçükler ve Yıldızlar Satranç Şampiyonası’nda tanıştım ve gurur duydum.

"Naçizane bir tavsiye: Hayat çok kısa, her anın tadını çıkarın"

Basın toplantısı sırasında yedi yıldır satranç hakemliği yapan Özlem Ayna söz aldığında ise hissettiğim gurur yerini başka karışık duygulara bırakıyor.  

15 yıldır sınıf öğretmenliği yapan Özlem Ayna, yedi yıldır da satranç hakemliği yapıyor.

Depreme Adıyaman’da yakalanan Ayna, enkaz altında kalıyor ve tam 108 saat sonra yani neredeyse beş gün sonra kurtarılabiliyor. Yaklaşık altı ay boyunca 30 ameliyat geçiriyor.

Enkaz altındayken de çıktıktan sonra da federasyonun kendisi için ne kadar özel olduğunu anladığını söylüyor. “Aile olmak tam da böyle bir şey işte!” diyor ve devam ediyor:

“Bunu bana verilmiş ikinci bir şans olarak görüyorum. Tekrar hayata geldim. Daha dikkatli yaşıyorum, her anın kıymetini bilerek… Naçizane size de aynı şeyi tavsiye ediyorum. Hayat gerçekten çok kısa.”

Bunları söylerken yumuşacık bir ses tonuyla, gülümseyerek ve umut dolu bakıyor.

Uzun ömürler diliyorum kendisine…

Özlem Ayna’nın bu konuşmasından sonra turnuva salonlarına gidiyorum; ömrümde bu kadar fazla çocuğu aynı anda, aynı salonda görmemiştim. 7-18 yaşları arasında satranç oynamaya gelen tam 2.500 çocuk vardı karşımda.

Çocuk yapmayı düşünenlere bir kereliğine de olsa bu turnuva salonlarından birini ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. Oradaki gürültüye ve koşturan bebelere katlanabiliyorsanız, ebeveyn olabilme sınavını geçmişsiniz demektir.

Tabii bu gürültü, geri sayım yapılıp turnuva başladığında yerini sıfır sese bırakıyor. 7 yaşındaki bebelerin, saatlerce sandalyede çıt çıkarmadan oturmalarına şaşırıyorum bu seferde. Yani düz duvara tırmanan bir çocuğunuz varsa, en azından sadece kafa dinleyebilmeniz için bile çocuklarınızı satranca başlatabilirsiniz.

Henüz yeni yazı yazmayı öğrenmiş çocukların bir elleriyle satranç taşlarını ilerletip diğer elleriyle hamlelerini not ediyor olmaları hayret verici. Oğlan çocuklarının boşta kalan elleriyle arada bir de burunlarını, kafalarını kaşıdığı da gözümden kaçmadı değil. 

Kızlar ise adeta moda şovuna çıkmışlardı. Payetli kalem kutuları, tavşan kulaklı şapkalar, küpeler, takılar…


Bu kadar fazla çocuğun bir arada olması tesadüf değilmiş. Zira lisanslı satranç sporcu sayısı 30 binden 1 milyon 200 bine, satranç antrenörü sayısı 2 binden 87 bin 290’a, satranç turnuvaları sayısı 400’den 14 bin 250'ye, satranç kulüplerinin sayısı 600’den 2 bin 205'e, unvanlı sporcu sayısı 6’dan 247’ye yükselmiş.

Satranç konusunda bu müthiş gelişmeler yaşanırken, Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay’a bu sene Paris’te yapılacak Olimpiyat’a eklenen ‘break dans’ kategorisi hakkında ne düşündüğünü soruyorum.

"Yorum yapmayayım” diyor gülerek ve ekliyor “yakında satrancın da olimpiyata ekleneceğinden kuşkum yok."

Biz de o günleri merakla bekliyoruz…