Aydın Engin

24 Haziran 2019

İstanbul'un demokratları AKP Reisi'ni yendi...

Bu seçim belediye başkanı seçiminin çok ötesinde bir anlam ve önem taşıyor

Bu yazı T24 ekranına ne zaman konur, pazar gece yarısı mı, pazartesi sabahı mı bilemem. Bildiğim pazar gecesinden başlayarak pazartesi gece yarısına kadar İstanbul'daki seçim sonucunun tadını çıkarmaya kararlıyım.

Bundan sonra ne olur ya da AKP Reisi bu hezimeti nasıl içine sindirir, sindiremezse ne gibi "allem kallemler"e başvurur sorusuna cevap aramak sonraki günlere kalsın.

23 Haziran 2019'un benim için -umarım sizler için de- anlamı bu Tırmık'ın başlığından ibarettir.

Dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne başkan seçilmedi. Bu seçim belediye başkanı seçiminin çok ötesinde bir anlam ve önem taşıyor.

Siyasal İslam’ın temsilcisi AKP adlı partinin ve onun Reis'i diye anılan ve bu ülkenin cumhurbaşkanı değil "imam"ı ya da "emir"i olmak isteyen zatın gözümüzün içine baka baka hukuk, özgürlük, insan hakları, adalet gibi temel kavramlar üstüne hepimizi salak yerine koyan çakma demokrasi'si sert bir tokat yedi. Bu ülke halklarının beşte birinin yaşadığı İstanbul'un demokratları 17 yollık iktidarlarında feci ölçüde kirlenmiş, çürümüş AKP adlı partiyi, daha önemlisi onun kibir kumkumasına dönüşmüş Reis'ini fena halde yendi.

Elbette kimileri son cümleye "Ne yani Aydın Engin, bu seçimde İmamoğlu'na oy verenlerin tümü de demokrat mıydı" gibi bir soruyla itiraz edebilir ve itirazları haklılık payı taşır.

Ama ben bu gecenin ve bu günün tadını bu tür soruları tartışarak bozmamaya kararlıyım.

*   *   *

Siyaset dünyamızın yeni kazanımı, genç, enerjik ve yetenekli Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasını sanırım hepimiz dinledik. Zeka düzeyi yüksek cümleler kurdu. AKP çoğunluklu İBB Meclisinin ve hele hele bizzat AKP Reisi'nin belediye hizmetlerini aksatmaya yönelik olası manevralarını, provokasyonlarını daha ilk saatlerden boşa düşürecek cümleler...

Bunun yanı sıra kampanyasının omurgasını oluşturan "herkesi ayrım gözetmeksizin kucaklama" çizgisini daha da vurgulayarak yineledi.

Ama o, 16 milyonluk İstanbul'un belediye başkanı. O elbette herkesi kucaklamalıdır. Ağır bir hezimete uğrayanlarla (da) dalga geçilmemesi gereğini filan savundu.

Olabilir. O dalga geçmesin. Bense bu gecenin ve bu günün tadını çıkarmaya kararlıyım.

Meselâ "Yav AKP Reisi '13.000 oy farkı ile İstanbul'a başkan olunmaz' buyurmuştun. Peki 777.581 oy farkı ile İstanbul'a başkan olunabilir mi ?Senin teraziye göre fark kaç olmalı" diye sormak sonra da keyifle gülmek istiyorum.

Meselâ "Yav AKP Reisi bu sonuç benim içime sinmedi. Fark tahminimden az çıktı. Oylar yeniden sayılsın" diye bir seçmen itirazı dillendirmek sonra da keyifle -aslında hınzırca- gülmek istiyorum.

Meselâ bütün kampanya boyunca "Şu iş bitse de eve gitsem" suratıyla ortalıkta dolanan Binali Yıldırım'ın az farkla da olsa daha çok oy aldığı İstanbul ilçeleriyle ilgili YSK'ye itiraz ediyorum.. Bence o ilçelerde İmamoğlu'nun oyları çalındı. Nasıl çalındı, kim çaldı bilmiyorum ama, bunca olup bitenden sonra Binali Yıldırım'a o kadar oy çıkması çalındığının yeterli kanıtıdır. O ilçelerde ya oylar yeniden sayılsın ya da o ilçelerde seçim tekrarlansın...

Meselâ...

*   *   *

Ay sıkıldım...

Size de sade suya tirit bir Tırmık okutuyorum.

Dedim a bu gece ve bugün ben keyifli saatler geçirmek istiyorum. Siz de öyle yapın.

Sonrasını sonra konuşuruz...