Aydın Engin

31 Ocak 2022

Bunlar iyi günlerimizmiş, çok zor günler geliyor

Bu genelge seçim öncesi AKP iktidarının nasıl dişe diş bir mücadeleye hazırlandığının, seçim öncesinde ve sırasında her türlü muhalefet hareketinin, özellikle bağımsız medyanın kolunu kanadını kırmaya karar verdiğinin, devletin bütün olanak ve kurumlarının, gerekirse zorba gücünün işe koyulmasını öngördüğünün yeterli kanıtıdır.

Cuma gecesi erken yatanlar, yatmadan önce bilgisayarında, cep telefonunda ne olup bittiğine bakmadan uyuyanlar Cumartesi sabahı Adalet Bakanı ile TUİK Başkanının görevden alındığını yerlerine AKP Reis’inin “sağlam adamları”nın atandığı haberiyle karşılaştılar.

Ardından bir yorum ve analiz sağanağı ile karşılaştık. Daha önce iki kez Adalet Bakanlığı koltuğuna oturmuş ve o dönemdeki marifetleri belleklerden silinmemiş olan Bekir Bozdağ’ın üçüncü kez aynı bakanlığın başına getirilmesinin anlamı, TUİK Başkanının görevden alınmasına yol açan demeçleri ve yerine gelen zatın özellikleri ayrıntısıyla sergilendi ve...

...ve bu arada aynı gece yayınlanan yeni yılın ilk “Cumhurbaşkanlığı genelgesi” gölgede kaldı.

Kimi meslektaşlar bu önemli, çok önemli bir siyasal dönemeç anlamına gelen genelgenin bir TV kanalında yayınlanan ve iyi rating aldığı söylenen “Maske kimsin sen” programı yüzünden yayınlandığını söylediler, yazdılar. Hani neredeyse “Korkmayın canım, genelge sadece o programı hedef alıyor” demeye getirdiler.

Genelgenin tamamını okumadıysanız tıklayın.

Başlangıçtaki bir kaç paragraf sizi yanıltmasın. Lütfen AKP iktidarının seçim öncesi yönelim, tercih ve tutumunun apaçık bir göstergesi olan bu Cumhurbaşkanlığı genelgesinin aşağıda aktardığım en can alıcı paragrafını sabırla ve dikkatle okuyun. Daha önce okuduysanız bir kez daha okuyun:

Medya aracılığıyla milli ve manevi değerlerimizi yıpratmaya, aile ve toplum yapımızı temelinden sarsmaya yönelik açık veya örtülü faaliyetlere karşı Anayasa, kanun ve ilgili diğer mevzuatla düzenlenen müeyyidelerin gereği yerine getirilecek. Bu itibarla milli ve manevi değerlerimize uymayan yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayım faaliyetleri aracılığıyla aile kurumunu, çocukları ve gençliği hedef alan tehdit ve tehlikelerin yayılımının önlenmesi hususunda tüm kurum ve kuruluşlar tarafından gerekli hassasiyetin gösterilmesi, yöneticiler tarafından sürecin titizlikle takibinin ve gereğinin yapılmasını önemle rica ederim.”

Bu alıntıdan eğlencelik bir TV yarışma programına karşı önlem alınmasını buyuran bir genelge sonucunu çıkarmak mümkün mü?

Çocuk mu kandırıyorlar?

Tayyip Erdoğan açıkça “Medya aracılığıyla” diyor...

Tayyip Erdoğan açıkça “Sözlü ve görsel basın ve yayım faaliyetleri aracılığıyla” diyor.

Tayyip Erdoğan açıkça “...tüm kurum ve kuruluşlar tarafından gerekli hassasiyetin gösterilmesi” diyor.

Tüm kurum ve kuruluşlar”ın içine savcılar da girer, yargıçlar da girer, HSK da girer, Adalet Bakanı ve bakanlığı da girer, RTÜK de girer, Basın İlan Kurumu da girer, “Milli Beka Hareketi” denen örgütte buluşmuş tosunlar da, SADAT da girer.

Bu genelge seçim öncesi AKP iktidarının nasıl dişe diş bir mücadeleye hazırlandığının, seçim öncesinde ve sırasında her türlü muhalefet hareketinin, özellikle bağımsız medyanın kolunu kanadını kırmaya karar verdiğinin, devletin bütün olanak ve kurumlarının, gerekirse zorba gücünün işe koyulmasını öngördüğünün yeterli kanıtıdır.

*   *   *

Başlıkta “Bunlar iyi günlerimizmiş, çok zor günler geliyor” dendi.

Bu bir abartı değil. Güven yitimine uğramış, insafsız zamlarla yurttaşı açlık sınırının bile altına itmekte gözünü kırpmamış, ülke kaynaklarını yağmalayan şirketlerin önünü açabildiğince açmış AKP iktidarının, seçimi değil “iktidarı kaybetmemek” için gözünü ne kadar kararttığının ilk göstergelerinden biri üstünde durduk. Arkasının geleceğine kuşkum yok.

Artık sosyal medyada tweet atarak, “Aralarında şunlar, şunlar ve şunların da bulunduğu” diye başlayan,  herhangi bir etkisi kalmamış imza kampanyaları düzenleyerek demokrasiyi, özgürlüklerimizi savunmak mümkün değil. “Bunlar burjuvazinin iç dalaşmaları, biz devrim yapacağız” diyen gevezelere kulak verme günlerinde hiç değiliz.

Külahımızı önümü koymakta biraz daha gecikir, yaratıcı, caydırıcı mücadele teknik ve yöntemleri üretemezsek bedelini çok ağır ödeyeceğiz...