Moda sektörünün “son dakika tasarımcı transferi” haberi Kering grubundan geldi. 11 yıldan bu yana Balenciaga’nın kreatif yönetmen koltuğunda oturan Gürcü tasarımcı Demna Gvasalia’nın holdingin sahip olduğu bir diğer marka olan Gucci’ye transfer edileceği ilan edildi. Ancak bu haber beklentilerin aksine Kering’in borsa değerinin yüzde 14 kaybına yol açtı.
Peki, Balenciaga gibi rafa kaldırılmış bir markayı, çöp torbasından esinlenerek tasarladığı çanta modelini astronomik bir rakama satacak duruma getirebilen Demna gibi yaratıcı bir tasarımcının bu transfer haberi neden borsada şaşkınlık yarattı?

Demna Gvasalia

Bu sorunun cevabı yukarıda bahsetmiş olduğum gibi, tüketici algısında oluşan kimlik tanımı kargaşasında yatıyor. Ayrıca Kering Grubunun lokomotif markası Gucci, Chanel veya Louis Vuitton gibi kısıtlı bir zengin lüks müşteri portföyünü aşmış, kimlik bilinirliği küresel hacimde olan markalar listesinin başlarında yer alıyor.
Tasarımcının yaratıcılık gücünün yönettiği markanın kimliğinin önüne geçmesi bazen ters tepebiliyor. Demna’nın skandallarla vals niteliğindeki hayal gücünün Gucci’ye uyum sağlayamayacağını düşünen analistlere katılıyorum.
Markanın son tasarımcısı Sabato de Sarno’nun kısa süren hakimiyeti süresinde Gucci’nin devamlı kan kaybetmesi, grubu yeni kararlar almaya yöneltmiş ve çareyi ellerindeki star tasarımcıları Demna’yı bir koltuktan diğerine transfer etmekte bulmuşlardı.

Sabato de Sarno

Lüks dünyası uzun zamandan beri artçıları bitmeyen depremlerle sarsılıyor. Fast Fashion (Hızlı Moda) olgusunun tüketicide yarattığı devamlı yeni ürün görme doyumsuzluğu şüphesiz lüks sektörünü sarsan etkenlerin başında geliyor.
Başta Çin tüketicisi olmak üzere lüks markalarına olan ilgi ve algının yön değiştirmesi ve yeni arayışlara girme eğilimi 2024 yılı cirolarında düşüşlere neden olmuştu. ABD’nin uygulayacağı yeni vergi stratejisini de düşünürsek moda sektörünün parlak bir 2025 yılı yaşayacağı söylenemez.
Lüks markaların en güçlü silahı olan marka kimliği tanımının devamlı tasarımcı değiştirme stratejisi nedeni ile şaşkınlığa neden olması tüketiciyi yormuş durumda.
Holding patronları masa başında satranç oynar gibi tasarımcıları bir koltuktan diğerine transfer ederek kimlik kargaşasına yol açıyorlar. Körfez krizi sonucunda paylaştıkları büyük markaların devamını sağlamak için yarattıkları “star tasarımcı” stratejisi ilk başlarda başarılı olmuş olsa da zamanla sorunların yaşanmasına neden oluyor.
Tasarımcı transferlerinin en medyatik olanlarından biri de daha küçük ölçekli bir lüks markası olan Bottega Venetta’da başarılı olan Matthieu Blazy’nin Chanel’e geçişi oldu. Henüz hazırlık safhasında olan Blazy’nin bu ağır sorumluluğu karşılayıp karşılamayacağını zaman gösterecek. Venetta’nın boşalan koltuğuna ise Fransız markası Carven’de başarı gösteren Louise Trotter oturtuldu.
Matthieu Blazy
Louise Trotter
Bir müddet önce Çinli İcicle Fashion Group tarafından satın alınan Carven’in boşalan koltuğuna ise İngiliz tasarımcı Mark Thomas oturtuldu.
Mark Thomas
Satranç masasındaki tasarımcı oyunları şüphesiz taşlar tam yerine oturana kadar devam edecek.
Mutlu hafta sonları…