Akdoğan Özkan

19 Şubat 2018

Suriye ordusu Afrin'e girmek için ne bekliyor?

TSK desteğindeki ÖSO güçleri de belirli bir vadede bölgeden çekilirse...

Türkiye kamuoyunda hâkim beklenti, TSK desteğindeki ÖSO güçlerinin “Zeytin Dalı Harekâtı”nın belirli bir safhasında Afrin kent merkezine girecekleri şeklinde. Ancak gelişmeler belki de 2012’den bu yana aynı beklenti içindeki Suriye ordu birliklerinin Afrin’e “daha yakın” oldukları yönünde. Madem yakın, o halde Suriye askeri kendi toprağı olan Afrin’e girmek için ne bekliyor?

Bu sorunun cevabına geçtiğimiz hafta epeyce yaklaştık, hatta yazının seyri içinde açıklayacağım gibi, galiba o cevaba ulaştık ta! Nasıl mı? Hemen aktaralım:

Ağır ve hafif tüm silahların bırakılması

Öte yandan, bölgedeki güvenilir kaynaklara göre, Kürtler bölge idaresinin Suriye hükümetine devri, şehrin içindeki ve dışındaki 52 askeri kontrol noktasının Suriye ordu birliklerine teslimi ile tüm ağır silahlar ile depoların Suriye ordusuna bırakılması konusunda anlaştılar bile. İddialara bakılırsa, henüz üzerinde anlaşma sağlanamamış bir-iki konu kaldı: Şam yönetimi ile Kürt yetkililer görüşmelerin şu son safhasında, hafif silahlar ile sivil halkın elindeki bireysel silahların da Suriye ordusuna teslimini ve askerlik çağındaki bölge gençlerinin Suriye ordusu çatısı altında silah altına alınmasıyla ilgili hususları müzakere ediyorlar. Yüzülüp yüzülüp kuyruğuna gelinmiş meseledeki son pürüzlerin önümüzdeki günlerde aşılacağını ve konunun tümüyle açıklığa kavuşacağını umabiliriz sanıyorum.

Şam yönetimi elbette ki Suriye ordu birliklerinin 2012’nin bahar aylarında terk etmek zorunda kaldığı Afrin’e girmesini ister! İlk aşamada -bölgenin tamamında değilse bile- Afrin’in kent merkezinde, Tel Rıfat’ta, hatta Minnag Hava Üssü’nde yeniden konuşlanacak olmalarını elbette arzu eder. Ve elbette bunu hem ülke içinde hem ülke dışında bir zafer olarak yansıtmak ister.

Ancak her durumda, Suriye ordusunun Afrin’e girerek mevcut YPG mevzilerini devralacaklarını ve TSK desteğindeki ÖSO güçlerine karşı Kürtlerin bıraktığı yerden savaşmayı sürdüreceklerini beklemek tümüyle yanlış olacaktır. Neden?

BİR) Her şeyden önce böyle bir gelişme, İdlib’de, Hama kırsalında, Doğu Guta’da ve Dera’da seçkin savaşçı güçlerine halen büyük ihtiyaç duyan ve savaşın başından bu yana insan kaynağı sıkıntısı çeken Suriye Ordusu’nun isteyeceği en son şeydir.

İKİ) Ayrıca unutmayalım ki, YPG’nin bölgedeki idare ve güvenliği Şam yönetimine bırakması için sadece iki tarafın arasında varılacak üstünkörü bir mutabakat yeterli olmayacaktır. Zira, Suriye Savaşı, çok uzun zamandır yerel değil bölgesel ve küresel güçlerin savaşı. Ayrıca böyle bir mutabakatın sonrasında geçici ve kalıcı ateşkes gerekecek. Belki çatışmasızlık alanları ile kontrol noktaları da tarif edilmek durumunda kalınacak. Bu durumda da aralarında anlaşması gereken güçler bu iki tarafla sınırlı olmayacak. Olası bir ateşkesi koordine edecek olan Moskova’nın da, bölgeden belirli bir aşamada askerlerini çekmesi istenecek Ankara’nın da anlaşmaya dair onayına ihtiyaç duyulacaktır. Moskova kadar Ankara’nın da mutabakatına ihtiyaç duyacak bir anlaşma ise ancak ve ancak YPG’nin bir şekilde tüm silahlarını bırakması şartını içerecek türden bir anlaşma olacaktır. Kısacası Şam yönetimi, çıkarlarının Ankara ile çatışmaktan değil uzlaşmaktan geçtiğini gayet iyi bilmektedir.

Herkese “zafer” vaadi

Paradoksal gibi görünse de, şu aşamada böyle bir mutabakatla varılacak anlaşma bölgede neredeyse tamamı birbirlerine diş bileyen tüm taraflara kendi zaferini ilan etme fırsatı da verebilecektir:

Tabii böyle bir gelişme sadece Ankara’nın bölgedeki varlığının uzun süreli olmasını isteyen Washington yönetimi için “kötü haber” olarak görülebilir. Zira Washington yönetimi, Afrin’deki TSK varlığına -son zamanlarda sık telaffuz ettiği şekilde- Türkiye’nin “meşru güvenlik kaygıları” için değil, aslında böyle bir askeri varlık uzun vadede Suriye’nin daha fazla istikrarsızlaştırılmasına katkıda bulunabileceği için onay vermişti. Ve şimdi Kürtler ile Şam hükümeti arasında olası bir anlaşma sağlanması akabinde TSK desteğindeki ÖSO güçleri de belirli bir vadede bölgeden çekilirse, Pentagon Şam hükümetinin onayı dışında ülke coğrafyasında konuşlu tek işgalci askeri güç pozisyonuna düşecektir ve bunu da hiç istememektedir.

Başta “Suriye ordusu Afrin’e girmek için ne bekliyor,” diye sormuştuk. Şimdi soruyu, “Suriye ordusu Afrin’e girmek ve bir anlamda ABD’nin de oyununu bozmak için ne bekliyor?” diye düzeltelim.

Velhasıl cevap da galiba şöyle tadil edilebilir: Bölgedeki YPG/YPJ güçlerinin tüm silahlarını Şam yönetimine teslim ederek aynı oyunu kendisinden önce bozmasını!

Twitter: @akdoganozkan