Ahmet Talimciler

03 Aralık 2020

Kafalardaki ırkçılık su yüzüne böyle böyle çıkıyor

Emre Bol'un açıklamaları sonrasında sosyal medya üzerinden durumu eleştirmek isteyenlerin pek çoğunun bu sözleri söyleyen kişinin tutmuş olduğu takım olan Fenerbahçe üzerinden bir taşla birkaç kuş birden vurma girişimleri tam anlamıyla aymazlıktır

A Spor'da yayınlanan programda yorumcu Emre Bol'un Galatasaray'ın forveti Mbaye Diagne için söylediği sözler ortalığı ayağa kaldırdı. Bol, Diagne için "Bunlar cahil çocuklar ya, bu Senegal'de kim bilir bu okudu okumadı bilmiyoruz. Orada timsal yiyordu, geldi burada topçu oldu. Adam çok şey değil, cahil, onlara biraz iyi yaklaşmak lazım, düzgün yaklaşmak lazım" sözlerini kullandı.

Irkçılık kavramı söz konusu olduğunda bu topraklarda kabul edilen bir klişe hemen devreye sokulur ve bizde ırkçılık olmaz denilir. Bu durumu açıklamak için de "Bizim ötekilerimiz yoktur. Gerek Amerika'da gerekse de Avrupa'nın pek çok ülkesinde olup biten ayrımcılıklardan hiç birisine bu topraklarda rastlanmaz" sözleri ardı ardına sıralanır. Son olarak dinsel açıdan da ırkçılığın bize uymadığı vurgusu ile durum tamamlanır. Oysa tüm dünyada olduğu gibi bu topraklarda da insanın insana yönelik önyargıları ve kötücül yaklaşımları sadece eylem düzeyinde değil dilsel boyutlarda da dolaşımdadır. Bize benzemediğini düşündüğümüz herkes açısından söz konusu ayrımcılık kanalları devreye sokuluverir. Hatta bunun için her zaman farklı bir ırktan, ten renginden yahut dinden olması da gerekmez. Tıpkı Suriyelilerin ülkemize geldikleri sonrasında yaşanan pek çok örnekte olduğu gibi durum bambaşka bir hâle bile bürünebilir.

Söz konusu spor olduğunda ise evrensel spor ahlakı açısından dışlama, ötekileştirme ve ırkçılık mücadele edilmesi gereken büyük bir tehdit olarak kendisini göstermektedir. Çoğu kez sporun bütün bu olumsuzlukları dışarıda tutan bir alan olduğu düşüncesinin arkasına sığınılır ve olup bitenler görmezden gelinir. Oysa hayatın her alanında olduğu gibi sportif ortamda da görmezden geldiğimiz bütün olaylar dönüp dolaşıp yeniden kapımızı çalacaklardır. Ve bu kez çaldıklarında, tehlikenin boyutları çok ama çok daha büyük bir boyutlarda seyretmeye başlamaktadır. Çünkü ırkçılık gibi eylemler sadece yapanı ilgilendiren bir duygusal duruma karşılık gelmemektedir. Aynı zamanda hızla dolaşıma girebilme ve benzer duygu hallerine sahip kişiler tarafından da kolayca benimsenebilmektedir. İşte bu nokta ırkçı bakış açısının ve faşizm ideolojisinin sıradan insanlar kadar eğitimli kitleler arasında da hızla yayılabilmesine yol açmaktadır. Farkında olmadığımız veyahut görmezden geldiğimiz pek çok konunun birileri tarafından sahiplenilmesi hatta daha da ileriye gidilerek destek verilmesi bu açıdan tesadüf değildir.

Emre Bol'un televizyon ekranlarındaki yorumlarına dair veyahut yazdıklarına dair pek çok şey söylenebilir. Ancak şu kullanmış olduğu kelimelerin arka planında tam da daha önce yapmış olduğu o yorumların, yazıların bir yansıması söz konusu. Çünkü son yirmi yıl içerisinde bu topraklarda spor alanında yapılan yorumlar adı altında sürekli olarak birilerini överken diğerlerini yerme ve kötüleme üzerinden yürütülen bir bakış açısı dolaşıma sokuldu. Futbolun kendisi ve ortaya çıkarttıkları değil magazin boyutu ile taçlandırılan tuhaf bir rekabet anlayışı yorum adı altında önümüze konuldu. Ve o yorumların içerisinde bolca ötekileştirme, cinsiyetçi kelimeler ve aşağılayan ifadeler bulunuyordu. Spor sahalarında meydana gelen bütün olayların arkasında taraftarın sorumlu olduğunu düşünen bakış açısının, ortaya çıkan tuhaflıklar karşısında sadece taraftarlara cezai işlem yapması bu açıdan hiç şaşırtıcı olmadı. Fakat yöneticiler ve medyadaki yorumcu görünümlü tarafgir kalemlerin vermiş oldukları hasar zaman zaman taraftarların çıkardığı olaylardan çok daha büyüktü. İşte bu noktada çıkartılan yasanın uygulanması ile ilgili sıkıntılar bir kez daha devreye girdi. Fakat ne kadar saklanırsa veyahut görmezden gelinirse gelinsin söz konusu defolar bir yerlerde su yüzüne çıkıyor ve bilinç altındakiler patlak veriyor.

Emre Bol'un açıklamaları sonrasında sosyal medya üzerinden durumu eleştirmek isteyenlerin pek çoğunun bu sözleri söyleyen kişinin tutmuş olduğu takım olan Fenerbahçe üzerinden bir taşla birkaç kuş birden vurma girişimleri ise tam anlamıyla aymazlıktır.

Atalarımız kem söz sahibini bağlar ifadesini kullanmışlardır. Emre Bol'un söylemiş olduğu bu ifadeler hiçbir biçimde Fenerbahçe kulübü ile eşleştirilemez ve bunun üzerinden bir suçlama girişiminde bulunulamaz. Geçmişte Galatasaraylı futbolcu Eboue'ye muz gösteren Fenerbahçeli taraftar veya Trabzonsporlu Zokora ile Emre Belözoğlu arasında yaşananlar örnek gösterilerek bir çıkarsama da bulunulamaz. Ama öte yandan bu söylenen sözlerin ve yapılan aşağılamaların da hukuki bir karşılığı olması gerektiği de belirtilmelidir. Her ne kadar Emre Bol twitter hesabından "Galiba 'birileri' planlı bir şekilde operasyon yapıyor. Bunun başka bir açıklaması yok. Ayrıca bir mangalcı olarak timsah etinin tadını merak etmiyor değilim" gibi tuhaf ifadeler kullanıyor olsa bile söylediklerinin karşılığı bu kadar basit ve komplo mantığı ile açıklanabilecek bir duruma karşılık gelmiyor.

Televizyon ekranlarında konuşanların konuşmanın şehvetine kapılmak suretiyle ağızlarına geleni söyleyebilme gibi bir lüksleri yoktur! Herkesin kendisine benzesin ya da benzemesin bir diğerine karşı sevme zorunluluğu olmamasına karşın saygı gösterme durumunda olduğu gerçeğini unutmaması gerekiyor. Bu noktada sadece konuşmak için konuşma yerine söylediklerimin nereye gidebileceğini düşünerek konuşmak ve belki de bazen konuşmamak çok daha önem taşıyor. Irkçılık bazılarının söylemiş olduğu gibi bir çocukluk hastalığı olarak nitelendirilebilecek kadar basit bir olayın karşılığı değildir. Irkçılık, içinde yaşadığımız dünya üzerinde kendimizi konumlandırmış olduğumuz yer üzerinden bizim gibi olmayanlara dair ürettiğimiz bütün olumsuzlukların arkasında yatan bakış açısını beslemenin yanı sıra bunları dolaşıma sokan anlayışın adıdır. Mutlak surette mücadele edilmesi gereken ve göz ardı etmenin çok daha büyük etkileri yaratabileceği duruma karşılık gelmektedir. Bu yüzden de böylesi ifadelerle spor sahalarında da toplumsal hayatın içerisinde de mutlak surette mücadele etmeli ve bu anlayışın hakim kılınmasına engel olmalıyız.