Ahmet Sever

04 Eylül 2016

Yazık, çok yazık...

O Türkiye’den geldiğimiz bugünkü Türkiye’ye bakar mısınız?

Bir Türkiye düşünün...

Ülkede peş peşe reform rüzgarları estiriliyor, tabular yıkılıyor, özgürlükçü yasalar TBMM’den ardı ardına geçiyor...

Demokrasi ve insan hakları alanında dev adımlar atan Türkiye, Batı’dan İslam dünyasına her yerde hayranlık ve heyecan uyandırıyor...

Nüfusunun çoğunluğu Müslüman bir ülke, İslam’ın demokrasi, laiklik ve çoğulculukla bağdaştığını gösteren bir model sunuyor tüm dünyaya...

Batı basını Türkiye’ye hemen hemen her gün övgüler düzüyor...

İngiliz Time dergisi Recep Tayyip Erdoğan’ı kapaktan “Yılın Devlet Adamı” seçiyor...

Fransa’nın Edgar Morin, Alain Touraine gibi dünyaca ünlü aydınları Le Monde gazetesine ortak imzalı bir makale yazıp, AB’ye “Türkiye’ye kapıları aç” çağrısı yapıyor...

İçinde eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtissari’nin de bulunduğu bir grup Avrupalı eski başbakan ve bakan “Bağımsız Türkiye Komisyonu” kurup, Türkiye lobisi yapmak için Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyor...

Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltmesiyle tanınan Avrupa Parlamentosu’nda, 7 farklı dilde  “Türkiye’ye evet” pankartları açılıyor...

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda bile Erdoğan’ı Esad ile kıyasladığı için Brüksel’de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile yapacağı görüşmeyi iptal ediyor...

Sosyalistlerin başı Kılıçdaroğlu’na karşı Erdoğan’ı savunuyor...

AKP milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı'na seçiliyor...

Sadece Avrupa’da değil İslam Konferansı Örgütü’nün başına da bir Türk geçiyor. Ekmelettin ihsanoğlu hem de iki dönem üst üste genel sekreterlik koltuğuna oturuyor...

Bu rüzgarla Türkiye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine aday oluyor. 192 ülkeden 151’inin oyunu alarak ilk turda üye oluyor...

Türkler birbiri ardına çok önemli uluslararası görevlere getiriliyor...

Hikmet Çetin, NATO’nun Afganistan özel temsilcisi, Büyükelçi Hüseyin Diriöz NATO Genel Sekreter yardımcısı, Büyükelçi Ahmet Üzümcü Lahey’deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün Genel Direktörlüğü’ne atanıyor...

Dünyanın her tarafından cumhurbaşkanları ve başbakanlar akın akın Türkiye’ye geliyor. Her ay en az 3-4 yabancı devlet başkanı ağırlanıyor...

Komşularıyla “sıfır sorun” politikası izleyen Türkiye, bölgesinde “sorun çözücü” işlev görmeye başlıyor...

Aralarında anlaşamayan ülkeler Türkiye’nin kapısını çalmaya başlıyor...

Afganistan ve Pakistan Türkiye’nin hakemliğine başvuruyor...

Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan Cumhurbaşkanları sürekli İstanbul’a gelip, Türkiye’ye “Sorunlarımızı çözmemize yardımcı ol” diyor...

Dahası, Türkiye Suriye Devlet başkanı Esad ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasında arabuluculuk yapıyor...

İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile Filistin Devlet Başkanı Abbas birlikte Türkiye’ye geliyor, TBMM’de arka arkaya konuşuyor...

Daha fazla uzatmaya gerek yok...

Bugün bütün bu yazdıklarım hayal gibi görünüyor değil mi?

Oysa hepsi ama hepsi gerçekti...

Hepsi yaşandı...

Ama bitti...

O Türkiye’den geldiğimiz bugünkü Türkiye’ye bakar mısınız?

Türk’ün Türk’ten pek çok dostu varken...

Yine Türk’ün Türk’ten başka dostu yok noktasına yeniden savrulduk...

Yazık...

Çok yazık...