Politika

Zaman yazarı Türköne: Arınç parametresi politik süreçlere ve iktidar denklemine bilinçli bir müdahaledir

"Bülent Arınç, ağzından çıkan sözlerin yol açacağı sonuçları iyi hesaplıyor"

31 Ocak 2016 18:21

Zaman yazarı Mümtaz'er Türköne, Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, önceki gün CNN Türk’te Taha Akyol’un "Eğrisi Doğrusu" programında, AKP’ye ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yönelik eleştirileri için, “Bülent Arınç parametresini ciddiye almalısınız; çünkü müdahale basit bir vicdan patlaması değil, politik süreçlere ve iktidar denklemine bilinçli bir müdahale” dedi. Türköne, “Bülent Arınç, ağzından çıkan sözlerin yol açacağı sonuçları, devireceği hacıyatmazları gayet iyi hesaplıyor. Sözler ağır, bu sözleri düştüğü yerden yani muhatabının üzerinden kaldırıp durumu düzeltmek çok zor” ifadesini kullandı.

Türköne’nin Zaman’da “Bülent Arınç parametresi” başlığıyla bugün (31.01.2016) yayımlanan yazısı şöyle:

Bu parametreyi, ilişkide olduğu her şeyi değiştiren bir bağımsız değişken olarak da düşünebiliriz.

Bu parametre, iktidarın çok karmaşık hiyerarşisini ve kapladığı geniş alanı "özgül ağırlığı" ile boydan boya belirleyen en temel değişkenlerden biri. Dışarıdan, muhalefetten, potansiyel düşmanlardan biri değil, iktidarın temel kimyasını şekillendiren bileşenlerin birinden söz ediyoruz. Halâ iktidarın iknaya ve rızaya dayanan meşruiyetini, Bülent Arınç parametresi tek başına oluşturuyor. Ağırlığını ve etkisini, sahip olduğu iktidardan veya nüfûz ettiği alandan değil, haklılığından ve sağladığı güvenden alıyor. İçeriden olması, kendi adına konuşması, konuşmasının bir vicdanî mükellefiyet olarak hemen karşılık bulması hep bu parametrenin bağımsız bir faktör olarak gücünü gösteriyor.

Bülent Arınç'ın Taha Akyol'un programında söylediği sözler bu yüzden, bugüne dair demokrasi ve hukuk sorunlarının tamamının algısını değiştirecek kadar önemli. "Hakimler tehdit ediliyor" diyorsa, "yargıç güvencesi"nin bütünüyle ortadan kalktığına hükmetmelisiniz. "'Meslekten çıkartılırsın, verilen talimatlara uymazsan başına neler gelir' diye, insanlara maalesef ceza veriliyor" diyorsa, başınıza örülecek çoraplardan emin olamazsınız. Bülent Arınç, "Paralel yapı operasyonları" diye insanların  verilen talimatlarla tutuklandığını, cezaevinde tutulduğunu ve savcıların kasten iddianame hazırlamayarak tutukluluğu bir zulüm aracına dönüştürdüklerini söylüyor. Devam ediyor: "Yargının en ağır yaralarından birisi, savcılara -MİT TIR'ları, Can Dündar davası gibi- böyle çok iddialı davalar açtırmak" ve yargının içine düştüğü bu acı durumdan mutlaka kurtulması gerektiğini vurguluyor.

Arınç'ın "Dolmabahçe mutabakatı" hakkında, birinci ağızdan verdiği bilgiler yakın tarihimizin bu çok önemli bilmecesini çözerken, birinci sırada Cumhurbaşkanı'nı büyük bir vebalin altına sokuyor. Dolmabahçe mutabakatı, siyasî entrikalar, seçim hesapları ve Türkiye'nin birlik ve bütünlük politikasının, Kürt Sorunu'nun ve tam da Çözüm Süreci'nin iç içe geçtiği çok önemli bir aşamaydı. El sıkışıldı, mutabakat sağlandı; ancak HDP lideri "seni başkan yaptırmayacağız" diye başlattığı seçim kampanyası ile AK Parti'ye karşı parlak bir çıkış yapınca, masa devrildi, mutabakattan vazgeçildi. Üç hafta sonra Erdoğan bu mutabakatı tanımadığını ve bilgisi dışında yapıldığını ilan ederek durumu toparlamaya çalıştı. Bülent Arınç işte bu mutabakatın doğrudan Erdoğan'ın talimatı ve tafsilatlı müdahaleleriyle şekillendiğini söylüyor ki, bildiğimiz her şeyi değiştiriyor. Bunu söyleyen dönemin bir müşahidi veya muhalefet temsilcisi değil, Dolmabahçe Mutabakatı denilen görüşmeyi planlayan ve icra eden Hükümet'in resmî sözcüsü.

Bülent Arınç parametresini ciddiye almalısınız; çünkü düşüncelerine ve tercihlerine katılmasa bile herkesin sözüne itibar ettiği, vicdanında emin olduğu, üstelik yetki ve sorumluluk sahibi bir kişi devreye giriyor. Müdahale basit bir vicdan patlaması değil, politik süreçlere ve iktidar denklemine bilinçli bir müdahale. Bülent Arınç, kapısı çalındığı zaman konuşan, eteğindeki taşları döken biri değil. İzliyor, ölçüyor ve bir parametre olarak devreye girmeye karar veriyor. Ağzından çıkan sözlerin yol açacağı sonuçları, devireceği hacıyatmazları gayet iyi hesaplıyor. Bu yüzden söylediklerinin rüzgârı ile iktidar gemisinin yöneleceği istikameti takip etmek gerekiyor. Çok fazla kişiselleştirmeyin, bu parametre Bülent Arınç'ın şahsında somutlaşıyor ama 13 yıllık iktidarın çevresinde, bugün kişiselleşen iktidar tekelleşmesinden pek de memnun olmayanların ortak aklını ve gücünü temsil ediyor.

Bülent Arınç parametresini ciddiye alanların, bu sözlerden sonra Saray çevrelerinin girişeceği seri infazları da takip etmesi lâzım. Sözler ağır, bu sözleri düştüğü yerden yani muhatabının üzerinden kaldırıp durumu düzeltmek çok zor. Dün Abant Platformu'nda üzerimize çöken kasvetin, büyük ölçüde kişiselleşen siyasî sorunlarla baş etmenin zorluğundan kaynaklandığını fark etmiştim. İşte o kişiselleşen düzeyde teoriler, yüksek ve orijinal fikirler ve prensipler değil, Bülent Arınç parametresi etkili oluyor. Öyleyse verdiği mesajları tekrar özetleyelim: Yargı tehdit ediliyor, Dolmabahçe mutabakatı Erdoğan'ın eseri, paralel avı iktidarın yargıya müdahalesi ile zulme dönüşüyor… En önemlisi, bu parametre her an devreye girmeye hazır, tetikte bekliyor.