Yaşam

Sene 1933: Kürt aşiretinin Tokat’ta alamadığı arazinin belgeli hikayesi

25 Mart 2021 18:28
Yeni Yaşam gazetesinden Sait Çetinoğlu, 1933 yılında Tokat Deftarlığını'nın bir araziyi ihaleye çıkarması ve Bazikli Kürt aşireti mensuplarının bu ihaleyi kazanması üzerine yaşananları yazdı.

Dönemin Başbakanlık arşiv belgelerine dayanarak olayı yazan Çetinoğlu 1933 yılında Tokat Defterdarlığının Mübadil Rumlardan kalan Gerdikan ve Sarı Tarla köylerini kapsayan 250 dönümlük araziyi ihaleye çıkardığını, Bazikli Kürt aşireti mensuplarının bu ihaleyi kazanması üzerine devletin  tutumunu kaleme aldı.

Belgelere göre olay Dahiliye Vekaleti'ne (İçişleri Bakanlığı) intikal ettirildi. Sait Çetinoğlu Dahiliye Vekaleti belgesinde kullanılan dikkati çekerek "Kullanılan dil, devletin Kürtlere bakışını açık etmesi bakımından ilginçtir; Kürtlerin, 'bu iki köyü ele geçirmiş' olduğu ifade edilir. Kürtler sanki başka bir yerden gelip silah zoru ile buraları zapt etmişler gibi..." diye yazdı. 

Çetinoğlu'nun yazısı şöyle: 

Kürt zenginleri bulunmaz bir sığıntı olabilecek istidatta olan bu köyleri ele geçirerek Yozgat Vilâyetinde göçebe bir halde bulunan Kürtleri de buralara toplamağa gayret eyledikleri ve artırma sonunda 250 dönümlük araziye ait müzayedenin üzerlerinde kalarak bakiye arazinin de aynı zenginler tarafından alınmasına teşebbüs edildiği ve şimdiden de ev inşa etmek üzere hazırlığa başladıkları…” 

Kürtlere set

Dahiliye vekaletinin duracağı bir sınırı olduğunu kabul etmek çok zordur: “Bu Kürt aşiretinin bu iki köyü ele geçirmesindeki gaye gayet sarp olan bu mevkide şekavet tapmaktan ve Kürt çemberini tevsi etmekten ibaret ülkülerine” set çekecek, “Türk kanını taşıyan” ekte listeleri bağlanan “Geygel Türk aşiretinin 885 NO Lı kanunun 3 üncü 9 uncu ve 6 inci maddelerine göre yerleştirilmelerini” isterken, Kürtlere ceza kesilmesini şu cümlelerle istemektedir:  “[V]e buralarda tekasüf etmeğe [çoğalmaya] çalışan Bazikli Kürt aşiretinin de bu Vilâ­yet dahilindeki Türk köylerine serpiştirilme suretiyle aynı kanuna istinaden dağıtılıp yerleştirilmeleri hususunda Yüksek Vekiller heyetinden karar istihsaliyle tebliğine müsaade-i devletlerini ehemmiyetle arz ve istirham eylerim efendim.”

 Dahiliye Vekaleti, Baş Vekalete hareket tarzı ile ilgili isteklerini sıralarken Tokat Defterdarlığı’nın bağlı olduğu Maliye vekaletini de bir tezkere ile sığaya çektiğini, Maliye’nin “Baş Vekalet Yüksek Makamına” savunma babında yazdığı yazıdan anlıyoruz.

Kürtlere yaklaşım

“Vekaleti müşarunileyhanın [adı geçen] teklifi veçhile o havalide bulunan bu kabil arazinin satılmaması emir ve tasvip buyurulduğu takdirde evvelce satışı yapılmış olan yerden madasının müzayedelerinin tehiri icap edenlere tebliğ edilmek üzre yüksek iradelerine intizar ve Dahiliye vekaletinin tezkeresi ile merbutları rapten takdim olunur efendim.”

Baş Vekalet 5 .11. 1933 günlü kararnamesiyle, Kürtlerin yarışma ile aldıkları Gerdikan ve Sarı tarla köylerine Gaygel Türk aşiretinin yerleştirilmesi ve haddini bilmeyen Kürtlerin Türk köylerine serpiştirilip yerleştirilerek çoğalmasının önüne geçilmesi bakanlar Kurulunun 5.11.1933 gün ve 5326/2540sayılı kararnamesiyle cezalandırılması kararlaştırılarak taraf  bakanlık olan Dahiliye ve Maliye Vekilliğine bildirilir:

“Kararname Görülen lüzum üzerine, Tokat vilayetinin Pazar nahiyesine bağlı mübadil Rumlardan kalan Gerdikan  ve Sarı tarla köylerine 885 numaralı kanunun 3,6,9'uncu maddelerine göre 50 Hanede 207 kişiden ibaret Gaygel Türk aşiret efradının iskanları ve ilişik listede yazılı 74 hanede 391 kişiden ibaret Bezikli Kürt aşiretinin Tokat vilayeti dahilindeki Türk köylerine serpiştirilme suretiyle yerleştirilmeleri; Dahiliye vekilliğinin 3/9/933 tarih ve 3943 sayılı tezkeresi üzerine  İcra Vekilleri Heyetince 5/11/933 te kabul olunmuştur.”

Sonuç olarak, valilik, iki bakanlık, Bakanlar kurulu ve Reisicumhur’un Kürtlerle ilgili ya da Kürtlerin açık yarışmada mülk sahibi olmaları tehlikeli bulunup, Tokat Amasya illerinin Ezine, Yeşilova, Zile, Erbaa, Artova... ilçe ve nahiyelerinin Türk köylerine tek tek veya küçük gruplar halinde iskan edilerek “çoğalmaları” önlenir! O tarihte Mecburi İskan Kanunu çıkarılmamış, sürgüne kanuni kılıf henüz akla gelmemiştir. Devletin tepesinden zeminine resmi ideolojisi küçücük bir toprak parçasının satışında dahi nasıl bir zincirleme bir ısrarla sürdürülürken İttihatçı nüfus mühendisliği olanca berraklığıyla billurlaşıyor.

* Cumhuriyet arşivi: 030_0_18_01_02_41_81_011