Yaşam

Osmanlı Hanedanı'nın reisi Osman Bayezıd: Dolmabahçe Sarayı'nın camlarını silecektim

Osmanlı Hanedanı’nın 44. Reisi Şehzade Osman Bayezıd Türkiye'yi ilk kez 61 yaşında gördü

02 Ağustos 2015 13:31

1924’te sürgüne gönderilen Osmanlı Hanedanı’nın torunları 10 farklı ülkede yaşamlarını sürdürüyor. ABD’de yaşayan 31. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid’in torunu ve Hanedan’ın 44. Reisi Şehzade Osman Bayezıd Efendi, ilk kez 61 yaşındayken Türkiye’ye geldi.  Ziyaretinde Osmanlı’dan kalma eserleri gezdiğini söyleyen Osman Bayezıd “en çok Dolmabahçe Sarayı’nı beğendim. Ancak Dolmabahçe’yi ziyaret ettiğimde camların kir içinde olduğunu görünce, dayanamayıp görevliye ‘Burası turistik bir yer. Saray camlarının kir içinde olması utanç verici, neden temizlemiyorsunuz?’ dedim. ‘Ödenek yok’ cevabını verdi. ‘Bunun için ödeneğe ne gerek var, yarın elimde bir kova ve sabunlu suyla gelip ben temizlerim’ diye çıkıştım. Ertesi gün gittiğimde camlar tertemizdi” dedi.

Habertürk gazetesinden Cemil Özyurt, 44. Reisi Şehzade Osman Bayezıd Efendi’nin hikâyesini yazdı:

Sultan Abdülmecid Han’ın 3. kuşak torunu, bugün hayattaki Osmanlı Hanedan üyelerinin en yaşlısı ve Hanedan Reisi Şehzade Osman Bayezıd Efendi, Osmanlı İmparatorluğu devam etseydi tahta III. Bayezıd olarak oturacaktı. Hanedan 1924’te sürgüne gönderildiğinde, annesi Şadiye Hadice Hanımefendi’nin karnında 6 aylıktı. 23 Haziran 1924’te Fransa’da, sürgünde doğan ilk şehzade oldu. Babası Şehzade İbrahim Tevfik Efendi, Sultan Abdülmecid’in oğullarından Şehzade Mehmed Burhaneddin Efendi’nin oğluydu. Şehzade İbrahim Tevfik Efendi, amcası Sultan II. Abdülhamid tarafından yetiştirilmişti ve sürgünün ardından ailesiyle gittiği Fransa’da 31 Aralık 1931’de vefat etti. Henüz anne karnındayken ilk göçünü yaşayan Şehzade Osman Bayezıd Efendi, babasının ölümünden 10 yıl sonra, 17 yaşındayken, annesi ve kendisinden 4 yaş büyük ağabeyi Şehzade Burhaneddin Cem Efendi ile birlikte bu defa Fransa’dan ABD’ye göçtü.

 

91 yaşında ama hiç evlenmedi

 

2. Abdülhamid’in torunu Şehzade Osman Ertuğrul Efendi’nin 2009’da vefat etmesiyle Osmanlı Hanedanı’nın 44. Reisi olan Şehzade Osman Bayezıd Efendi, taşıdığı unvanın tam aksine “sade” bir hayat yaşıyor ve kendini öyle mutlu hissediyor. 91 yaşında olmasına rağmen, halen tüm gündelik işlerini kendisi görebiliyor. Hiç evlenmedi. Nazik, espritüel, gururlu, düşündüklerini eğip bükmeden direkt söyleyen, hafızası çok güçlü, “Hayatımda enteresan bir şey yok’’ diyecek kadar da mütevazı bir karakter. Sürgünün ardından Türkiye’ye ilk kez 1985’te ayak bastı. Son olarak ise 2011’de gitti.

 

2. Dünya Savaşı’nda ABD ordusunda askerdi

 

Şehzade Osman Bayezıd Efendi, 3 erkek çocuk sahibi olan Şadiye Hadice Hanımefendi ve Şehzade İbrahim Tevfik Efendi çiftinin bugün hayatta kalan tek oğulları. Şehzade Osman Bayezıd’ın Kadriye Sultan, Fatma Zehra Sultan, Rabia Nilüfer Sultan, Ayşe Fethiye Sultan, Fevziye Sultan isminde, baba bir anne ayrı kız kardeşleri de oldu. Zira Türkiye’den sürgüne giderken, ailenin yanında, Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’nin ikinci karısı da vardı. Ancak kız kardeşlerinin hepsi zaman içinde başka yerlere dağıldı. Yıllar sonra ağabeyi Şehzade Burhaneddin Cem Efendi, kız kardeşi Nilüfer Sultan’ı Cezayir’de buldu. O sırada Şehzade Osman Bayezıd Efendi Amerikan ordusunda askerdi ve 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde Almanya’da görev yapıyordu.

 

‘Annem sürgüne giderken çeyizini bile yanına alamadı’

 

Nilüfer Sultan’ın ABD’ye gelebilmesi için ağabeyi Şehzade Burhaneddin Cem Efendi’nin “Gerekirse ordudan ayrıl, Nilü- fer’i ABD’ye götür” sözünü dinledi, ordudan ayrıldı. ABD’ye döndü- ğünde yanından Nilüfer Sultan da vardı. Nilüfer Sultan ömrünün sonuna kadar ABD’de yaşadı. Ağabey Şehzade Burhaneddin Cem Efendi 2008’de New York’ta vefat etti. Şehzade Osman Bayezıd Efendi’nin kız kardeşlerinden de hiçbiri bugün hayatta değil. Son olarak, uzun yıllar UNESCO’da çalışan Fevziye Sultan, 9 Nisan 2014’te Fransa’da yaşamını yitirdi. Şehzade Osman Bayezıd’ın, sürgüne dair en çok içine yer eden konu, ailenin Türkiye’den “apar topar” gönderilmiş olması. “24 saat vaktiniz var, ne taşıyabiliyorsanız alabilirsiniz, demişler. Ama ne taşı- nabilir ki! Annem düğün çeyizini dahi alamamış’’ diyerek anlatıyor. Annesi Şadiye Hadice Hanımefendi, baba tarafından da varlıklı bir ailenin kızıydı. Babası, 93 Harbi kahramanı Çürüksulu Gürcü Bahri Paşa’ydı. İstanbul Salacak’taki ünlü kırmızı Çürüksulu Yalısı, dedesinin yeğeni Çürüksulu Ahmet Paşa’ya aitti.

 

Koyu Katolik görümce Osmanlı gelin istemedi

 

Şadiye Hadice Hanımefendi çok güçlü ve karizmatik bir kişiliğe sahipti. Savaş yıllarında tek başına Fransa’dan Romanya’ya gitti. Çok zengin olan annesine ait malları sattı. “Türkiye’den kovuldukları için” üzgündü, ama asla geriye bakmadı. Çocuklarına da mümkün olduğunca Türk ve Müslüman bilinci aşılamaya çalıştı. Kuran öğrenmeleri için eve özel hoca getirdi. Şehzade İbrahim Tevfik Efendi’nin ölümünden sonra, “apartman toplantısında” tanıştığı karşı komşusuyla ikinci evliliğini yaptı. Ancak ikinci kocasının ailesi koyu Katolik’ti. Kayınvalide ve iki görümce, Müslüman gelinden pek hoşlanmamıştı. Ancak evlilik yine de gerçekleşti. Şehzade Osman Bayezıd, öz babasını ise şu cümlelerle anlatıyor: “Çok iyi piyano çalardı. Hatta piyanist olarak çalışması için Fransa’da farklı müzik evlerinden teklif aldı. Hepsini reddetti.” Şehzade Osman Bayezıd, 1941’de annesi ve ağabeyi Şehzade Cem Efendi ile New York’a ilk geldikleri günü de dün gibi hatırlıyor. Kardeşi ile dünyanın ilk gökdelen tarzı rezidansı Tudor City Apartmanları’nda oturdukları dairenin dar ve ince penceresinden dışarı bakıp “Sanırım çok fakiriz. Yoksa bu kadar küçük pencereli bir evde oturmayız’’ diye konuştuklarını anlatıyor. Şehzade Osman Bayezıd, ABD’de 45 yıl kütüphanelerde 15 dilde kitap çevirisi yaparak geçimini sağladı. 1997 yılında emekliye ayrıldı.

 

Türkiye’yi ilk kez 61 yaşında gördü

 

Hanedan Reisi Şehzade Osman Bayezıd, Hanedan’ın erkek üyelerine ülkeye dönüş yasağı 1974’te kalkmasına rağmen, Türkiye’yi ilk kez annesinin ısrarıyla 1985’te ziyaret etti. “Annem, ikinci eşi vefat edince Türkiye’ye dönmüştü. Bana da ‘Gel bir kez Türkiye’yi gör’ dedi. Ülkeden kovulmuştuk, gitmek istemiyordum ama annemi kıramadım. Gittiğimde ülkeyi çok beğendim. Banka sırasında yaşlı olduğumu gören gençler bana sandalye getirdiler. Çok hoşuma gitti” diyor. Sonrasında her yıl düzenli olarak Türkiye’yi ziyaret ettiğini ama yerleşmeyi hiç düşünmediğini söyleyip ekliyor: “Türkiye’de gömülmek gibi bir talebim de yok.”

 

‘Kova alıp Dolmabahçe’nin camlarını silecektim’ 

 

“Türkiye’ye ilk gidi- şimde dedelerimin yaptırdığı sarayları da gezdim. En çok Dolmabahçe Sarayı’nı beğendim. Ancak Dolmabahçe’yi ziyaret ettiğimde camların kir içinde olduğunu görünce, dayanamayıp görevliye ‘Burası turistik bir yer. Saray camlarının kir içinde olması utanç verici, neden temizlemiyorsunuz?’ dedim. ‘Ödenek yok’ cevabını verdi. ‘Bunun için ödeneğe ne gerek var, yarın elimde bir kova ve sabunlu suyla gelip ben temizlerim’ diye çıkıştım. Ertesi gün gittiğimde camlar tertemizdi.”

 

‘Türkiye’ye dönen hanedan mensupları izleniyordu’

 

“Hanedan’ın kadın mensupları için sürgün kararı 1952’de kaldırıldı. Annem Şadiye Hadice Hanımefendi, Türkiye’de sürekli gizli polislerce izleniyordu. Hatta bir seferinde, ağacın arkasına saklanmayı deneyen ancak şişman olduğu için bunu başaramayan polisi yanına çağırıp ‘Madem tüm gün beni takip edeceksin, bir işe yara, şu alışveriş poşetlerini taşı’ demiş.”

 

"Toplama kampı korkusu yaşadık"

 

“2. Dünya Savaşı yıllarında işgalci Almanlar, Türkiye’nin Almanya’ya karşı savaşa girmesi durumunda bizi rehine olarak kullanmak için Fransa’dan çıkışımıza izin vermiyordu. Fransa’dan ayrılabilmemiz için, ABD’deki Türkiye Büyükelçiliği’nden ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığımıza’ dair bir belge almamız gerekiyordu. Büyükelçi Münir Ertegün, belgeyi vermedi. Onun yüzünden, Almanlar tarafından toplama kampına götürülme korkusuyla 1 yıl daha Fransa’da yaşamak zorunda kaldık. Daha sonra ABD’ye gittiğimde Münir Ertegün’ün suratına bir yumruk patlatmak için soluğu büyükelçilikte aldım. Ama karşımda ufak tefek birini görünce vazgeçtim.”

 

‘Askerde dayak yedikten sonra adım ‘çılgın Türk’e çıktı’

 

“Askerde kamptayken, bir gece üzerime çullanan 3 kişiden dayak yedim. Yanımdan hiç ayırmadığım bıçağı etrafımdakilere göstererek ‘Bir daha yatağıma yaklaşan olursa, boğazını keserim’ diye çıkıştım. O günden sonra askerde bana ‘Çılgın Türk’ lakabını taktılar.”

 

‘Atatürk, Türkiye’yi bir avuç toprağa sıkıştırılmaktan kurtardı’

 

Şehzade Osman Bayezıd, “Atatürk ile ilgili ne düşündüğü” sorusuna şu yanıtı veriyor: “O, Türkiye’yi, Anadolu’da bir avuç toprağa sıkıştırılmaktan kurtardı. Annemden Türkiye hakkında hiçbir zaman kötü bir şey duymadım. Türkiye’yi çok seviyordu, sürgün kalkınca döndü.”

 

Hayatta 25 şehzade 16 sultan var

 

Osman Gazi’nin soyundan gelen erkeklere ‘şehzade’, kızlara ‘sultan’, sultanların Hanedan’dan olmayan bir erkekle evlediklerinde doğan erkek çocuklarına ‘sultanzade’, kız çocuklarına ise ‘hanım sultan’ deniliyor. Bugün hayatta 25 şehzade, 16 sultan, 23 sultanzade, 13 de hanım sultan var.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız...