Sağlık

Koronavirüs salgını - İtalya'nın karantinadaki 3 haftası: Şarkılar yerini sessizliğe bıraktı

Bundan en fazla iki ay öncesine kadar birçoklarının tatil, emeklilik ya da yaşam hayallerinin favori ülkelerinden biri olan İtalya, şu günlerde ise koronavirüs salgını nedeniyle dünyanın hemen yerinde kaygı ve ibretle izleniyor

01 Nisan 2020 15:08

Övgü Pınar- Roma

Bundan en fazla iki ay öncesine kadar birçoklarının tatil, emeklilik ya da yaşam hayallerinin favori ülkelerinden biri olan İtalya, şu günlerde ise koronavirüs salgını nedeniyle dünyanın hemen yerinde kaygı ve ibretle izleniyor. "İtalya gibi olma" ihtimali artık bir kabus senaryosu gibi anılıyor.

İtalya'da Şubat sonuna doğru fark edilen koronavirüs salgını bugüne kadar 12 binden fazla can aldı. 3 haftadır uygulanan karantina tedbirleri, yeni vaka sayısındaki artışta bir yavaşlama görülmesini sağladı ancak ölümler henüz hız kesmedi.

Yetkililer, salgın eğrisinde "plato" aşamasına gelindiğini, yani bir "nokta şeklinde değil, düzlük şeklindeki bir zirveye ulaşıldığını" söylüyor. Ancak tedbirler elden bırakılırsa, eğrinin bu düzlükten sonra inişe değil tekrar çıkışa geçebileceği uyarıları yapılıyor.

Bu nedenle hükümet, ilk başta 3 Nisan'a kadar sürmesi öngörülen karantina tedbirlerini, şimdilik Paskalya sonrasına, 13 Nisan'a kadar uzatma kararı aldı.

3 hafta önce karantinanın ilk günlerinde, her akşam 18'de yeni ölü-vaka sayılarının açıklandığı anda milli marş ve popüler İtalyan şarkıları söyleniyor, komşular birbirlerine dayanma gücü diliyor, "ayrı olsak da beraberiz" mesajı veriyordu.

Ölü sayısı katlandıkça, tünelin ucunu görme beklentisi uzaklaştıkça, akşamları evlerin balkonlarından, pencerelerinden yükselen bu şarkılar, alkışlar da artık duyulmamaya başladı. Son günlerde akşam 18'de huzursuz bir merakla televizyon karşısına geçilip sessizce yeni "bilanço" hazmedilmeye çalışılıyor.

Okullarından uzak kalan çocukların çizdiği resimlerin ve "Her şey iyi olacak" (Andra' tutto bene) mesajının yer aldığı posterlerin rengi, Roma'da karantinaya eşlik eden bahar güneşinde solmaya başladı.

Hükümet, salgının ve karantina tedbirlerinin vatandaşa ekonomik yükünü azaltabilmek için destek paketleri açıklasa da, bu yardımlar açığı kapatmaya yeterli görülmüyor. Özellikle refah seviyesinin kuzeye göre düşük olduğu güney bölgelerde ekonomik sıkıntıların toplumsal huzursuzluk ve ayaklanmalara sebep olmasından endişe ediliyor. Mafya yapılanmalarının da ekonomik sıkıntıları "fırsata" çevirerek nüfuzunu arttırması ihtimali dile getiriliyor.

"Meydanlarımızı, sokaklarımızı kesif bir karanlık kapladı"

İtalya'nın hayalleri süslemesinde baş rol oynayan canlı meydanların, sokaklardaki masalardan yükselen yemek kokularının, kadeh seslerinin, sohbetlerin, gülüşmelerin yerini haftalardır iç karartıcı bir boşluk ve sessizlik aldı.

Bu dönemde İtalyanları en çok etkileyen tarihi anlardan biri de, Katolik Kilisesi lideri Papa Francesco'nun geçen hafta yaptığı dua oldu. Papa, 3 hafta öncesine kadar her gün, her saat kalabalık olan Vatikan'daki San Pietro Meydanı'nda tek başına, yağmur altında dua etti. Papa, "Haftalardır akşam çökmüş gibi. Meydanlarımızı, sokaklarımızı ve şehirlerimizi kesif bir karanlık kapladı; hayatlarımızı ele geçirdi, her şeyi sağır edici bir sessizlikle ve kasvetli bir boşlukla doldurdu" diyordu. Bu anlar hem internette hem de İtalyan televizyonlarında izlenme rekorları kırdı.

Dayanışma örnekleri sürüyor

Ölümlerde hala kayda değer bir azalmanın görülmemesi ve karantina süresinin uzatılmasının da etkisiyle umut gittikçe yerini kaygıya bıraksa da, insanlar arasındaki dayanışma örnekleri de devam ediyor.

Salgınla mücadelede en ön saftaki sağlık çalışanları ve hastanelere bağış ve destek kampanyaları büyük destek görüyor.

Birçok kentte, ihtiyacı olanların alabilmesi için sokaklara, sepetlere temel ihtiyaç malzemeleri bırakılıyor.

Gönüllüler, yaşlılara ve ihtiyaç sahiplerine destek için market alışverişi yapıyor.

Covid-19 hastalığına yakalanıp iyileşenlerin hikayeleri gittikçe daha sık duyulur hale geliyor.

"Sosyal mesafeyi kapamak zor olacak"

İnsanlardan uzak kalmayı tahammül edilebilir hale getiren telefonlar, mesajlar, video konferans görüşmelerinde bu 3 hafta boyunca çevremden en sık duyduğum duygular, ölümler için duyulan acı ve belirsizliğin getirdiği korkunun yanı sıra "özlem" ve "nostalji".

Bir arkadaşın evine uğrayıp balkonda beraber kahve içmeye, ofiste çalışırken arada mola verip 5 dakika hava almaya çıkmaya, doğum günlerini beraber kutlamaya, koronavirüsten değil "havadan sudan" konuşabilmeye duyulan özlem. Sosyal mesafeden kurtulup, sevdiklerimize güvenle yaklaşabilmeye, sarılmaya duyulan özlem.

İtalya'da koronavirüs salgınının idaresinden sorumlu Sivil Savunma Başkanı Angelo Borrelli ise sonunda her şey bittiğinde de bu bir metrelik sosyal mesafeyi kapamanın çok kolay olmayacağını söylüyor.

Bugünkü Corriere della Sera gazetesinde durum değerlendirmesi yapan Borrelli, "Bugün bizi ayıran bu bir metreyi telafi etmenin çok zor olacağından korkuyorum. Gerekli önlemler sebebiyle korku ve kaygıyı da içselleştirdik. Birbirimize yavaş yavaş yeniden yaklaşabilmek için güven ve şefkat duygularına sahip çıkmalıyız" diyor.

Öte yandan koronavirüs karantinası döneminin, toplumsal bellekte bırakacağı izlerin olumlu yönlendirilmesi halinde toplumlar için umutlu bir gelecek senaryosu öngörmenin mümkün olduğunu savunanlar da var. Borrelli de bu ihtimali savunuyor:

"Bir birlik hissinin ortaya çıkmasını, ortak yararın hak ettiği ilgi ve alakayı bulmasını umuyorum. İnsanlara ve özellikle de yeni nesillere umut dolu bir gelecek verebilmek için bu vazgeçilmez bir koşul olacak."

BBC