Yaşam

"İstanbul'da teneke evlerin çaresiz yoksulları; insan görünce belediye geldi diye seviniyorlar"

İstanbul'da kışın en çok etkilediği mahallede Roman vatandaşlar oturuyor

13 Ocak 2017 12:07

İstanbul’da Pendik, Sancaktepe ve Sultanbeyli belediyelerinin tam ortasında çoğunlukla Roman yurttaşların oturduğu 'teneke' mahallede, yaşam, kara kışla birlikte iyice zorlaştı. Sunta ve sacdan yapılan evleri su basmış. Kar yolları kapatmış. Yoksulluk ve hastalık en çok çocukları vuruyor. Mahalle sakinleri, "Yakacak odunumuz, kömürümüz yok. Çocuklarımız yalınayak geziyor. Kimse ne haldesiniz diye sormuyor" dedi. Tenek mahalleye yaptığı ziyareti anlatan Cumhuriyet'ten Seyhan Avşar, "Bizi karşısında görünce, yardım beklediği belediye çalışanları olduğumuzu zannedip seviniyor" dedi.

İzlenim haberi şöyle:

Karda çıplak ayaklı çocuklar

İlk durağımız Yongacı ailesinin sunta ve sacdan yaptıkları baraka... Gözümüze ilk çarpan ise karda çıplak ayakla gezen çocuklar. Karanfil Yongacı (44) bizi karşısında görünce, yardım beklediği belediye çalışanları olduğumuzu zannedip seviniyor. Gazeteci olduğumuzu öğrenince ise belki birileri seslerini duyar ümidiyle konuşmayı kabul ediyor. Tek gözlü, tuvaletin olmadığı eve girer girmez yanan sobadan sızan yoğun duman gözlerimizi yaşartıp, nefesimizi kesiyor. Yerde ise çöpten toplananlarla kurulan sofra serili...

"Kâğıt toplayıcılığı yapıyoruz"

Karanfil Yongacı’nın gelini Hülya Yongacı (24) ise on dört yaşında eşine âşık olup, ailesinin evlenmesine izin vermemesine karşın bohçasını toplayıp kaçmış. İki erkek çocuk annesi olan Yongacı, “Düğünde gördüm eşimi, âşık oldum. Ailem vermeyince kaçtım. Şimdi ise bu haldeyim” diyerek özetliyor hayat hikâyesini. Güzel havalarda kâğıt toplayıcılığı yaptıklarını söyleyen Yongacı, "Hava şu an çok kötü. Kâğıt toplayabilmek mümkün değil. Evimiz çok soğuk oluyor. Yakacak odun bulamadığımız için ne bulursak onu yakıyoruz. O da ısıtmıyor. Duman yapıyor. Suyumuz yok, elektriği ise bir komşudan çektik. Bu şartlarda çocuklarım sürekli hasta oluyor. Sağlık ocağına gidiyoruz ama ilaçları alacak paramız yok” diye anlatıyor.

"Belediye yardım eder diye bekliyoruz"

Kırk yıldır İstanbulda olduklarını söyleyen Karanfil Yongacı, “Evli iki oğlum var. Evi ortadan ikiye ayırdılar. Biri burada (eliyle gösteriyor), diğeri yan tarafta yaşıyor. Altı torunum var. Birinin kalbi delik. Oğlumla, gelinim onu hastaneye götürdü. Halimiz perişan torunlarımın giyecek çorapları bile yok. Elimiz yüzümüzde belediye yardım eder diye bekliyoruz. Ben kendim için değil, torunlarım için yardım istiyorum” diyor.