Kültür-Sanat

Gözyaşlarındaki sanat eserleri

"Gözyaşlarını toplamak zor oldu"

27 Nisan 2017 17:07

Can Bonomo'nun klibinde ağlayan erkeklerin gözyaşlarını mikroskopla inceleyen Biosanatın temsilcilerinden Ayşe Gül Süter, bu gözyaşlarını sanat eserlerine dönüştürdü. 
Biosanat, sağlık ve biyoloji alanındaki gelişmeleri takip ederek, eleştirerek veya buradaki teknik ve ekipmanları kullanarak yapılan sanat akımı. Temelleri, Sanatçı Eduardo Kac’ın 2002’de bir deniz anasından aldığı yeşil floresan proteini bir tavşana ekleyerek laboratuvar ortamında Alba adlı yeşil fosforlu bir tavşan yaratmasıyla atıldı.

Evrensel gazetesinden Nazife Yaşar ve Elif Ekin Sarısaltık'ın haberine göre, biosanatın temsilcilerinden Ayşe Gül Süter de “Erkekler ağlamaz” algısını kıran bir çalışmaya imza attı.

Nilüfer’in “Erkekler Ağlamaz” şarkısını “Erkekler de Ağlar” olarak yorumlayan Can Bonomo’nun klibinde, ağlayan erkeklerin gözyaşlarını mikroskopla inceleyen Süter, bu gözyaşlarını sanat eserlerine dönüştürdü.

"Duygusal arazilerimizin kuş bakışı fotoğrafları"

Projeyi duyunca çok heyecanlandığını belirten Süter, projenin bir parçası olmak isteğini şöyle anlatı: "Toplumumuzdaki “erkekler ağlamaz” tabusunu yıkmak ve ağlamanın normal insani bir tepki olarak görülmesi için çok güzel bir kampanya. Her gözyaşı, kişiye özel ve eşsizdir, aynı bir kar tanesi gibi. O anda bir duygulanım tepkisi olarak üretilir ve o ana ve kişiye aittir, aynısından bir daha üretilemez. Sanki duygusal arazilerimizin kuş bakışı fotoğrafları olan bu fotoğraflar, gözyaşının 2-3 dakika içinde kuruyup buharlaşmasından oluşmuş kristalleşmiş tuz parçalarıdır. Bu olağanüstü fotoğrafları, kişi sadece gözyaşlarını dökerek üretmiştir. Aristo’nun dediği gibi, ağlamak zihnimizi temizler, algılarımızı berraklaştırır, psikolojik gerilimi azaltır ve sergide de gördüğünüz gibi, aynı zamanda eşsiz fotoğraflar üretir.

"Gözyaşlarını toplamak zor oldu"

Süter, “Gözyaşlarını toplamak zor olmadı mı” sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor: “Hayli zordu. Ama bize yardımcı olan bir ekip vardı. Gözyaşlarını laboratuvar tüplerinin içine yerleştirip daha sonra bunları mikroskop altında inceleyip fotoğrafladım.” 

4-5 sene önce tesadüfen bir mikroskobun altında deniz kestanesinin hareketini görünce çok heyecanlanan Süter, bu alanda eğitim de almış. New York Üniversitesinde animasyon okuyan Süter, “Hiçbir bilgisayar programı, deniz kestanesinin mikroskop altında şahit olduğum hareketi kadar büyüleyici olamazdı. Adeta kocaman bir film seti gibiydi, halbuki sadece gözümüzle göremediğimiz mikro hareketlerini mikroskop sayesinde daha iyi görebiliyorduk” diyor. 

Ayşe Gül Süter, biosanatı şöyle anlatıyor: “Ben biosanat tanımında, biyoloji alanında kullanılan teknik ve ekipmanları kullanarak organizmaların hareket, renk ve doku farklılıklarını inceleyip bu biyolojik oluşumları farklı araçları kullanarak izleyiciyle paylaşmayı kastediyorum. Biyolojik oluşumdan kastım, bitkiler, deniz canlıları. Beni biosanatta heyecanlandıran başka bir sebepse, bilim alanında kullanılan görüntüleme tekniklerini, sanatçıların kendi pratiklerine entegre ederek bir dil oluşturmaları ve katılımcıya deneyimletmeleri, pek çok alandaki sınırların kalktığına bir örnek oluşturmaktadır.”