Politika

'Geçici Başbakan'ın kendince bakan seçmesi, anayasaya aykırı'

Ankara’da 'yetki gaspı' ve 'HDP’li bakan' tartışmalarını, CHP’li Uluç Gürkan ve eski bakan Ertuğrul Günay değerlendirdi

20 Ağustos 2015 23:06
Hülya Karabağlı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hükümet kurmakla görevlendirmemesiyle başlayan "yetki gaspı" tartışması olası bir erken seçim hükümetinde HDP’li bakanların ataması kriziyle sürüyor.

TBMM eski Başkanvekili CHP’li Uluç Gürkan, “Seçim hükümeti kurulduğunda, hükümeti kurmak üzere atanan Başbakan siyasi partilerin belirleyeceği bakanların isimlerini tartışma konusu yapması söz konusu değildir” dedi. Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, “Geçici Başbakan'ın diğer partilerden kendince Bakan seçmesi, anayasanın öngördüğü 'seçim ortamı için güven verici Hükümet' arayışına aykırıdır” dedi.

 

Gürkan: Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nu görevlendirmesi anayasal görev

 

Meclis eski Başkanvekili gazeteci- yazar Uluç Gürkan ve Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay’ın T24’ün sorularına değerlendirmeleri şöyle:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’nın 116 ve 114 üncü maddelerinde yazılı olan 45 günlük bir süreyi mutlak bir yetki olarak sahiplenmesi, Anayasa hükmünün hem “lafzına” hem de “ruhuna” aykırıdır. Ötesinde, teamüllere de uygun değildir.

Cumhurbaşkanın, Ahmet Davutoğlu’nun görevi iade etmesiyle birlikte, bırakın 45 günlük “ihtiyari” sürenin dolmamış olmasını, dolmuş olsaydı dahi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hükümeti kurmak üzere görevlendirmesi zorunluydu. Bu onun Anayasal görevidir. 

Parlamentoda 80 milletvekili olan HDP, CHP’den gelecek her hükümet formülüne açık olduğunu kamuoyuna duyurmuştur. MHP de, Kılıçdaroğlu ile görüşeceklerini belirtmiştir. Bunun anlamı, Kılıçdaroğlu’nun kuracağı hükümetin, CHP’li 131 milletvekiliyle birlikte parlamentoda toplam 291 milletvekilinin desteğine sahip olabileceği ve güvenoyu konusunda Davutoğlu’ndan daha avantajlı bulunduğudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parlamentodaki bu siyasi tabloyu görmezden gelmesi ve Kılıçdaroğlu’nun malikanesi hakkında mahkeme kararları doğrultusunda yaptığı açıklamaları gerekçe göstererek görevlendirilmemesi “yetki aşımıdır.” Normal olan Kılıçdaroğlu’nun görevlendirilmesi, ancak onun malikaneye gitmeyi reddetmesi halinde “görevlendirmenin yapılamadığının” açıklanmasıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koalisyon görüşmeleri sürecindeki taraflı tutumu ve Türkiye’nin yönetim biçiminin hukuki altyapısı olmadığı halde fiilen değiştiği biçimindeki beyanı nedeniyle Yüce Divan’a gönderilebilir. Anayasa’nın 146. ncı maddesi, Cumhurbaşkanı’nın “göreviyle ilgili suçlardan dolayı” Anayasa Mahkemesi’nde yargılanabileceğini öngörmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Anayasa’yı ihlalle suçlayan parlamentodaki muhalefet partilerinin bu Anayasa hükmünü yaşana geçirecek sayısal yeterliliği vardır.

Seçim hükümeti kurulduğunda, hükümeti kurmak üzere atanan Başbakan siyasi partilerin belirleyeceği bakanların isimlerini tartışma konusu yapması söz konusu değildir. Ancak bunların hangi bakanlıklara atacağı Başbakanın takdirindedir. Dolayısıyla, HDP’ye MGK toplantılarına katılan bakanlıkların verilip verilmemesi başbakanın yetkisindedir.

Bakanlar Kurulu kararları oybirliği gerektirir. Seçim sürecinde bir Bakanlar Kurulu kararına ihtiyaç duyulur ve bu konuda HDP’li bakanların muhalefetiyle karşılaşılırsa, bu sorun bugün yazılı basında tartışıldığı biçimde “azil” yoluyla da çözülemez.  Çünkü, seçim hükümetinde o bakanlıklar Anayasa gereğince HDP’ye ait olacaktır.

 

'Milli mutabakat hükümeti'

 

Giderek tırmanan terör olayları, Cumhurbaşkanına ülkeyi güvenlik endişeli bir seçime götürmek değil, “milli mutabakat hükümeti” için çalışmak sorumluluğunu yüklemektedir. 

 

Ertuğrul Günay: Yeni bir isme görev vermemesi Anayasaya aykırı

 

Sayın Davutoğlu'nun Hükümet'i kurmakta başarılı olamaması ve bu nedenle görevi iadesinden sonra, Sn Erdoğan'ın yeni bir isme görev vermemesi Anayasa'ya açık bir aykırılıktır.

Görülüyor ki Sn Erdoğan, seçimden bu yana zamanın bütünüyle kötü kullanılmasına rağmen, henüz 45 günün dolmamış olmasını hesaba katmakta ve bu kısa süre içinde muhalefetin beklenmedik bir adım atmasından çekinmektedir. O nedenle, yeni bir Anayasa ihlalini göze alarak Hükümet kurma görevini kimseye vermemekte ve ülkeyi seçime sürüklemekte kararlı görünmektedir.

Seçim boyunca işin bu yönü sanırım hep tartışılacak, Sn Erdoğan'ın Anayasa dışı tutum ve davranışlarının bu gergin ortamda ülkeyi seçime ve daha büyük bir kargaşaya sürüklediği hep ileri sürülecektir.

Öte yandan, 'geçici seçim Hükümeti'nin oluşumunu düzenleyen Anayasa maddesinin demokratik yaşamın geleneklerine uygun biçimde yorumlanmaması ve keyfi uygulaması da yeni tartışmaları beraberinde getirecektir.

Anayasa’nın konuya ilişkin 114. maddesine göre, Hükümete hangi partinin kaç Bakanla katılacağı TBMM Başkanlığınca belirlenecek; geçici Başbakan da partilerden bu belirlemeye göre bakan atayacaktır.

Burada, koalisyon hükümetlerinde olduğu gibi Hükümet'te görev alacak Bakanları, mensup oldukları partinin belirlemesi doğaldır. Çünkü, Anayasa 116 gereğince yapılacak seçimlerde geçici Bakanlar Kurulu, Anayasa'nın öngördüğü bir büyük koalisyondur. Geçici Başbakan'ın diğer partilerden kendince Bakan seçmesi, Anayasa'nın öngördüğü 'seçim ortamı için güven verici Hükümet' arayışına aykırıdır.

Sanıyorum CHP ve MHP bu atamalarda keyfi bir uygulama yapılacağını gördükleri için, baştan bu Hükümet'te yer almayacaklarını açıklamış bulunmaktadırlar.

Hükümet görevlendirmesinde olduğu gibi burada da Anayasa ve demokrasi kuralları çiğnenirse, seçimlerin meşruluğuna gölge düşecek ve daha seçime girerken önemli yeni tartışmalar ve yeni gerginlikler başlayacak demektir.