Politika

CHP'li Bekaroğlu: Bu helal yemeyi içmeyi filan anladım ama turizmin helali nasıl oluyor?

“Sizin camia, dindarları piyasaya dâhil etmek için bunu yapıyor, garibanları kandırıyorsunuz"

09 Kasım 2018 23:17
Hülya Karabağlı

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu ve Helal Akreditasyon Kurum bütçeleri görüşmeleri sırasında 'helal otel' konusunu gündeme getirdi. “Bu helal yemeyi içmeyi filan anladım, turizmin helali nasıl oluyor, bu helal işi nedir” diye soran Bekaroğlu, helal işinde çok ciddi problemler olduğunu söyledi.

Bekaroğlu, “Helal ticaret yani din siyasete miyasete her şeye alet edildiği gibi ticarete müthiş bir şekilde alet ediliyor. Bu sertifikasyon falanda da bir takım kurullara haksız bir şekilde bazı şirketlere verildiği işte helal otel. Helal otel nasıl oluyor arkadaşlar” deyince AKP’li Denizli Milletvekili Nilgün Ök, “Sanki Türkiye'ye özgüymüş gibi soruyorsunuz” diye cevap verdi. 

Ök’ün sözlerine “Yok efendim yok, istismar, istismar. Dinin kullanılması bu, kullanılması “ diye yanıt veren Bekaroğlu, “Bir de sizin camiayı, dindarları piyasaya dâhil etmek için bunu yapıyorsunuz, kandırıyorsunuz garibanları ya, gelin israf edin, yiyin için diye, helale gelin diye kandırıyorsunuz” diye konuştu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan komisyonda, Helal ekonomisinin küresel bazda 3,9 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştığına dikkat çekti ve 1,8 milyar Müslüman nüfusun gıda, tekstil, eczacılık ürünleri, kozmetik gibi alanlarda helal ürün ve belgelendirmesine ilişkin talebinin giderek arttığını, bu ihtiyacın giderilmesine yönelik Helal Akreditasyon Kurumunun 2019 yılında akreditasyon faaliyetlerine başlayacağını söyledi.

Milletvekillerinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarına geçen konuşmaları şöyle:

"MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Merak ediyorum, ne katkısı oldu, büyümeye ne katkısı oldu, ne getirdi, ne kadar istihdam sağladı, ne oldu? Sayın Bakanım, merak ediyorum yani. Bunun hesabını sormayacak mıyız? Biz o zaman muhalefet olarak çoğu bu Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüldü ve sürekli olarak bunların bir işe yaramayacağını, daha da zarar olacağını söyledik bizi dinlemediniz. Netice itibarıyla demokraside çoğunluk karar verdi. Peki, hiç olmazsa yani yanlış yaptık demeyecek misiniz? Bunlar nereye kadar gidiyor?

Değerli arkadaşlarım, bu Rekabet Kuruluyla ilgili bir şey söyleyeceğim işte bağımsız filan denetleyici menetleyici. Ya, bu kurulların bu özelliklerine güven bütünüyle ortadan kalktı, artık hiç kimse; piyasalar da, sokaktaki insan da artık Türkiye'de herhangi bir bağımsız denetleyici bir kurulun olduğunu, o kurulun doğru kararlar verdiğine filan inanmıyor. Artık o istediğini, bir tane adam var, seçildi, o adam her şeyi yapıyor, her şeyi biliyor, her şeyi yapıyor herkesi zaten o atıyor, o alıyor, o kaldırıyor. Bakanlığın nasıl olacağını o düzenliyor, bakanlığın içindeki adamları o koyuyor, bütün bürokrasiyi o tayin ediyor. Böyle görülmüş bir şey yok. Padişahların filan böyle bir yetkisi yok. Rekabet Kurulu da görevini yapmıyor. Şimdi, ben Rekabet Kurulu Başkanına buradan sorayım, size sorayım: Türkiye'de medyada yine cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir tekel kuruldu, artık düşünce ifade özgürlüğü diye bir şey kalmadı, ifade edecek insanların, yurttaşların, vatandaşların düşüncelerini ifadede edebilecekleri, muhalefet edebileceği hiçbir şey kalmadı. Mesela, büyük bir medya kuruluşunun bir yerden bir yere bir akşam geçerken bunun parasını, kredisini de devlet bankalarından verilmesini nasıl uygun buldunuz, gerçekten uygun buldunuz mu? Yani buldun, bağımsız olarak mı yaptınız? Yani gerçekten merak ediyorum.

Bitiriyorum, bir iki tane konu var, küçük konu bunlar. Bu dâhilde işleme rejimiyle ilgili de bir sürü sorular var, sıkıntılar var. Dâhilde işlenmiyor, içeriye de gidiyor. Mesela çayla ilgili sürekli bir spekülasyon yapılıyor -ben Rizeliyim- çayla uğraşıyorlar, bir şekilde Türkiye çay tiryakisinin damak tadını değiştirmek için sürekli harmanlar yapılır, dâhilde işlenecek, satılacak diye çay gelir, yerli çayla harmanlanır satılır. Gerçekten kontrol ediliyor mu? Böyle değil. Nerede, ne girdi biliyoruz, nereye çıktığını hepsini tek tek gösterebiliriz diyebilir misiniz yani bunları tek tek sorma durumumuz da olabilir.

Son olarak, bu gümrük kapılarının modernizasyonunu TOBB'a verdiniz değil mi? Bütün gümrük kapıları böyle miydi Sayın Bakan? TOBB'un şeyinde.

 OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Nereden bilecekler?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bilirler, bilirler. Nasıl bilmezler?

TOBB'la ilgili ben hiçbir şey alıp satmadım hayatım boyunca ama bana bu şikâyetler geldiğine göre size de geliyordur, nasıl gelmez yani? Problemler var dünya kadar. Bu TOBB, yerel yerlerde, gümrük kapılarında oluşturmuş olduğu şirketler, şirketin de bir adı var ama şu anda kâğıtlarımın arasında, şirkette problemler var, kayırmacılık yapılıyor, haksızlıklar yapılıyor, haksız kazançlar oluşturuluyor, bazı adamlar devre dışı bırakılıyor, rekabete asla izin verilmiyor Rekabet Kurulu Başkanı, "Rekabete asla izin verilmiyor." filan diyorlar.

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bir son cümleyle bitireyim.

 Ya, bu Helal Akreditasyon... Ya, bu helal yemeyi içmeyi filan anladım, turizmin helali nasıl oluyor, bu helal işi nedir? Bu helal işinde de çok ciddi bir problem var. Helal ticaret yani din siyasete miyasete her şeye alet edildiği gibi ticarete müthiş bir şekilde alet ediliyor. Bu sertifikasyon falanda da birtakım kurullara haksız bir şekilde bazı şirketlere verildiği işte helal otel... Helal otel nasıl oluyor arkadaşlar? Helal otel... Nasıl oluyor? Helal otel nasıl oluyor biliyor musunuz?

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu...

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Tek bizde değil, dünyada var.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Biliyorsanız cevap verin yani helal eti anladım yani domuz olmayacak, besmeleyle kesilecek filan anladım ama helal otel nasıl oluyor?

 BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Sanki Türkiye'ye özgüymüş gibi soruyorsunuz?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Tamam siz verin ya cevabı, helal otel nasıl olacak?

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Sadece Türkiye'de olan bir şey değil.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Yok efendim yok, istismar, istismar. Dinin kullanılması bu, kullanılması.

BAŞKAN - Sayın Bekaroğlu, teşekkür ediyorum.

 MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bir de sizin camiayı, dindarları piyasaya dâhil etmek için bunu yapıyorsunuz, kandırıyorsunuz garibanları ya, gelin israf edin, yiyin için diye, helale gelin diye kandırıyorsunuz.