Politika

Bülent Arınç: Öcalan'ın sekretaryaya ihtiyacı olabilir

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, HDP milletvekillerinin kendilerini sekretarya yerine koyduğunu ifade etti

21 Kasım 2014 21:39

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'Öcalan'a sekretarya' iddialarıyla ilgili; "Düşünün ki 14 yıldır cezaevinde tek başına yaşayan, çünkü hükümlülüğü onu gerektiyor, bir insanla vereceği mesajlar önemli hale gelmiş bir insanın, ne söylediğini, ne zaman neyi söylediğini, teyit etmek için bir yazıya bir sekretaryaya ihtiyacı olabilir. Ama biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde bu ihtiyacın karşılanması Adalet Bakanlığı'nın görevidir. Cezaevleri yönetmeliği içinde ne varsa ona göre yapılacaktır" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ak Parti Konya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Tanıtım ve medya' toplantısına katılmak için Konya'ya geldi.

 

'Türkiye'nin başka meseleleri var'

 

Bir gazetecinin 'Çözüm süreci için İmralı ile yapılan görüşmelerde üçüncü göz olarak bir izleyici kurulundan bahsedildiğini' hatırlatması üzerine Arınç, "Amentü gibi konuşmaya başlayan çözüm sürecinden başlıyor. Türkiye'nin başka meseleleri var. Önemli mi derseniz. Çok önemli, haklısınız. Çözüm sürecinde başarıya ulaşılması halinde Türkiye kronik sorunu çözecek. Türkiye terörün acılarını saracak, Türkiye uçuşa gececek insanımız huzur bulucak" dedi.

 

'HDP'de kimin ne dediği belli değil'

 

Çözüm sürecinde HDP'yi eleştiren Arınç, "Çözüm süreciyle en azından 2 aydır yaptığmız açıklamalarda istikralı bir seyir göreceksiniz. Ama diğer paydaş HDP'dir. HDP'de baktığınızda her kafadan bir ses çıkıyor. Kimin ne dediği, ne düşündüğü ne yaptığı hangi konumda olduğu çok belli değil" dedi.

Abdullah Öcalan'ın sekretarya istediği konusunda değinen Arınç, isteğin kabul edilebilir mantıklı bir talep olduğunu belirtti. Arınç, şöyle konuştu: "Sekretarya konusu deyince HDP'li milletvekilleri kendilerini sekretarya yerine koydular. Böyle bir şey yok. Öcalan, kendileriyle yapılan görüşmeler sırasında istikrarlı bir şekilde bu seyri takip etmek amacıyla kendisine yardımcı olmak amacıyla bir kaç kişinin bulunmasını istemiş olabilir. Bakanlar kurulundan sonra söylediğim için beni eleştirmişlerdi. Bence bu kabul edilebilir mantıklı bir talep."

 

'Sekretarya ihtiyacı olabilir'

 

Arınç, "Düşünün ki 14 yıldır cezaevinde tek başına yaşayan, çünkü hükümlülüğü onu gerektiyor, bir insanla vereceği mesajlar önemli hale gelmiş bir insanın, ne söylediğini, ne zaman neyi söylediğini, teyit etmek için bir yazıya bir sekretaryaya ihtiyacı olabilir. Ama biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde bu ihtiyacın karşılanması Adalet Bakanlığı'nın görevidir. Cezaevleri yönetmeliği içinde ne varsa ona göre yapılacaktır. Yeni bir kanun çıkarmadığımıza göre, çıkarmayı da düşünmediğimize göre de bunlar cezaevinin kendi şartları içinde konuşulacak şeyler dedim.

Dışarıdan bir sekreter ya da danışmanın gelmesi suretiyle değil. Bacak bacak üstüne atacak, dizinin üstünde not tutacak sekreterlere Öcal'ın ihtiyacı yok. Cezaevi şartları içinde ya cezaevi yönetmeliği gereğince ya oraya nakledilebilecek yeni hükümlülerden veya bir başkasında ya da cezaevinin kendi şartları içinden bu temin edilebilir. Adalet bakanlığımız bunu çalışıyorken belki olabilecekken herkes kendisini sekreter gibi görmeye başladı. Bunlar çözüm sürecini baltalamaya veya kafa karışıklığına yol alabilecek şeylerdir" diye konuştu.

 

'Gözlemci heyet Türkiye'den olacak'

 

Çözüm sürecindeki görüşmelerde gözlemci heyete ihtiyaç varsa bunun olabileceğini ifade eden Arınç, "Tepegöz dediğimiz aslında bir gözlemci heyet gibi düşünebileceğimiz, çekilme sırasında, Türkiye'yi terk etme sırasında, silahları bırakma sırasında, süreç üzerinde anlaşmaya varılırda adım adım gidildiğinde bu sözlere uyulup uyulmadığını denetleyebilecek bir sivil organizasyona ihtiyaç varsa, diyelim ki Akil insanlar heyetinde veya başka bir gruptan bunlarda olacak. Kesinlikle yabancı bir ülke, yabancı bir misyon, yabancı bir heyet olmayacak. Türkiye'nin kendi içinden olacak. Bizim sürecimiz yerli bir süreçtir. Modelimiz Türkiye için modeldir. Onun dışındaki örnekleri alır ve istifade ederiz ama biz kendi modelimizi 2 senedir beri uygulamaya çalışıyoruz" dedi.

 

'Sema gösterilerinin aslı Konya'da'

 

Bir gazetecinin Mevlana'yı anma yıl dönümü olan Şeb-i Arus'un başka illerde yapıldığını ve Sema gösterilerinin de eğlence mekanlarında da yapıldığını hatırlatması üzerine Arınç, "Aslı, esası Konya'da. Başka yerde olursa çakma olur. Sema denen aslında bir ibadet olan bu tür toplantı ya da gösteriyi bir düğünde, nişanda, bir eğlenceli mekanda yapmak çok kötü, çok yanlış. Son zamanlarda bu giderek arttı. Masasında yiyor içiyor kahkaha atıyor, iki tane kukuletalı adam çıkıp dönmeye başlıyor. Bu bir maskaralıktır, böyle bir şey olmaz. Sema gösterisi birilerinin masasında meze olacak iş değil. "diye konuştu.

 

'Hiçbir bina kutsal değil'

 

Arınç, "Hiçbir binanın kutsallığı yoktur. Efendim Atatürk, Çankaya'da oturdu herkes orada oturmalı. Böyle bir şey olamaz. Çankaya köşkünün bulunduğu yerin ta eskiden bağlık bahçelik olduğunu köşede bir kulübenin olduğunu ve sonradan bunların yapıldığını herkes biliyor. Oradan rant çıktı. Atatürk Orman Çiftliği talan edildi. At gözlüğüyle bakarsanız o bağlar bahçelerde gitti, ağaçlarda kesildi. Bugün Çankaya köşkünü yıkıp imara açacak olsanız 10 katrilyon rant çıkar oradan bu sadece Ak Saray ile ilgili konu değil.

Atatürk Orman Çiftliği'nin çok küçük bir arazi var, oda kira yoluyla tahsis edildi, geriye kalan Orman Genel Müdürlüğü'ne ait ya da şahsi mülkiyettir. Bunların hepsinin belgesi var. Ama israf diyen adam gerekçelerini söyler dinleriz. Başımızın üstünde yeri var. Bende zaman zaman bu benzer laflar ediyorum. Çünkü bizim inancımız israfın olduğu bir yerde Allah'ın buna razı gelmeyeceği noktasındadır. Ama var mı dır yok mudur, ortaya koyacaksın kardeşim. Daha az para sarf edilseydi daha küçük yapılsaydı, bunlar konuşulabilir. Karşılığında bu cevap verilebilir."