Politika

Aydın Engin: Cizre muammasını aydınlığa çıkarmadan, "demokratım, yurtseverim" demek mümkün değil

"Ancak kararmış bir vicdan, bodrumdan gelen iniltilere duyarsız kalabilir"

03 Şubat 2016 16:07

* Aydın Engin 

“Muamma” gibi buram buram eski dil kokan bir sözcük yerine arı dilde cuk oturan bir karşılık bulamadım. Siz bulursanız başlığı bulduğunuzla okuyun... 

Soru: Cizre’de ne oluyor ve neden böyle oluyor? 

Gazete haberleri, yer aldığı medyanın meşrebine göre birbiriyle çelişen haberler de dahil şunu söylüyor: Bir evin bodrumunda yaralılar var. Kimi acı çeken, kimi can çekişen yaralılar. 

Beştepe’deki zat “Belki de yaralı değillerdir” buyurdu. 
Iyi, peki, kabul, belki de yaralı değillerdir... 
AKP medyasının masa başı üfürüklerine de “peki” diyelim, diyelim ki “O bodrumda tepeden tırnağa silahlı, PKK’nin kente inmiş militanları, PKK’lilerin yeğlediği terimle gerillaları var”. 
Bir hukuk devleti olduğu anayasasında yazılan bu devletin dizginlerini elinde tutan siyaset esnafına düşen nedir? Polisi var, jandarması var, artık onu da işin içine soktuklarına göre koskoca ordusu var. Hem de NATO’nun en büyük silahlı gücü diye kostaklanılan bir ordusu... 
Böylesine bir güç, Cizre’de üst katları çökmüş, suyu, elektriği çoktan kesilmiş bir binanın bodrumuna sıkışıp kalmış, bu satırlar yazılırken içlerinden yedisi artık yaşamayan, yaşayanlarının direnme gücü kalmamış insanları oradan çekip alamıyorsa zaten “Biz bu işi beceremiyoruz arkadaş” deyip dükkânı kapatsınlar... 

Ya peki bir başka kirli ve kanlı hesapla “Cizre’deki bodrumu” sürekli gündemde tutmak, güvenlik siyaseti denen özünde şiddeti siyasal mücadele yöntemi seçenlerle mücadeleyi değil, bir halkı, bu ülkenin yurttaşlarından oluşan bir halkı ezmeyi, diz çöktürmeyi, pes ettirmeyi, taleplerinden vazgeçirmeyi hedefleyen sefil bir siyasete malzeme kılmak isteniyorsa?.. 

Son paragraf bir soru cümlesi ve bu ciddi bir soru...
O bodruma sıkışıp kalmış, direnç güçlerini yitirmiş 19 yurttaştan söz ediyoruz. Siyasal tercihleri ne olursa olsun bu ülkenin yurttaşı olan 19 kişi. Bu ülkenin hukukuna bağlı ve kendilerine bu ülkenin geçerli (hâlâ geçerli ise tabii) hukukunun uygulanması anayasal bir zorunluk olan 19 yurttaşı. 
Veee... 
Ve eğer suç işlemişlerse yakalanıp yargıç karşısına çıkarılıp suçları ölçüsünde cezalandırılması gereken 19 yurttaşı.
Ve birer birer ölmeleri için korkunç bir suskunluk ve sessizlik duvarının ardına hapsedilmiş 19 yurttaşı. 
Yedisi artık yaşamıyor.
Ya kalanlar? 
Beklenen ne? Terk edildikleri bodrumda ağır ağır ölmeleri ve ölünceye kadar da kirli ve kanlı bir psikolojik savaşın kurbanı olarak seçilmişe benzeyen 13 yurttaş... 
Onları almaya kendi ülkesinde ancak beyaz bayrak çekerek gidebilen ve hepsi kadınlardan oluşan bir grubun, bodrumun önüne kadar gidip özel hareket polislerinin engeline çarpıp elleri böğürlerinde ve acıları yüreklerinde geri dönmek zorunda kalan anneler, kız kardeşler, gelinler... 
Ancak kararmış bir vicdan o kadınlardan yükselen acı çığlığına ve bodrumdan gelen iniltilere duyarsız kalabilir. 
Cizre muammasını aydınlığa çıkarmadan bu ülkede demokratım, yurtseverim, hukuku savunuyorum demek mümkün değil. 
Cizre’yi bir muammaya çevirenlerin demagoji, yalan ve psikolojik harekât yöntemlerine başvurmadan verebilecekleri bir cevap var mı?


*Bu yazı Cumhuriyet'te yayımlanmıştır