Yaşam

"Geceleri sizin yanınızda güvende hissetmiyorum"

Almanya'nın Jena kentinde genç bir kadına gece kulübünde tacizde bulunuldu, köşeye sıkıştırıldı ve isteği dışı öpüldü. Şimdi o, aslında birçok kadının yaşadığı bu tacizi yazmış olduğu açık mektupla kamuoyuna anlatıyor.

20 Ocak 2017 20:15

“Bir gece kulübüne gidiyorsun ve birden vücudunun üzerinde dolaşan elleri hissediyorsun; kalçalarına dokunuyorlar, göğüslerine dokunuyorlar” diye anlatıyor 19 yaşındaki Alina Sonnefeld. Üç senedir, geceleri dışarıya çıkmaya başladığından beri sık yaşadığı bir durum bu. Hatta bir keresinde her defasında reddetmesine rağmen aynı adam tarafından tekrar tekrar tacize uğramış. Adam birden durmuş ve onu öpmüş. Şimdi bu genç kadın yazmış olduğu açık bir mektupta doğu Alman kenti Jena'daki diskotekleri hedefine alarak; “Geceleri sizin yanınızda kendimi güvende hissetmiyorum” diyor.

Aslında kentteki alternatif gece kulüplerini “çok sevdiğini” belirtiyor. Ancak bazılarında fazla ileri gidildiğini söyleyerek, "Geceleri belirli bir saatten sonra çoğu zaman iradem dışında bedenime dokunuldu, öpüldüm ve tacize uğradım” diyor.

Çok mu normal?

Önceleri bunun çok normal olduğunu düşünüyordum diyor genç öğrenci. Ancak cinsiyetçilik konusunda okumaya başladıktan sonra durumun hiç de normal olmadığını fark etmiş. “Oldukça rahatsız edici, hiç de komik ya da zararsız sayılamayacak o kadar çok tacize maruz kaldım ki” diyor. Başından geçen bu olayların aslında birçok kadının da başına geldiğini fark ettiğinde açık bir mektup yazmaya karar vermiş. “Artık yeter, bu konuda bir şeyler yapmak zorundayız” diyor. Alina Sonnefeld'in Ostthüringer gazetesinde yayımlanmış mektubunun altında 6 arkadaşının daha imzası var.

Dordmund Teknik Üniversitesi'nden sosyal bilimci Monika Schröttle kadına yönelik şiddete ilişkin çok sayıda çalışma yürütmüş. Profesör Schröttle kadınların ortalama yüzde 60’nın en azından bir kere cinsel tacize uğradığını söylüyor. Oysa açıklanan başka bir sayı ise bunun tam tersini söylüyor. Gecen sene içerisinde Jena’nın da içinde bulunduğu Thüringen eyaletinde cinsel taciz sebebiyle yapılan şikâyet sayısı sıfır.

Alina Sonnefeld ve arkadaşları da uğramış oldukları tacizi derhal gece kulübünün güvenlik güçlerine bildirmemişler. 19 yaşındaki öğrenci bundan şu anda pişmanlık duyduğunu itiraf ediyor. Yazmış olduğu açık mektupta Jena’daki gece kulüplerinin yine de suç ortağı olduğunu belirtiyor. “Kulüplerde öyle bir hava hâkim ki, öyle bir yerde kimse yaşadığım şeyi gerçekten umursayacakmış gibi gelmiyor.”

Korkular ve baskılama

Suçlanan gece kulüpleri kendilerine yönelik iddiaları anlayışla karşılıyor. Jena’daki öğrenci kulübü “Rosenkeller” çalışanı Sara Gaßen, kadınların uğramış oldukları cinsel taciz hakkında yabancılarla konuşmasının oldukça zor bir şey olduğunu kabul ediyor. “Çoğu bu durumun öfke yaratacağını düşünüyor. Oysa bu doğru değil” diye vurguluyor Gaßen.

“Cinsel tacizin boyutuna göre, tacize uğrayan kişi, mütecavizin derhal kulüpten atılmasını istemiyor” diyor sosyal bilimci Schröttle. Tam tersine kadınlar şikâyetlerinin bir sonuca ulaşmayacağına inanıyor.

Toplumsal cinsiyet araştırmalarına göre “Cinsiyetçilik, toplumdaki kadın erkek eşitsizliğinde olduğu üzere, var olan iktidar ilişkilerinden çıkar sağlıyor.” Kadınlar cinsel tacize uğradıklarında, kendilerinin değersiz bir konuma itildiğini düşünüyor. Kendini böyle bir durumda hisseden kişinin yetkililerle, polisle ya da diskotekteki güvenlik görevlileriyle konuşması hiç de kolay değil.

"Bu toplumsal bir konu”

Araştırmacı Schröttle’ye göre, tacizde bulunan erkeklerin farklı motivasyonları oluyor. “Bazıları toplumsal bir iktidar pozisyonunda bulunuyor ve kendi davranışlarını sınırlandıran kadınların davranışlarını kabul etmiyorlar.” “Bazıları ise kendilerini güçsüz hissediyorlar ve bu hislerini kafalarındaki erkeklik kavramıyla bağdaştıramıyor ve kadınları aşağılayarak bu durumu dengelemeye çalışıyor.” Bu durumlar dışında failleri gruplara ayırmak neredeyse imkânsız.

“Her açıdan, kadın ya da erkek fark etmez, karşısındaki insanın taleplerini kabul etmeyen ve bu yüzden de yanlış davranan insanlar olacaktır” diyor “Rossenkeller”dan Sara Gaßen.

“Politik görüşünü ve hayata ilişkin felsefesini paylaştığım insanlar arasında dahi özgür hareket edemeyeceğimi kabul etmek benim için kolay bir şey değildi” diyor Alina Sonnefeld ve diğer gece kulüplerinde de durumun farklı olmadığını ekliyor.

Gerçeğe dönüşen korkular

Utançtan, ne yapacağını bilmemekten ya da karşılaşacağı tepkiden korktuğu için kadınların çoğu taciz durumunu polise bildirmiyor. Uğradıkları tacizi kamusal alanda teşhir etme oranları ise çok daha düşük. Geçmişte kadınlar çoğunlukla korkaklıkla ya da faile iftira atıyor denilerek suçlandı.

Alina Sonnefeld de mektubuna yönelik sadece olumlu tepkiler almamış. “Güvenlik güçlerine şikâyet etmemi engelleyen korkularım gerçeğe dönüştü” diyor Sonnefeld. İnternette, çağrısıyla ya da kendi kişiliği ile alay eden ya da cinsiyetçiliği alakasız bularak reddeden yorumlar almış. Bir de elbette cinsel tacize uğradığı için onu suçlayan insanlar var, sanki uğradığı cinsel tacizin sorumlusu kendisiymiş gibi. Yorumları yapanlar, Alina'yı siyasi olarak sol kesimden olduğunu belirterek, tüm sorunlardan da ülkeye gelen mültecilerin sorumlu olduklarını yazıyorlar. Oysa Alina Sonnefeld’in yaşadığı olaylarda cinsel tacizde bulunan insanların çoğunluğu Alman.

Yaratmış olduğu şiddetli tartışmalara rağmen Sonnefeld yaşadıklarını kamuyla paylaşmış olmaktan memnun. “Belki benim gibi 16 yaşındaki pek çok genç kadın da bunu yapması gerektiğini düşünüp, bu durumla mücadele eder.” Jena'daki kulüplerin çoğu mektup üzerine şimdiden düzenlemeler yapmaya başladı. Düzenlenen bir toplantıda duvarlara afişler asılması ve güvenlik görevlilerinin daha görünür olması gerektiği konusunda fikir birliğine varıldı.

"Sesimi yükseltmem konusunda kendime güvendim ve bu şekilde değişimin gerçekleşebildiğini öğrendim” diye özetliyor Alina Sonnefeld. “Bu gerçekten muhteşem bir duygu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Nina Niebergall