Yaşam

16 yaşındaki Hanas, 3 ay mahsur kaldığı Sur'u anlattı: Teslim ol dediler, ama çıkmamıza izin vermediler...

"Suriçi’ndeyken Sur’un dışını özledim bir de lahmacun yemeyi…"

12 Mart 2016 15:18
Veysi Polat

Diyarbakır’da sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur ilçesinde yaklaşık 3 ay mahsur kaldıktan sonra açılan “güvenlik koridoru” ile dışarı çıkabilen 16 yaşındaki Ramazan Hanas, yaşadığı kâbus dolu günleri ilk kez T24’e anlattı.

 

Atık toplamaya gitti, Sur’dan çıkamadı…

 

Lise 2’nci sınıf öğrencisi olan Ramazan Hanas, aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla kağıt, plastik ve demir gibi atıkları toplayarak aile ekonomisine katkıda bulunuyor. Sur’da hendeklerin kazılmasıyla birlikte pek çok kez getirilen sokağa çıkma yasaklarına ara verildiği dönemde atık malzemeleri toplamak için Sur’un yasaklı 6 mahallesine girmiş; ancak yeni yasakla oradan da çıkamamış. Yaklaşık 3 ay boyunca Suriçi’nde bir bodrum katına sığınan ve günlerce uykusuz kaldığını belirten Ramazan Hanas, yaşadıklarını özetle şöyle anlattı:

 

"Dışarı çıkmamıza izin vermediler…"

 

“Okula sabahları gidiyordum, öğleden sonraları da atık maddeleri toplayarak harçlığımı çıkarıyordum. Yine sıradan bir günde Sur’da yaşanan olaylardan ötürü daha fazla atık bulma ümidiyle girdim ancak yasak kararı alınınca da dışarı çıkamadım. Sokağın bir tarafında polisler, diğer tarafta ise yüzleri maskeli silahlılar vardı. Çıkmamıza izin verilmedi. Zaman zaman su taşıttırıldı ben ve benim gibi 3-5 çocuğa. Sürekli patlama oluyordu. Ev değiştiriyorduk. Bulunduğumuz yerlere bombalar veya kurşunlar gelince de başka yere geçiyorduk."

 

"Bodrum katında günleri unuttum…"

 

"Biz 3-4 çocuktuk. Binaların bodrum katlarındaydık hep. Son olarak tarihi bir evin bodrum katına sığındık. Günlerce uykusuz kaldım, günleri unuttum… Korktum, öleceğim diye. Annemi, babamı, kardeşlerimi, okul arkadaşlarımı düşündüm. Sur’un dışını özledim oradayken. Yemek ihtiyacımızı bodrum katlardaki konservelerden, su ihtiyacımızı ise kuyu sularından temin ediyorduk. Hayatımda ilk kez pilav ve bulgur yaptım. Doğru düzgün yemek yiyemiyorduk. Lahmacun ve kolayı özledim orada."

 

"Üzerimize bomba yağıyordu…"

 

"Öleceğim diyordum. Korkudan uyuyamıyordum. Her yerden bomba yağıyordu. Üstümüz, başımız barut kokuyordu. Şans eseri kurtuldum. Ara ara ‘teslim olun’ anonsları geliyordu ancak bulunduğumuz yerden çıkmamıza izin verilmiyordu. Bulunduğumuz yere kimse gelmesin diye kapının arkasına kanepe koymuştuk. Günleri unuttum ama günlerce o odadan çıkmadık. Bir ara kadın ve çocuk sesleri geldi ve dışarı çıkmamız istendi. Kalabalık bir grup olarak ellerimiz başımızın üzerinde Dört Ayaklı Minare’ye açılan sokaktan askerlere doğru yürüdük. Oradan karakola, sonra da adliyeye çıkarılıp bırakıldım.”