Eray Özer

17 Şubat 2025

Çok kutuplu dünyamızdan casusluk hikâyeleri

Ukrayna istihbaratının en üst düzey isimlerinden biri Rus ajanı olma suçlamasıyla yakalandı. Hemen akabinde Wall Street Journal, Rusya’nın Avrupa’da suikast, sabotaj ve uçak düşürme saldırıları için yeni bir istihbarat örgütü kurduğunu iddia etti. Dünya çalkalanıyor

Size bu hafta çok kutuplu dünyamızdan casusluk hikâyeleri anlatmak istiyorum.

İlki Ukrayna’dan: Hafta içinde Ukrayna İstihbarat Servisi (SBU) tarafından yapılan açıklamada teşkilatta oldukça üst düzeyde görev yapan bir ismin Rus casusu olduğunun tespit edildiği ve yakalandığı duyuruldu.

Üst düzey derken, bizdeki “daire başkanı” pozisyonuna denk gelen bir pozisyondan söz ediyorlar.

Anti-terör daire başkanının Rus casusu çıkması şöyle bir şey gibi düşünün: İki adım sonrası Zelensky…

Nitekim isminin Dmitry Kozyura olduğu öne sürülen casusu bizzat SBU’nun başkanı operasyona katılarak yakalamış.

Hatta SBU tarafından bir de video servis edildi yakalama haberiyle birlikte. Videoda SBU Başkanı Vasyl Malyuk, Kozyura’yı basbayağı ensesinden tutmuş evirip çeviriyor.

SBU kaynaklarına göre bu isim 2014’te teşkilatta çalışmaya başlamış ve 2018’de Viyana’da Rusya tarafından “devşirilmiş”.

Burada bana en ilginç gelen şey Rusya’nın Ukrayna saldırıları üçüncü yılına girerken, tüm bu sürede Rusya Kozyura’yı “uyuyan hücre” olarak tutmaya devam etmesi…

Yani bu üç yıl boyunca ondan hiç faydalanmayı düşünmemiş.

Artık nasıl ve kaç aşamalı bir plan yapıldıysa üç yılın ardından ancak geçtiğimiz aralık ayında, yani sadece iki ay önce Ruslar Kozyura ile temasa geçerek ondan bazı bilgileri sızdırmasını istemişler.

Uyuyan bu en üst düzey hücreyi uyandırmak için savaşa rağmen üç yıl beklemeleri Rusya’nın bu işlerde nasıl “teknik” çalıştığını göstermesi açısından çok ilginç.

Düşünsenize, anti-terör daire başkanı senin ajanın ama savaşın önceki aşamalarında ‘dur şu adamdan hemen bazı bilgileri alayım’ demiyor, vaktinin gelmesini bekliyorsun.

Pes!

Üç yılın sonunda Kozyura’nın Rus ajanı olmasından şüphelenen Ukraynalılar da onu yalan yanlış bilgilerle “beslemeye” başlamış.

SBU açıklamasında ajanın tam 14 ayrı bilgiyi sızdırdığının tespit edildiğini duyurdu.

Tabii bunlar Ukrayna gizli servisinin iddiaları… Lakin Kozyura Rus ajanı olsa da olmasa da Rusya’nın bunu kabul edecek hali yok.

Rusya’nın istihbarat faaliyetleriyle ilgili çok ilginç bir başka makale de önceki gün Wall Street Journal’da yayımlandı.

Bojan Pancevski imzalı habere göre Rusya, “Özel Görevler Dairesi” adını taşıyan (Rusça kısaltmasıyla SSD) yeni bir istihbarat birimi oluşturarak Batı’ya karşı çok gizli bazı istihbarat saldırıları başlattı.

Habere göre 2023 yılında kurulan SSD bu tarihten itibaren çeşitli suikastlara, sabotajlara ve uçaklara yangın çıkaran elektronik cihazlar koymak gibi eylemlere imza attı.

Özellikle uçaklara konulan cihazlar meselesi tuhaf...

Avrupa içi ve Kuzey Amerika uçuşlu bazı seferlere DHL kargo şirketi aracılığıyla gönderilen bu cihazların iki tanesi aktarmalı seferlerde yaşanan rötar nedeniyle daha havaalanındayken patlayınca saldırılar ortaya çıkarıldı. Geçen temmuzda yaşanan bu olaylarda kargo deposunda alev alan cihazların Litvanya çıkışlı olduğu tespit edildi.

Almanya iç istihbarat teşkilatı başkanı, savcılara aktardığı bilgilerde cihazlardan birinin uçuş sırasında aktive edilmesi durumunda bir uçağı düşürme gücüne sahip olduğunu belirtiyordu.

Uzaktan patlatılan elektronik cihazlar, tıpkı Lübnan’da patlayan çağrı cihazları örneğinde olduğu gibi, yeni bir saldırı biçimi olarak belli ki karşımıza çıkmayı sürdürecek.

Bu saldırıların ciddiyeti nedeniyle Amerikalı bazı diplomatlar direkt Putin’le iletişim halindeki Rus meslektaşlarıyla konuyla ilgili görüşmeler yaptı ama Rus tarafından saldırılarla ve bu cihazlarla bir alakalarının olmadığı yanıtını aldı.

WSJ haberinde SSD’nin Ukrayna’ya verilen Batı desteğini zayıflatmak için kurulduğu ifade edilirken özellikle Almanya’nın hedef seçildiği iddiası da yer alıyor.

Peki neden Almanya?

Haberde görüşlerine başvurulan istihbarat kaynakları nedenleri şöyle sıralıyordu: “NATO’da zayıf halka olarak görülmesi, Rus doğalgazına duyduğu ihtiyaç, yükselen nükleer tansiyona bağlı ülke içinde yaşanan endişe ve bazı Alman politikacıların Rusya’ya beslediği sempati.”

WSJ’ye konuşan kaynaklara göre SSD’yi iki isim yönetiyor: Albay General Andrey Vladimirovich Averyanov ve yardımcısı Korgeneral Sergeevich Kasianenko.

Bu iki isimden Averyanov daha önce Kırım’ın ilhakına katkılarından dolayı Rusya’nın en üst düzey devlet madalyası olan “Rusya’nın Kahramanı” madalyasını almış.

Çeçen savaşında da önemli görevler üstlenen Averyanov, Çekya’da bir mühimmat deposuna düzenlenen saldırı nedeniyle Çek polisi tarafından da aranıyormuş.

Kasianenko da yine WSJ haberinde detaylarıyla anlatılan bazı operasyonların dışında özellikle Prigojin’in ölümü sonrası Afrika’daki Wagner operasyonlarının Rusya tarafından devralınması süreçlerinin başında yer almış.

Tüm bu suçlamaları ve SSD’nin varlığına dair iddiaları Kremlin “her zamanki gibi asılsız iddialar” diyerek reddediyor.

Ne acayip zamanlardan geçiyoruz değil mi?

Dünyanın her yerinde benim diyen bilimkurgu filmlerine, casusluk romanlarına taş çıkartan olaylar yaşanıyor.

Tüm bu haberleri filan okuyunca bir yandan kanım donuyor, diğer yandan da düşünmeden edemiyorum:

Bu işlere ve silahlara harcanan paralar, insan emeği ve teknoloji hedeflenen sonuçları getiriyor mu, orası meçhul.

Zira bu kadar büyük kaynakları ayırarak yaptığınız saldırıların sonucu karşı tarafın da benzer saldırılar planlayarak sana zarar vermesi oluyor.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp “şu işleri masada çözelim” demiyor. Yahut bir lider de savaşa ayrılan bunca kaynağın sonucunda tüm cefayı yine halkların çektiğini dile getirmiyor.

Paralar savaşa harcanıyor, halklar fakirlikle ve ekonomik krizlerle sınanıyor.

İnsanlık, tarihi boyunca kendi kuyruğunu yiyen bir yılan gibi davranıp duruyor…

Biraz ötedekine bazı farklılıklar yükleyip sonra farklı olanı yok etmek için saldırdıkça aslında kendi sonunu da hazırlıyor.

Bunca casusluk hikâyesinden böyle bir sonuca varmak da benim gibi naif zihinlere kalıyor.

İyi haftalar.