"Asya’da barışın süresi, düşmana yaptığınız katliamla doğru orantılıdır."
General Mikhail Skobelev
Orta-Asya Rusların eline geçiyor
T24’de 22 Şubat 2020 günü yayınlanan “Rusya: Bozkır Prensliğinden İmparatorluğa” başlıklı yazımda, 16. yüzyıldan itibaren Türk Hanlıklarının ve Beyliklerinin Rusların tuzağına birer birer nasıl düşürüldüklerini ve benliklerini kaybettiklerini okurlarımın bilgisine sunmuştum. Kazan ve Kırım’ın ele geçirilişinden bir süre sonra, Çariçe Katerina tarafından planlanan ve içinde cami ve külliyelerin bulunduğu Orenburg gibi şehir modelleriyle, yine Katerina’nın Kazan ve Kırım’dan gönderdiği işbirlikçi hocalar tarafından yürütülen Türk halkını Rus boyunduruğuna ikna çalışmalarının bu süreçte çok önemli rolü olduğunu düşünüyorum. General Aleksandır Tevkelev gibi devşirme subaylar da sürecin içinde oldukça önemli yer tutmuşlardır.
On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Rusların batıdan, Çin’in doğudan başlattığı saldırılar ve baskılar karşısında İsmail Gaspıralı gibi yiğit cedidçi-yenilikçi Türk aydınları, fikirleri ile Türk kimliğinin dini kimliğin önüne geçmesini sağlamışlar, Türk varlığının yeniden canlanmasında büyük rol oynamışlardır. Bu mücadeleleri, ulemanın kendilerini Ruslara ihbar etmelerine ve ihanetlerine rağmen yirminci yüzyılın başlarına kadar devam edecektir. Cedidçi aydınlar Kazan ve Azerbaycan’da açılan okullarla aydınlanmanın kaynağı olacaklardır.
İsmail Gaspıralı
Cedidçiler, sonraki yıllarda gerçekleşen Sovyet Devrimini de fırsat bilerek, Sultan Galiev gibi önderlerle devrim önderlerine de meydan okurlar. Kazan’ı Amiral Kolçak’ın emrindeki Beyaz Ordudan kurtararak Sovyet Devriminin yıkılmasını ve Kızıl Ordunun çökmesini önleyen Sultan Galiev aydınlanmanın öncülerinden olur. Galiev sadece emek sömürüsünü ele alan ve Rus emperyalizminin Orta-Asya’da yıllardır sürdürdüğü sömürüyü tanımayan bir devrimin başarılı olamayacağını Ruslara ve bütün dünyaya anlatmaya çalışsa da bunun bedelini canıyla öder. Diğer Cedidçiler de, bu söylemlerini canları pahasına, yaşamlarının sonuna kadar haykırarak ezilen ulusların da sesi olurlar.
Cedidçilerle ilgili olarak 10 Mart 2024 tarihinde T24 Haftalık’ta yayınlanan “On Dokuzuncu Yüzyılda Kırım, Kazan ve Türkistan’da Aydınlanma: “Cedidçiler” başlıklı yazımda bilgi sunmuştum.
Bugünkü yazı başlığım “Göktepe Katliamı.”
12 Ocak 1881 günü, tam 144 yıl önce bugün General Mikhail Skobelev’in kumandasında Türkmenistan’da gerçekleştirilen hain saldırı, daha sonra Avrupalı dostlarının bile Rusları lanetlediği, on dokuzuncu yüzyılda yaşanmış en büyük insanlık katliamı olarak da anılır.
General Skobelev, daha öncesinde Plevne’de Gazi Osman Paşa’nın karşısına çıkan ve Plevne’yi yapılan olağanüstü savunmaya rağmen ele geçiren komutandır.
Gazi Osman Paşa
Mikhail Skobelev
Rusların Orta-Asya’da, Türkmen çöllerindeki en büyük saldırısı: Göktepe Katliamı
Türkmen çöllerindeki en büyük Rus saldırısı, Rusya’nın o dönemde İngiltere ile yaptığı büyük mücadeleler sonrasında uzlaştığı İran-Afganistan-Rusya sınır bölgesinin yakınlarında, Türkmenistan’da gerçekleşir.
Türkmenistan’a karşı ilk büyük atağa Rus Generali Nikolai Lomakin kalkışır. Bölgeyi kısa sürede ele geçirmeye çalışan Lomakin, Krasnovodsk kalesini üs olarak kullanarak Ahal-Türkmenlerine karşı yoğun bir saldırı yapar. Ani saldırı karşısında ne yapacaklarını bilemeyen Türkmenlerin neredeyse hepsi Göktepe yakınlarındaki çamurdan yapılmış kaleye sığınmak zorunda kalırlar. Saldırı sırasında top ve roket atışına tutularak, kaleden kaçan Türkmenler Ruslar tarafından acımasızca katledilirler. Kalenin yıkılması öncesindeki çoğu çocuk yaklaşık 2 bin Türkmen öldürülür. Kahraman Göktepeli Türkmenler bu büyük acının tepkisini çok sert bir şekilde vererek karşı atağa kalktıklarında 200 Rus askerini öldürmüş, kalanları geri püskürtmeyi başarmışlardır. Tarihçiler aynı gün içinde Göktepelilerin yaptığı bu saldırıda ölen Rus askeri sayısı dikkate alındığında, bu kadar büyük kaybın Rusların Orta-Asyada yaşadıkları en acı tecrübelerden biri olduğunu iddia ederler.
II. Aleksandır Nikolayeviç’in intikam çılgınlığı
Rus askerlerinin uğradığı kaybı duyan Çar II. Aleksandır çılgına döner. Uzun süre intikam içinde yanıp, tutuşur. Yeni operasyonu bizzat yöneteceğini açıklayarak, hiçbir masraftan ve zorbalıktan kaçınmayacağını tüm ülkeye ilan eder. Planlanmış olmasına rağmen henüz inşaasına başlanılmamış olan demiryolu çalışmalarına derhal yeniden başlanılır. İlk iş olarak, Kokand’ı 1876 yılında zalim bir şekilde işgal ederek Rus topraklarına katan, sonrasında 1877-78 Osmanlı – Rus savaşında Gazi Osman Paşa’nın elinden Plevne’yi alan gaddar komutan General Mikhail Skobelev’i bu işin üstesinden gelmesi için görevlendirir.Askeri kariyeri Skobelev’e çok önemli dersler öğretmiştir. Kendisi ile görüşen bir İngiliz gazeteciye “Asya’da barışın süresi, düşmana yaptığınız katliamla doğru orantılıdır” ifadesini kullandığı söylenir.
II. Alexandr Nikolayeviç
Skobelev, 1880 yılının Kasım ayı içinde, General Lomakin ve askerlerinin yaptığı ilk saldırıdan tam 14 ay sonra askerlerine Göktepe’ye doğru ilerleme talimatını verir. Silah ve teçhizat bakımından çok zor koşullarda olan Türkmenler bu ilk saldırı sırasında müthiş bir direnç gösterirler. Ancak, 12 Ocak 1881 günü sabahın erken saatlerinde Rus ordusu çamurla sıvanmış kale duvar ve burçlarına ağır toplarla saldırıya geçer. Surlar yıkılırken kaçan savunmazsız insanlar Rus askerler tarafından çölün iç kısımlarına doğru sürüklenerek, katledilirler. Genç, yaşlı, kadın ve erkek 8.000 kahraman Türkmen savunmasızca öldürülür. Kalenin içinde ve surlarında kalan 6.500 kahraman daha sonra katledileceklerdir.
Göktepe katliamı tüm Avrupa ve dünyada dehşet ve nefret uyandırır. Kahraman Türkmenlerin son direnişi de kırılmıştır. Rus ordusu General Skobelev’in komutasında son zaferlerinden aldığı cesaretle çölü geçerek Aşkaabad ve diğer Türkmen şehirlerine ulaşır. Gelecek dört yıl içinde Tejen, Merv ve Yolatan gibi önemli yerleşim bölgeleri de ele geçirilecektir. Hindistan’ı koruma gayreti içinde olan ve Great Game -Büyük Oyun sürecinde Rusları Hindistan’dan uzak tutmaya çalışan İngilizler Göktepe saldırısı sonrasında paniğe kapılırlar. 1884 yılında Rusları yeniden anlaşmaya çağırarak, “Anglo-Russian Boundary Commission” İngiliz-Rus Sınır Komisyonunu kurarlar ve kendilerini emniyete alırlar.
Artık Rusların önünde tek hedef kalmıştır. Ticari olarak zaten kontrol altında bulundurdukları Doğu Türkistan’ı Çin’in elinden almak.
Göktepe katliamının ertesinde Skobelev’in politikaya heves ederek, askerlikten ayrıldığı söylenir. Avrupa’ya giderek muhtelif ülkeleri ziyaret eder. Politik söylemlerde bulunur. Rus milliyetçiliğini savunarak, Slav halklarının birliğini, Pan-Slavizmi savunur. “Rusya Ruslarındır” sloganının ilk defa onun tarafından söylendiği iddia edilir. Skobelev, Moskova yakınlarında kaldığı Hotel Dusseaux’da 7 Temmuz 1882 yılında 39 yaşında ölür. Göktepe katliamı ise ülkemizde yeterince bilinmediği için halkımızın zayıf hafızasından kolayca silinip, gitmiştir.
Kaynakça:
1-Central Asia, A new History from the Imperial Conquests to the Present- Adeep KHALID
2-Rusya: Bozkır Prensliğinden İmparatorluğa- Enver GÜNEY, T24 Pazar Yazıları. 22.02.2020
3-Russia’s Steppe Frontier, The Making of a Colonial Empire 1500-1800- Michael KHODARKOVSKY
Enver Güney kimdir? Kısa bir süre yeminli mali müşavir / proje ve yatırım danışmanı olarak çalıştı; 2005-2007 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. T24'de yer alan yazılarının yer aldığı ikinci kitabı "Tarih Tesadüfleri Sever" Kasım 2022'de yayımlandı. |