Atilla Dorsay

16 Aralık 2016

Türk kadını ve cinsellik ilişkisine en cesur yaklaşım

Tereddüt: Cinsellik konusunda bir zirve

TEREDDÜT              X  X  X  X

Yönetim ve senaryo: Yeşim Ustaoğlu
Görüntü: Michael Hammon
Müzik: Antoni Lazarkiewicz
Oyuncular: Funda Eryiğit, Ecem Uzun, Mehmet Kurtuluş, Okan Yalabık, Metin Akdülger, Sema Poyraz, Serkan Keskin

Ustaoğlu Film yapımı

 

Tereddüt, tereddütsüz biçimde son dönemin en iyi Türk filmlerinden biri olmayı başarıyor. Zaten günümüzün en iyi Türk yönetmenlerinden saydığım ve ayrıca kadın yönetmen olarak da en başa koyduğum Yeşim Ustaoğluı, bu zor, yoğun, nüanslarla örülü filmle mesleğinin doruğuna çıkmış dense yeridir.

     Film temelde tam bir kadın filmi. Bir kadın sanatçının hemcinslerinin temel sorunları, kaygıları, çok ayrı çevrelerden gelseler de çok benzeşen kaderlerine bir yaklaşımı.

    Ama sanatın büyüsüyle bezenmiş bu son derece görsel ve estetik yapım, sanırım tüm dünya kadınlarına da seslenebilir. Elbette onların sorunlarına içten bir ilgi duyan erkeklere de...

İki kadının koşut hikâyesi

  İki kadının koşut giden öyküsü bu. Biri üst, öbürü alt sınıflardan gelen... Psikiyatr Şehnaz iyi bir evliliği olan, işini çok seven, vaktini mesleğini icra ettiği deniz kıyısındaki kasabayla İstanbul arasında geçiren bir kadın. Hâlâ genç ve güzel. Ve kocası Cem’le en azından seks açısından iyi yürüyen, hatta her türlü fanteziye açık bir ilişkileri var.

    Öbürüyse o taşra kasabasının çalışan kadını Elmas. Ana-babasının hiçbir biçimde sevgi göstermediğini, hatta onu bir çocuk gelin olarak çok küçük yaşta evden uzaklaştırdığını öğreniyoruz. Kaba saba kocasıyla seks ilişkileri hep yinelenen bir tecavüze benzeyen; hasta yatan, onun bakımına, bu arada iğne yapmasına muhtaç olan kayınvaldesinin buna rağmen sürekli zalim davrandığı, ezik bir küçük kadın. Ki ikisinden de nefret etmekten kendini alamıyor...

Evlere şenlik koca modelleri

  Ve günün birinde, ana-oğlun evlerinde ölü bulunması durumu adli bir olaya çeviriyor. Elmas’ın zaten çok zayıf olan ruhsal durumu daha da sarsılıyor ve zihin bulanıklığı içinde sorulara yanıt bile veremez oluyor. Ve sorun yine Şehnaz’ın önüne geliyor.

  Film bir ara sırtlanır gibi olduğu kara-film giysisini çabucak atıyor ve daha çok görkemli bir kadın dünyasına yolculuğa  dönüşüyor. Bunu o çifte cinayetin tam olarak açıklanmaması nedeniyle söylüyorum. Gerçi yönetmen bir söyleşide “sobadan gelen ters dumanın etkisi”nden söz ediyor (Hürriyet, 11 Aralık 2016). Ama filmde bu kesinlikle belirmiyor.

    Sonunda o dünya içinde iki kadının da birbirinden pek farkı kalmıyor. Burjuva yaşamı içinde çok daha rahat, mutlu ve güvencede gözüken Şehnaz, Cem’in giderek ortaya çıkan kimliğiyle sarsılıyor: alabildiğine bencil, kadın ve porno düşkünü (bilgisayarından sürekli bunu izliyor), gerçek sevginin yerine şehveti koymuş bir adam. Şiddete başvurmaktan da kaçınmayan...

   Şehnaz rakısını bile yasaklayıp şarabı empoze eden  bu zihniyetin gerçek yüzünü sonunda keşfediyor. Ve teselliyi genç bir meslekdaşında buluyor. En azından ilk kez zevk aldığı gerçek ve karşılıklı bir cinselliği....

    Elmas ise bulanık zihninin sislerinde yitip gitmiş anılarından sıyrılıp normale dönebilecek mi? Şehnaz bu konuda ona ne denli yardım edebilir? 

Cinsellik konusunda bir zirve

    Filmin en önemli yanlarından biri seks sahneleri. Cinselliği bu denli cüretkar ve ayni ölçüde estetik biçimde kullanan filmlerin en başına gelip yerleşiyor film... Yine de Ustaoğlu’nun bu konuda özellikle 80’li yılları ve o dönemde Atıf Yılmaz, Şerif Gören, İrfan Tözüm gibi yönetmenlerin yaptıklarını saygıyla andığını sanırım.    

   Filmin görsel ustalıkları anlatmakla bitmez. Suyun içinde açılan kamera, sonra yüzeye çıkıyor, ama su ve deniz bizi hiç terketmiyor. Doğanın güzelliği –hatta en fırtınalı havalarda bile- orada yaşayan insanların kötülüğü, zalimliği ve zaaflarıyla sanki kirleniyor, bunu hissediyorsunuz. Görüntüden müziğe ve tüm teknik ekibe yabancıların katkısı, jenerikte görülen o sayısız uluslarası kurumların desteğiyle ilişkili. Bu da kuşkusuz Ustaoğlu’nun artık uluslararası bir isim olmasından geliyor.

Benzersiz bir oyunculuk şöleni

   Ama oyuncular bizden. Ve öylesine iyiler ki...Öncelikle kadınlar.Şehnaz’da Funda Eryiğit harika. Ama Elmas’ta Ecem Uzun daha da iyi. Son derece  zor rolüne öylesine asılmış ki... Helal olsun... Hele o yıllar sonra hâlâ ana-baba sevgisine olan özlemini anlatırken...

   Cem’de ‘Alamancı’ kadromuzdan Mehmet Kurtuluş, kayınvaldede kısacık rolüne rağmen yine Alamancı Sema Poyraz’a bayıldım. Okan Yalabık, Metin Akdülger ve Serkan Keskin de görevlerini kusursuz yerine getiriyorlar.

    Dünya galasını yaptığı Toronto’da çok beğenilen, Hayfa’da özel ödül alan, son Antalya şenliğinin uluslararası bölümünde en iyi film, yönetmen ve kadın oyuncu (Ecem Uzun) ödüllerini kazanan, ulusal bölümde ise yine Ecem’e ve ayrıca Ustaoğlu’na yönetmen ödüllerini getiren bu film, her şekilde görülmeyi hak eden bir çağdaş sinema örneği.

YARIN:  BİR STAR WARS HİKÂYESİ ve APTALLAR ÇETESİ