Atilla Dorsay

05 Nisan 2019

Soygun yapmadan duramayan yaşlı adamın öyküsü

New York Times gazetesinde çıkan bir yazıdan esinlenen film, bir klasik soygun hikâyesi değil

İHTİYAR ADAM VE SİLAH
X X X X
(The Old Man and the Gun)

Yönetim ve senaryo: David Lowery
Görüntü: Joe Anderson
Müzik: Daniel Hart
Oyuncular: Robert Redford, Sissy Spacek, Casey Affleck, Danny Glover, Tom Waits, Tika Sumpter, Barlow Jacobs, Elisabeth Moss, Kevin Carradine

Amerikan filmi

 

Bu filmin belki asıl özelliği, Robert Redford’un son filmi olmasıymış. 83 yaşında (1936 doğumlu) bir oyuncu için yerinde bir karar mı, bilmiyorum. Ama onu çok özleyeceğimiz kesin...

Nasıl öyle olmasın ki...1960 yılında ve en çok TV’de başlamış bir kariyerin 1968’lerden itibaren bizlere armağan ettiği rolleri hatırlasanıza... Butch Cassidy and the Sundance Kid- Sonsuz Ölüm, Jeremiah Johnson, The Way We Were- Bulunduğumuz Yer, Akbabanın Üç Günü, Başkanın Tüm Adamları, Brubaker. Benim Afrikam, Havana, Atlara Fısıldayan Adam... Bir sinemaseverin unutamadığı birçok film, çok farklı roller.

Ama giderek yavaşlayan ve yeniden biraz TV’ye dönen bir kariyer. En son Netflix’te izlediğim, yaşıtı Jane Fonda’yla oynadığı Ruhların Sonbaharı ne şekerdi!.. Ve ardından gelen bu film yine ne hoş!..

Bu kez gerçek bir kişiliğin, Forrest Tucker’ın öyküsü anlatılıyor. Bu benim hatırladığım aktör Forrest Tucker (1919–1986) değil. Bir hırsız, iflah olmaz bir banka soyguncusu. 1920- 2004 arasında yaşamış, daha 15 yaşında hapse girmiş, hayatı sürekli hapishanelerden kaçmakla geçmiş, arada ise hiç bıkıp usanmadan soygunlarını sürdürmüş bir kanun kaçağı.

Film onun 70’li yaşlarında, kaçılamaz denen ünlü San Quentin hapishanesinden kaçışı ve ardından üç kişilik bir ekip kurarak üst üste soygunlara girişmesini anlatıyor. Bu arada yaşı yaşına yakın hoş bir kadın buluyor. Ve önünde onunla yeni ve sakin bir hayata başlama fırsatı açılıyor. Ama huylu huyundan vazgeçer mi?

New York Times gazetesinde çıkan bir yazıdan esinlenen film, bir klasik soygun hikâyesi değil. Hatta bu alanda çok aksiyon da içermiyor. Bu sanki bir ‘balad’; bir hüzün şarkısı; yaşlılığa adanmış, ama yine de belli bir sevinç, bir mutluluk duygusu içeren değişik bir yapım.

Aslında Redford rolü için yaşlı duruyor. O parşömen ya da haritaya dönüşmüş suratıyla... Ama ne gam!.. Atlara Fısıldayan Adam sanki bu kez kulağımıza bir başka masal fısıldıyor: hiç kimseyi yaralayıp öldürmeden, damla kan dökmeden, kadınlara nezaketi, çocuklara şefkati ihmal etmeden, adeta spor gibi art arda dizilen soygunlar. Ve bunu bir yaşam biçimi haline getirmiş bir adamın tuhaf öyküsü.

Soyguncu üçlüde artık siyahi aktörlerin babası sayılan Danny Glover ve bir dönemin sempatik şarkıcı-oyuncusu Tom Waits’i görmek çok hoş. Yaşlı sevgilide bir dönemin unutulmaz oyuncusu, tam beş kez Oscar’a aday olup Coalminer’s Daughter’la (1980) kazanan 70 yaşındaki Sissy Spacek’i bulmak da öyle.

İnatla Tucker’ın peşine düşen poliste Ben Affleck’in ondan daha iyi oyuncu olan kardeşi Casey Affleck yine çok iyi. Elisabeth Moss ve Kevin Carradine da kadroyu zenginleştirmiş.

Ünlü ‘Amerikan Rüyası’na bu farklı yaklaşım, çok uygun birkaç ‘country’ parçayla süslenmiş. Bence yumuşak, duygusal, yer yer şiirsel bu soygun çeşitlemesi görülmeye değer...


YARIN: DUMBO

NOT: Bu ayki Milliyet-Sanat’ta ele aldığım film, Vincente Minnelli’nin Van Gogh’u anlatan Lust for Life- Ölmeyen İnsanlar filmi.