Atilla Dorsay

09 Mart 2019

Marvel Comics’in ilk kadın süper-kahramanı

Ne olurdu, bir kez de başka yere inselerdi... Kapadokya’nın nesi var?

KAPTAN MARVEL     X  X
(Captain Marvel)

Yönetmen: Anna Boden, Ryan Fleck
Senaryo: A. Boden, R. Fleck, Geneva Robertson-Dworet
Görüntü: Ben Davis
Müzik: Pınar Toprak
Oyuncular: Brie Larson, Samuel L. Jackson, Jude Law, Ben Mendelsohn, Annette Bening, Clark Gregg, Lashana Lynch, Gemma Chan, Djimon Hounsou

Walt Disney- Marvel Studios yapımı

Marvel’le DC arasında canlandırma filmleri alanındaki rekabet tüm hızıyla sürüyor. Bu kez ana tema bu türdeki kadın kahramanlar. Bu alanda (ki benim uzmanlık alanım değil bu!) anlaşılan DC önce davranmış. Ve Marvel iyice gecikmiş. Vah vah...Ve ne ayıp!..  

Neyse, Marvel’dan merakla beklenen asıl proje Avengers: Endgame iken, birden bu film çıkagelmiş. Ve işte asıl soru: Acaba Marvel bir kadın ana kahraman için niye bu kadar bekledi? 

Bu tartışmaları gençlere bırakarak filme bakarsak...1990’lı yıllarda, dünyamız gezegendeki iki yabancı ırk arasındaki savaşın içinde sıkışıp kalmıştır. Hala gezegenindeki Kree’ler ve amansız düşmanları Skrull’lar. Ana kahramanımız, bir döğüş eğitmeni olan Carol Danvers (Vers) Krull’lar tarafından esir alınır. Kaçıp kurtulur ve dünyaya iner. Tesadüfe bakınız ki tam Los Angeles’e. Ne olurdu, bir kez de başka yere inselerdi... Kapadokya’nın nesi var?..

Neyse, araya çeşitli yan kişilikler girer. Kree’lerin lideri Yon-Rogg, Skrull’ların gizemli önderi Talos/Keller... Daha da gizemli bir kadın, Yüksek Zeka (Annette Bening’den süper bir dönüş!). Ya da siyahi filozof Nick Fury: Filmin özel efektlerinin şaşılacak kadar gençleştirdiği bir Samuel L. Jackson... Bu kargaşa içinde Vers giderek yeteneklerini geliştirecek, kusursuz bir dönüşçü ve bir uzay pilotuna dönüşecektir.

Kimin “iyi”, kimin ‘kötü” olduğunun katiyen anlaşılmadığı, dur-durak bilmeyen bir tempoyla anlatılmış, özel efektlerin yağmur gibi yağdığı, insanı serseme çeviren bir yapım. Aslında sürekli bir mizahın da altan alta geçtiği... Ama ben pek gülemedim: basın gösterimindeki gençlerin tersine...

Bu geç kalmış kadın öyküsünü bir kadınlar grubu yazıp yönetmiş: Ryan Fleck’in dışında... Filme egemen olan 90’lar duygusu belli bir ‘kitsch’ etki yapıyor. Modasıyla, şarkılarıyla... Bu arada filmin müziğinin bir Türk sanatçısı,  1980 doğumlu, ABD’de eğitim almış ve orada yaşayan Pınar Toprak tarafından bestelenmiş olduğunu belirtip sanatçımıza başarılar dileyelim.

Başroldeki Brie Larson doğrusu canla-başla çalışmış.

2015’de Room- Gizli Dünya filmiyle Oscar almıştı oyuncu... Jude Law ise ilk kez bu tür bir filmde oynuyor. Filmin başında, bir sahnede (son kez olarak!) gözüken ve sonra 95 yaşında ölen çizer Stan Lee’ye bir saygı duruşu var. Sonrasında bir gözüküp bir kaybolan konuklar arasında ise Scarlett Johansson, Don Cheadle, Chris Evans, Mark Ruffalo gibi isimler var. Hayvansevenler dikkat: Filmin başına neler neler gelen harika sarman kedisi  Goose’u (Kaz) tam dört ayrı kedi canlandırmış!...

Bir diziye dönüşmesi çok olası bu hikaye sonuç olarak ergenler için. Elbette her yaştaki ergenler...



Atilla Dorsay’ın anıları 17 Mart’da, 80. yaş gününde çıkıyor

Atilla Dorsay'ın anılarını anlattığı "Bir Ömürden Seçme Tablolar" kitabı 17 Mart'ta yazarın 80. yaş gününde Remzi Kitabevi etiketiyle çıkıyor. Kitabın Dorsay tarafından kaleme alınan tanıtım metni şöyle:

"Bu kitabı yazarken itiraf edecek çok şeyim olduğunu anladım. Hristiyanvari bir ‘günah çıkarma’ kurumundan söz etmiyorum, papaza gerek yok! Ama kimi zaaflarımı, yanlışlarımı, hatalarımı, kusurlarımı da anmak istedim Bu, idealize edilmiş ‘aseptize’ bir anılar kitabı olmasın istedim. Her birinden dersler aldığım o hatalarımın gençlere de bir şeyler öğreteceğine inandım. Ve bu yolu seçtim. Şimdi, uzun bir ömürden seçilmiş bu tablolar sanki bir ressamın dokunuşuyla önünüze açılıyor, canlanıyor, renkleniyor. Seyir sizin, seçim sizin…"