Atilla Dorsay

08 Mart 2019

İranlı dahinin Latin kültürüyle buluşması

Everybody Knows'u filmi Farhadi'nin en iyilerinden saymak zor

HERKES BİLİYOR   
X  X  X  ½
(Todos Lo Saben/ Everybody Knows)

Yönetim ve senaryo: Ashgar Farhadi
Görüntü: Jose Luis Alcaine
Müzik: Javier Limon
Oyuncular: Penelope Cruz, Javier Bardem, Ricardo Darin, Eduard Fernandez, Barbara Lennie, İrma Cuesta, Elvira Minguez, Ramon Barea, Carla Campra, Sala Salamo

İspanyol filmi 

İran sinemasının medar-ı iftiharı, Abbas Kiarostami’nin başarılı takipçisi Ashgar Farhadi bu kez İran’ı bırakıp yabancı bir kültüre, Latin (İspanyol) kültürüne sığınıyor. Bu yeni liman onun bilinen sinemasına belki yeni boyutlar da ekliyor: Kültür sentezleri her zaman için ilginç, çoğu zaman da başarılı olmaz mı?

Tümüyle Latin oyunculardan oluşup İspanyolca konuşulduğu için değil yalnızca... Aynı zamanda içerdiği boyutlu aile gözlemi ve de polisiye soslu entrikanın o sinemaya, giderek Avrupa kültürüne olan yakınlığı nedeniyle de...

Böylece bir süredir yaşadığı Arjantin’den İspanya’ya, Madrid banliyösündeki görkemli evine dönen Laura’yı tanıyoruz. İki çocuğuyla gelmiş ve bir aile düğününe katılmak üzeredir. Kocası Alejandro Buenos Ayres’de kalmıştır: işlerini bitirmek için...

Ve İspanyol güneşi altında ve bir malikanenin geniş bahçesinde görkemli, hatta çılgın bir düğün bölümü izleriz. Ailenin genişliği oranında gösterişli, geveze ve olaylı... Arada, o bağlarla dolu arazinin sahibi Paco’yla da tanışırız. Sonradan öğreneceğimiz gibi, aslında ailenin yanında çalışan bir emekçi aileden gelmedir Paco. Ama yıllar önce aile güç duruma düştüğünde (ki bu Alejandro’nun içki ve kumar merakından kaynaklanmıştır), toprağı satın alıp oraların efendisi olmuştur.

Bu arada Laura’nın kızı İrene kaçırılır. Görünüşe göre bölgede var olan ve bir süre önce yine bir çocuğu kaçırıp fidye isteyen, ama sonra onu öldüren bir çete tarafından...     

Ama bu kaçırılmanın gizemi kolay kolay çözülecek gibi değildir. Bu büyük ailenin karmaşık ilişkileri, sorumlunun aileden olabileceğini bile düşündürür. Böylece panik başlayacak ve herkes genç kızın kurtarılması için seferber olacaktır.

Yine sakin bir tempoyla, sürekli konuşmalarla gelişen tipik bir Farhadi filmi. Belli bir ilgiyle izlenen ve dinlenen, düzeyli, edebi, soylu bir film. O polisiye gerilimse Farhadi filmleri için ciddi bir yenilik.

En ilginci şu ki, genelde melodram, özellikle bir büyük aile melodramı niteliği polisiyeyi bastırıyor. Sürekli konuşmalar da sanki sinemanın içine getirip bir tiyatro atmosferi dayatıyor. Ve sonuç olarak bu büyük kültürel sıçrayış, bu yeni ve farklı liman Farhadi’ye belli bir tazelik, belli bir kendini yenileme fırsatı getiriyor.

Yine de filmi onun en iyilerinden saymak zor. Ustanın asıl kültürüne dayalı filmlerini, İran denen o görkemli çelişkiler ve bitmeyen savaşımlar toplumunun özel sosuyla tatlandırılmış yapımlarını tercih etmek elbette hakkımız. Özellikle Elly Hakkında ile başlayıp Bir Ayrılık, Geçmiş, Satıcı gibi önemli kitlelere ve Oscar dahil ödüllere uzanmış başyapıtları belleğine yerleştirmiş sinemaseverler olarak...

Ama gerçek Farhadi’ciler bu filmi de görmeli. Başta kim bilir kaçıncı kez (aslında altıncı kezmiş!) bir araya gelen  Penelope Cruz- Javier Bardem ikilisi ve özellikle 2009’da Oscar’a uzanan Gözlerindeki Sır’la tanınan Arjantin’in ‘milli’ oyuncusu Ricardo Darin, tüm o kalabalık oyuncu takımı harika. Çok iyi kullanılmış İspanya taşrası, görüntü ve müzik de düzeyli.

Ve bu kültürler buluşması, sonuç olarak doyurucu bir filme yol açmış.


Yarın: CAPTAİN MARVEL

Not: Bu ay Milliyet-Sanat’taki köşemde ele aldığım klasik film, Joseph Mankiewicz’in Çiçero’nun hikâyesini anlattığı Five Fingers- Ankara Casusu.