Atilla Dorsay

08 Şubat 2015

İlk sürprizler: Çağdaş gençlik üzerine bir Alman trajedisi, ilginç bir Türk filmi

Alman filmi Victoria ilk günlere damgasını vuran yarışma filmlerinden oldu.

Berlin- 2012’den beri geçen üç yıldan sonra ilk kez geldiğim 65. Berlin festivalinde hem birçok şey ayni. Özellikle Almanların o kimselere benzemeyen özel organizasyon yeteneği. Ama değişen şeyler de var.

Öncelikle yüzlerce filmin gösterildiği ve kentin farklı ve uzak yerlerinde varolan ekranların çoğu artık dijitale geçmiş. Bu da hemen genelde daha doyurucu teknolojik bir düzey sağlıyor. Ve film gösterimlerini bir açıdan çoK kolay ve ucuz hale getiriyor.

Bense birikmiş film açlığım içinde, daha ikinci günde (Cuma) kendi festival rekorumu kırdım: Tam 7 filmle...Birisini çabuk terkettim, böylece altı buçuk film denebilir!...Ama bu kadarı bile az mı?

Bu yıl yarışmanın yanı sıra evrensel Genç Sinema’nın buluşma yeri olan Forum’a yoğunlaştım. Ve pişman da olmadım. Dünya sineması gelişiyor ve hemen her ülke kendi filmini yapmaya koyuluyor. Aynı biçimde son derece renkli, farklılıklar içeren zengin bir sinema panoraması ortaya çıkıyor.

Başarılı bir Türk film

 

Hemen söyleyeyim: Forum’da yer alan ve bu yilki iki uzun filmimizden biri olan Emine Emel Balcı imzalı Nefesim Kesilene Kadar, bizi ve yeni Türk sinemasını iyi temsil eden bir film oldu. Yazar-yönetmen açısından herhalde özyaşamsal ögeler içeren o emekçi küçük genç kızın öyküsü, hem toplumumuzun alt kesimlerinden çok canlı bir avuç portre çiziyor, hem hayatta hemen hiçbir şeye sahip olmayan, umutsuz ve amaçsız bir gençlik manzarası betimliyor, hem de hayli dokunaklı bir baba-kız ilişkisini karşımıza getiriyordu. Deneyimli Rıza Akın’ın yanısıra genç oyuncuları, özellikle de daha önce de izlediğimiz  Esmer Madra gayet iyiydi. İzlemeye değer bir film ve bir yeni yönetmen..

 

Panahi’nin önemli çıkışı

 

Yarışmanın ilk filmlerinden İranlı Cafer Panahi dostumuzun Taksi’si, belki ancak onun yapabileceği türden bir İran’dan Manzaralar belgeseli ve de bir kez daha, sanata ve hoşgörüye karşı  acımasızca sert davranan rejimin ayni ölçüde acımasız eleştirisi. Panahi’nin Tahran’ı bir baştan öbürüne dolanan bir taksinin şöförlüğünü yüklenen bir yönetmeni, yani bizzat Cafer Panahi’yi oynadığı bu hem belgesel, hems dramatik yapılı, hem komik hem acıklı film, yaratıcı ve üretici bir sanatçının sinemayı nasıl bir büyük silah olarak kullanabileceğinin yeni bir örneği. Dakikalarca alkışlandı ve bir kez daha tüm dünya kamooyu, onun cesaretini alkışlarken akibetinden de kaygı duymak ikileminde birleşti.

 

Bir oyunculuk şöleni

 

Öte yandan, Andrew High imzalı 45 Years- 45 Yıl ne kadar kökten biçimde farklı bir film!...Bu İngiliz yapımı, evliliklerinin 45. yılında birbirlerini yeniden sevmeyi öğrenen yaşlı bir çiftin öyküsünü anlatıyor. Geçmişten gelen bir ilişki ve onun yarattığı kıskançlığın yol açtığı neredeyse ölümcül bir kavgaya rağmen...Tiyatro estetiğine sahip ve tümüyle oyuncuları üzerinde duran o kırılgan ve özel filmlerden, o duygusal düellolardan...Ve iki çok deneyimli oyuncu, 70’lerini çoktan aşmış Charlotte Rampling ve Tom Courtenay gerçekten döktürüyorlar. Berlin onlara bir özel ödül verirse şaşmam...

 

Gençlik ve ölüm

 

Alman filmi Victoria ilk günlere damgasını vuran yarışma filmlerinden oldu. Genç yazar-yönetmen Sebastian Schipper, bu üçüncü filminde bizlere bir Berlin gecesini anlatıyor. Gençlerin çılgın bir müzik eşliğinde en çılgın biçimde dans ettiği bir kulüpte açılıyor film...Ve kente yeni gelmiş gencecik İspanyol kızı Victoria’nın dışarı çıkar çıkmaz tanıştığı bir grup delikanlıyla yaşadığı ve eğlenceyle başlayıp en dramatik  bir finale doğu adım adım gelişen macerayı izliyoruz.

140 dakikalık Victoria, seyircisini sanki nefessiz bırakan bir çağdaş kara film. Bir raslantnın Victoria’yı biraraya getirdiği o dört genç adam öylesine sorumsuz ve bilinçsiz ki...Aralarında bir Türk de var, Blinker’i oynayan Bura k Yiğit. Ve bu amansız şehirde bol bulunan kötülerin başını çektiği ve pervasızca sahnelediği bir oyuna kendilerini kaptırıveriyorlar. Hiç hayat deneyimleri ve düşünme yetenekleri olmadığı için, önlerinde açılan cehennem yoluna dalıveriyorlar. Belki sadece Victoria, saflıkla cesareti, korkuyla yürekliliği birleştiren o harikulade genç kız bu ölümcül serüvenden sıyrılabilecektir. Onu oynayan Laia Costa’yı ise yürekten kutlamak gerekir.