Atilla Dorsay

30 Haziran 2018

Fazla zeki gözükmeye çalışıp çuvallayan bir film

Büyüdüğümüz için oyun oynamaktan vazgeçmeyiz. Oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz için büyürüz!

 

YAKALANDIN     X  X
(Tag)

Yönetmen: Jeff Tomsick
Senaryo: Rob McKittrick, Mark Steilen
Görüntü: Larry Blanford
Müzik: Germaine Franco
Oyuncular: Ed Helms, Jon Hamm, Jeremy Renner, Jake Johnson, İsla Fisher, Annabelle Wallis, Hannibal Buress, Rachida Jones, Lil Rel Howery, Nora Dunn, Leslie Bibb

Amerikan filmi

 

 

Filmin mottosu olan cümle şöyle: “Büyüdüğümüz için oyun oynamaktan vazgeçmeyiz. Oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz için büyürüz!”.

Ve filme bakarsanız, bu tuhaf cümle ünlü 18. yüzyıl Amerikan yazar, felsefeci ve mucidi Benjamin Franklin tarafından söylenmiş. Ama galiba bu bile doğru değil; çünkü internet’de ‘merhum’ Amerikan eleştirmeni Roger Ebert’in adını devam ettiren sitenin  yazarına göre, bu aslında İngiliz mizah ustası George Bernard Shaw’a aitmiş!..

Her neyse... Anlatılan, bir gurup büyümüş (ya da büyüyememiş!) ergenin çocukken sürekli oynadıkları ebecilik oyununu geçen yıllara rağmen sürdürmeleri  ve yılda bir kez bir araya gelip oynama inatlarından kaynaklanan bir hikaye. 

Bob Callahan ve Hogan Malley’in çete reisliği yaptığı grup, o yıl birtürlü yakalayıp ‘ebe yapmayı’ başaramadıkları zengin, nüfuzlu, atletik ve hinoğlu hin Jerry Pierce’i ele geçirmek niyetindeydi. Üstelik Jerry evlenmek üzeredir. Ve nikah töreni onu kıstırmak için tam bir fırsattır. Ya da acaba öyle midir?

Film gerçek bir olaydan alınmış. Yani böyle bir grup gerçekten de  varmış. Ve ünlü Wall Street Journal gazetesinin bir kadın yazarı farkına varıp işin peşine düşmüş, hatta kovalamacaya bizzat katılmış. 

Bu haliyle film son derece tipik bir Amerikan eğlencesine dönüşüyor. Konforlu banliyö evleri, dev şirketleri, illa da başarıya programlanmış kapitalist mantığı. Ve de ayni ölçüde kendinden emin, gururlu ve beyaz Amerikan erkeğine adanmış olmasıyla...

Hatta yukarıda andığım kaynak, hikâyeye aslında olmayan bir-iki siyahi kahramanın katılmasını, bu beyaz kimliği saklama çabasına bağlıyor. Kendisi de beyaz Amerikalı olduğu halde... Bana söz düşer mi?  

Bizim seyircimiz içinse bu aşırı geveze, çok abartılı bir mizaha yönelik ve oldukça yapay duran bir film. Herkesin –başta senaryo yazarları- çok zeki gözükmeye çalıştığı ve bu gayreti fazlasıyla belli eden... Oysa kadrosu iyi, kimi esprileri güzel. Bunlara yazık olmuş!..