Haberler

Fulya Canşen derledi: Pandemide zenginler yoksullarla dayanışmazsa bunun maliyeti olacak

Canşen, Avrupa'nın Koronavirüs Günlüğü'nde anlattı

28 Ocak 2021 14:36
Fulya Canşen

Köln 

İngiliz İsveç ortaklı Astra Zeneca’nın aşısı ile ilgili o ürkütücü haber pazartesi akşamı geldi. Birkaç Alman gazetesi ve içlerinde güvenilir olanları da var, Astra Zeneca aşısının 65 yaş üzerindekilerde sadece %8 etkili olduğunu yazdı. Her ne kadar şirket çalışanları bir karışıklık olduğunu, %8’in etkililik oranı değil, 65 yaşın üzerindekileri test etme oranı olduğunu söylese de şüphe düştü bir kere hem vatandaşların hem de yüz milyonlarca doz aşı ısmarlayan AB’nin yüreğine. AB neredeyse %60 daha az aşı tedarik edebileceğini açıklayan Astra Zeneca’ya zaten bu yüzden diş biliyordu. AB yetkilileri, Astra Zeneca’nın bu açıklamayı yaparken bile İngiltere’ye aşı tedarik ettiğine dikkat çekerek, şirketten bilgi istediler ve sözünde durmasını talep ettiler. Hatta Estonya, İtalya gibi bazı ülkeler yasal yollara başvurmaktan bile söz ettiler. Tabii AB ile şirket arasındaki restleşmeye İngiltere de müdahil oldu ve birden gazete başlıkları karşılıklı suçlamalar ile doldu. İngiliz politikacılar, aşı tedarikinde daha fazla şeffaflık, kime ne kadar aşı gönderildiğini bilmek isteyen AB ve Almanya’yı milliyetçi davranmakla, Alman medyasını da Rus tarzı habercilik yapmakla suçladılar. İngiliz gazeteleri “İnsanları AB’nin hantal bürokrasisi öldürüyor” şeklinde başlıklar bile attılar. Astra Zeneca’nın, “Başlangıçta İngiltere’de de sorun yaşandı” gibi açıklamaları AB’yi tatmin etmedi, yeni bir toplantı daha istediler. Toplantının da çarşamba yapılacağı, sonra yapılmayacağı haber verildi. Henüz toplantı ile ilgili yeni bir bilgi yok.

AB’nin aşı sözleşmeleri zayıf

Bu arada aşıya cuma günü lisans çıkarmaya hazırlanan Avrupa İlaç Ajansı’nın İrlandalı başkanı, AB Parlamentosu’nda adeta sorguya tutuldu. Bütün teknik soruları ayrıntıları ile yanıtlayan başkanın, aşının etkinliği konusunda ağzı sıkı davrandığına tanık olundu. 65 yaşın üzerindekilerin diğer aşılara oranla daha az test edildiği ve DNA bazlı olan Astra Zeneca aşısının en büyük özelliği, derin dondurucuda taşınmak veya depolanmak zorunda olmaması. Bu yüzden talep çok. Bütün bu karışıklıktan anlaşılan şu; İngiltere Astra Zeneca ile AB’nden daha iyi bir anlaşma yapmış. Nitekim şirket yöneticileri, tedarik sorununun sorumlusu olarak AB’ni gösteriyor ve diyor ki, “AB aşı ısmarlamakta geç kaldığı gibi aşıyı, anlaşmayı 3 ay önce imzalayan İngiltere ile aynı zamanda istiyor. Bu konuda çaba harcayacağımızı söyledik ama sözleşmede tedarik konusunda bir garanti vermedik.” Bu durumda AB’nin aşı politikasını kendine bağlayan ve pazarlıktan da sözleşmeden de sorumlu olan Komisyon Başkanı Alman Ursula von der Leyen, pek profesyonelce davranmamış diyebiliriz. Von der Leyen’in adeta olimpiyatların açılışı gibi törenle başlattığı aşı politikasına yönelik eleştiriler de güven de giderek azalıyor. Bazı Avrupa parlamenterleri, komisyon başkanını pazarlıklar sırasında şeffaf davranmamakla suçluyorlar. Amerika, İsrail ve İngiltere’ye aşıların zamanında gönderilmesinin ödenen birim fiyatla ilgisi olduğunu, dolayısıyla AB’nin fiyat kırmak için ortak bir aşı politikası gütmeye karar verdiğini düşünenlerin sayısı az değil.

AB bir tüpten beş değil altı doz çıkarmak istedi ama!

Aşı ile ilgili bir başka güven sarsan olay da BioNTech Pfizer aşısı konusunda oldu. Biliyorsunuz bu şirketler de üretim, dolayısıyla tedarik konusunda sorun yaşayacaklarını açıklamışlardı geçen hafta. Kurnazlık yapan AB, bir tüpten satın aldığı gibi beş değil, altı doz aşı çıkarmaya, dolayısıyla %20 oranında daha fazla kişiyi aşılamaya karar verdi. Karar verdi vermesine ama, BioNTech’in bunun için ürettiği özel iğneleri satın almayı ihmal etti. Ya da bu konuda cimrilik yaptı diyelim. Bunun farkına varan ülke ve eyaletler şimdi ya beş doz çıkarıyor ya da altı doz çıkaracak iğneleri satın alıyor. Pfizer da tüp değil, doz başına pazarlık yapıldığına dikkat çekerek, AB’ne faturayı beş değil altı doz başına çıkarıyor. Bu durumda daha fazla insan aşılanamadığı gibi, aşı AB’ne daha pahalıya mal oluyor.

DSÖ: Aşı ahlaki çöküşü gösterdi

Ya yoksul ülkeler ne olacak? Onlara aşı ancak 2022 yılında ulaşacak. Dünya Sağlık Örgütü, varlıklı ülkelerin toplamının şu ana kadar 40 milyon doz aşıya erişirken, yoksul bir ülkeye sadece 25 doz aşı gönderilmiş olmasını ahlaki bir çöküş olarak nitelendirdi. Eğer aşı yarışı böyle sürerse, varlıklı ülkelerde genç ve sağlıklı nüfus aşıya erişirken, yoksul ülkelerdeki doktorlar bile aşılanamayacak. Dünya Sağlık Örgütü, yoksul ülkelerin aşıya erişimini sağlamak için COVAX adlı bir program başlatmıştı. Dünya nüfusunun bu yıl içinde %20 sinin aşılanabilmesi için bu programın ihtiyaç duyduğu fon miktarı 38 milyar dolar. Şu anda kadar toplanan para ise sadece 11 milyar ve varlıklı ülkelerin daha fazla bağış yapmaya heveslenmediği de bir gerçek

Zenginler yoksulla dayanışmazsa bedeli fazla olacak.

Koç üniversitesinden bir grup araştırmacı, yaptıkları çalışmada, yoksul ülkelerin zamanında aşılanmayacak olmasının varlıklı ülkelere maliyetinin bu fona bağış yapmaktan çok daha büyük olacağını hesapladılar. Çünkü hastalıkla cebelleşen az gelişmiş ülkelerin hem satın alma hem de üretim gücü düşecek, varlıklı ülkeler de onlarla istedikleri gibi ticaret yapamayacaklar. Ucuz tatil olanakları bitecek. Yoksulluğun çıkaracağı çatışmalar ve yeni göç akımları ise cabası. Koç Üniversitesi’nin yaptığı ve DSÖ’nün kamuoyuna duyurduğu araştırmada, gelişmiş ülkelerin 2021'in ilk yarısında tamamen aşılanıp gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun sadece yarısının sene sonuna kadar aşılandığı varsayılan bir senaryo çizilmiş. Bu senaryo çerçevesinde global maliyet yaklaşık 3,8 trilyon dolar olarak hesaplanmış. Çalışmada söz konusu maliyetin yaklaşık yüzde 50'si gelişmiş ülkeler tarafından ödendiğine dikkat çekiliyor. Uluslararası girdi-çıktı tabloları kullanılarak 65 ülke ve 35 sektör için yapılan çalışma, pandemi ile global olarak mücadele edilmediği sürece, ekonominin de global olarak toparlanamayacağı açıkça ortaya çıkıyor.