Gündem

Zapad: Rusya'nın askeri kapasitesini gösteren tatbikat

Batı, Rusya'nın düzenlediği Zapad tatbikatını, her ne kadar endişe ile izliyor olsa da bu tatbikat aynı zamanda, Rus ordusundaki gelişmeleri öğrenmek açısından sık yakalanmayan bir fırsat veriyor.

29 Nisan 2018 20:30

Batı, Rusya'nın düzenlediği Zapad tatbikatını, her ne kadar endişe ile izliyor olsa da bu tatbikat aynı zamanda, Rus ordusundaki gelişmeleri öğrenmek açısından sık yakalanmayan bir fırsat veriyor.

Rus ordusundaki ilerlemeleri takip eden tanınmış Batılı analistlerden biri olan Roger McDermott, "Komuta kademesi savaş alanındaki yeni yaklaşımları tatbikatlarda test ediyor" diyor.

McDermott, Zapad gibi tatbikatlarda Rusya'nın gerçek askeri kapasitesinin emarelerinin göründüğünü, bunun da dış dünyaya doğru değerlendirme fırsatı sağladığını belirtiyor.

Rusya'nın iddiasına göre, Zapad tatbikatına, anlaşmalarla belirlenmiş sınır olan 13 bin askerin altında bir kuvvet katılıyor. Anlaşmalar bu sayının aşılması halinde Avrupalı ülkelerden gözlemcilerin tatbikatı izleyebileceğine hükmediyor.

Ancak Batılı analistlere göre tatbikata katılan kuvvet sayısı iddia edilen rakamın çok üzerinde.

Tam donanımlı gözlemcilerin eksikliğine karşın, Zapad tatbikatı, NATO ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. Uydular ve radar uçakları aracılılığıyla, Rus ve Belarus güçlerinin nasıl performans gösterdiği izleniyor.

Bu tatbikatın zamanlaması da bir hayli dikkat çekici.

Rus ordusu, Soğuk Savaş dönemine kıyasla hareket kabiliyeti daha güçlü modern bir askeri güce evriliyor. Tıpkı gelişmiş NATO orduları gibi potansiyel senaryolara karşı karada, denizde ve havada karma operasyonlar yapabilme kapasitesine sahip.

İngitere'nin başkenti Londra'da, savunma ve güvenlik üzerine çalışan bir düşünce kuruluşunda (RUSI) araştırmacı olan Igor Sutyagin, tatbikatın, "harbe hazır, tamamen ya da olabilecek en güncel eklipmanlarla donatılmış, savaş alanı gerisinden anlık desteklenen birlikler sağlama" amacını ortaya koyduğunu belirtiyor.

Rusya'nın 2008 yılında zaferle çıktığı Gürcistan savaşı aynı zamanda bazı eksiklikleri de ortaya koymuştu. Batılı analistler Zapad'daki manevraları yakından izleyerek, Rus komuta kademesinin Suriye'deki ve Ukrayna'nın doğusundaki operasyonlardan çıkarılan dersleri nasıl uyguladığını gözlemlemeye çalışıyor.

Sutyagin, bu iki harekatın da Rus askeri gücünün nereye yöneldiği konusunda gösterge olduğunu açıklıyor.

Dr. Igor Sutyagin, teknolojik geçiş sürecinin yarıdan fazlasını tamamladığını, organizasyonel dönüşümün neredeyse bittiğini söylüyor.

Ancak bir takım bozulma işaretleri de yok değil. Sutyagin'e göre yeterli askerle donatılması güç, büyük ordu birliklerinin oluşturuluyor olması buna örnek.

Rus ordusu ile en iyi Batılı askeri güçlerin arasındaki teknolojik fark da kapanıyor ancak bir takım soru işaretleri var.

Dr. Sutyagin yeni ekipman için ayrılan bütçenin maddi yeterlilik kadar Batılı teknolojilere erişim ile ilişkili olduğunu, bunun da giderek güçleştiğini belirtiyor.

Zapad tatkbikatı özelinde ise incelenecek çok şey var.

Bir savunma tatbikatı olan Zapad ile, kağıt üzerinde, Rusya ve Belarus'un dış saldırılara karşı savunulması organize ediliyor.

Tabi bu, görkemli bir vuruş gücünün ortaya konulmasını engeleyen bir durum değil. Örneğin Rusya'nın güney batısından Kazakistan'daki sahte bir hedefe fırlatılan İskender - M füzesi 480 kilometre mesafe katetti.

Peki bu tatbikat özelinde NATO gözlemcileri ne izliyor?

Roger McDermott, 2013'teki son Zapad'tan bu yana Rusya'nın hassas vuruş sistemlerinin değişik askeri araçlardaki rolünü artırmak üzerine çalıştığını belirterek, "bu tatbikat bunları nasıl kullandıklarını incelemek adına önemli" diyor.

Norveç Savunma Araştırmaları Kurumu tarafından yapılan ve McDermott'ın yazarlarından biri olduğu çığır açıcı araştırma, batıda "hassas güdümlü mühimmat" olarak tanımlanan silahların Rus ordusundaki tarihini ve gelişimini ortaya koyuyor.

Havadan ve denizden atılabilen uzun menzilli füzeler, Rusya tarafından ilk olarak Suriye'de kullanıldı.

Batı'da "hassas güdümlü mühimmat"lar sivil kayıpların sayısının azaltılması ve vuruş kesinliği açısından ele alınırken, Rusya'da bu silahlar daha değişik bir bakışla ele alınıyor.

McDermott'un yayımladığı araştırmaya göre, "hassas güdümlü mühimmat" Rusya için, Rus askeri literatüründe kullanıldığı ifade ile, "nükleer öncesi caydırıcılık kapasitesi" demek.

Zapad'da kullanılan İskender-M füzesine bu şekilde bakılması gerekiyor.

Bu silahlar, nükleer silahlar ile birlikte Rusya ordusunın bir başka caydırıcılık seviyesine ulaşması anlamına geliyor.

Roger McDermott'un altını çizdiği bir başka alan ise Rusya'nın giderek artan elektronik savaş kapasitesi.

Bu kapasite Ukrayna'daki çatışmalar sırasında gözler önüne serildi ve NATO komutanlarını da etkiledi.

Irak ve Afganistan işgalleri sırasında, yüksek yoğunluklu çatışmalara devam ederken Rusya'nın güçlerini istikrarlı bir şekilde geliştirdiğinden korkuluyor. Elektronik savaş kapasitesinin gelişimine de böyle bakılıyor.

McDermott, Estonya'daki bir savunma ve güvenlik kurumu için yaptığı çalışmada, "Rusya'nın elektronik savaş alanında elde ettiği ilerlemeler, radar ve sensor sistemlerinin de dahil olduğu NATO'nun askeri iletişim kanallarını engellemesine, karıştırmasına ve bozmasına olanak sağlıyor" diyor.

İngiliz araştırmacıya göre, bu kapasite, NATO'nun elindeki teknolojik gücü de geriletiyor:

"Bu elektronik savaş sistemleri, Rusya'nın Batı Askeri Bölgeleri olarak adlandırılan ve NATO'ya komşu olan birimlerinin tamamına yerleştiriliyor."

Rusya elektronik savaş kapasitesinin savaş alanındaki çatışmalardan, siber uzay görevlerine kadar çok geniş bir bakışla kullanmayı planlıyor.

Askeriyesini yenileme amacındaki Rus ordusunun atılımlar yaptığı alan, savaşla barışın arasındaki çizginin çok daha muğlak olduğu bu alan olabilir.

İşte bu yeni "gri alandaki" savaşta Moskova yeteneklerini geliştiriyor.

Bu gelişme, savaşın ve barışın siyahla beyaz gibi algılandığı NATO ülkelerini, büyük politik ve askeri zorluklurla karşı karşıya bırakıyor.