Dünya

Yorum: Merkel'in başka seçeneği yok

DW'den Jens Thurau, BM İnsani Yardım Zirvesi kapsamında İstanbul'da bulunan Almanya Başbakanı Merkel'in Cumnurbaşkanı Erdoğan'la yaptığı görüşmeyi yorumladı.

23 Mayıs 2016 23:11


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan Angela Merkel'i İstanbul'da dostane karşıladığı söylendi. Bu bir marifet, çünkü Erdoğan danışmanı Yiğit Bulut'u görüşme öncesinde gönderdi. Bulut da söyleşilerde açık açık AB'nin görüşmelerde ülkesine kolaylık sağlamaması halinde, Türkiye'nin AB ile yaptığı bütün anlaşmaları askıya alacağı tehdidinde bulundu.

Bu, 'çok sert' bir ifade biçimi olarak nitelendirilebilir. Belki de akıl dışı, ancak Merkel açısından uzun süredir dikkate almak zorunda olduğu bir gerçek. Türkiye'ye ihtiyacı var ve şu sıralar Erdoğan'la mülteci politikasında yapılan uzlaşmaya başka da bir alternatif yok. Erdoğan bunu biliyor ve yeni gücünü tadını çıkararak sergiliyor.

Bunun neredeyse her gün yeni bir örneği yaşanıyor: Alman komedyen Jan Böhmermann ve başkalarına karşı başlatılan hukuk savaşı, gazetecilerin tutuklanması, Kürt milletvekillerinin hapse atılabilmesi için dokunulmazlıklarının kaldırılması...

Sahne Erdoğan'ın, bir sonraki adrenalin üretimi için hazır: Alman Federal Meclisi haziran başında ele alacağı tasarıda Ermeniler'e soykırım yapıldığını dile getirirse, işte o zaman yeni bir öfke patlaması hesaba katılmalı. Erdoğan bütün bunları sadece Almanya ve diğer AB ülkelerini kızdırmak için yapmıyor. Ancak Merkel, Erdoğan'a mülteci politikası konusunda ek bir güç verdi. Erdoğan gibi biri, bunu kullanma konusunda tereddüt etmez.

Sembolik görüşme

Merkel, Almanya'daki seçmenleri içinse İstanbul ziyaretinin başlangıcında sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle görüştü. Ancak bu görüşmede Kürt temsilciler ya da takibata uğrayan gazeteciler yoktu. Merkel gazetelere verdiği demeçlerde de mülteci politikasıyla ilgili sözlere bağlı kalacağını alelacele geri plana itmek için Türkiye'de iç politikadaki gelişmelerin tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.

Peki ya şimdi Erdoğan'la yaptığı görüşmenin ardından? Görüşme açıkta kalan bütün soruları açıklığa kavuşturmadı. Türk vatandaşlarına vize serbestisinin 1 Temmuz'da başlayıp başlamayacağı ise şüpheli. Ama aslında bu çoktan belli.

Merkel'in egosantrik Türkiye Cumhurbaşkanı'na teslim olduğu konusunda şimdiye dek çok şey yazıldı. Merkel çıkar politikası izlemekten korkmuyor ve onun bu konudaki hesabı şu: Erdoğan'la uzlaşma sona ererse, bunun ortaya çıkaracağı zarar, Merkel'in dostane bir biçimde Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşmesi nedeniyle zaten çoktan oluşan güven kaybından daha büyük olur.

Kulağa müstehzi gelebilir ama şu an Merkel'a yapabilecek başka bir şey de kalmıyor. Avrupa'daki mülteci politikası başarısız olursa, işte o zaman Merkel gerçekten iç politikada da tehlikede. Ve Merkel 10 yıllık görev süresinin ardından bunu yaşamak istemiyor.