Dünya

Yorum: İklim değişikliğiyle mücadele kervanı ağır ilerliyor

BM İklim Değişilkliği Konferansı şöyle bir gerçekle sona erdi: İlerleme var ancak çok yavaş. DW'den Jens Thurau'a göre, kömür konusunun özellikle kendini çevreci addeden Almanya için büyük bir soruna dönüşme yolunda.

18 Kasım 2017 02:51

Bonn'daki nasıl bir iklim konferansıydı? Uluslararası müzakerecilerin bizi inandırmaya çalıştığı gibi başarılı mıydı? Yoksa çevreci grupların iddia ettiği gibi iklim değişiminin tahrip gücü görmezden mi gelindi? İşin aslı galiba yine bunun ortasında bir yerlerde.

Müzakerecilerin hakkı var: En başından beri, Bonn'da 2015 Paris İklim Anlaşması ile ilgili son derece karmaşık teknik detayların ele alınacağı belliydi. BM'ye üye 190 ülkenin Paris iklim koruma hedeflerini birbiriyle nasıl karşılaştırabilecekleri gibi mesela. Tüm bunlar kulağa pek heyecan verici gelmiyor ve tüm bu sorular nihayet, gelecek yıl Polonya'da yapılacak iklim konferansında karara bağlanacak. İklim koruma kervanı işte böyle ağır ağır ilerliyor. BM konferanslarında bilindik bir tabloyla dönüp dolaşıp nihayetinde hep bir oy birliği sağlanıyor. İnsanın bunu memnuniyetle karşılaması için çokça iyimserliğe ve sabra ihtiyacı var. Öte yandan böylesi sınırlı bir karar sürecinde bile işler ters gidebilirdi.

Dev sorun: Kömürden elektrik üretimi

Çevreci örgütler Bonn'da özellikle bir yaraya parmak bastılar: Şimdiye kadar herhangi bir iklim konferansında kömür konusu hiç bu kadar yoğun bir biçimde gündeme gelmemişti. Yenilenebilir enerjiyi ileriye taşımak için verilen tüm çabalara rağmen Çin, Hindistan ya da ABD'de kömür kullanımı devam ediyor. Ve her şeyden önce Almanya'da da, ki konferansa ev sahipliği yapan bu ülke, kendi iklim hedeflerini tuturmakta zorladığı için bu konuda pek çok soruya maruz kaldı.

İklim korumada kendilerine öncü bir rol biçen Almanlar değil miydi? Ama zaten Başbakan'ın iklim konferansındaki konuşmasından medet ummak pek gerçekçi sayılmazdı. Zira Merkel'in kömürden elde edilen enerjiden ne zaman vazgeçileceğine dair bir tarih vermeyeceği açıktı. Çünkü kendisi de kiminle iktidarı paylaşacağını ya da iktidarda kalıp kalmayacağını henüz bilmiyor. 23 ülke Bonn'da kömür enerjisini yakında terk edeceklerini duyurdu. Almanya bunların arasında yer almıyor. Zira böylesi kapsamlı bir karar, görevi yeni hükümet kuruluncaya kadar devam ettiren bir iktidarın yetkisini aşıyor. Yani buna yanlış zamanlama diyebiliriz.

Paris coşkusunun ertesinde

Paris'te iki yıl önce gözlenen uluslararası iklim politikalarındaki çoşku yerini rutine bıraktı. 2015'te verilen sözler şimdi yerine getirilmeli ki, bu da zor geliyor. Jeopolitik açıdan bakıldığında çok uluslu anlaşmaların pek faydası yok: Doğu Avrupa'daki, Türkiye ve ABD'deki despot ve milliyetçilerin iklim koruma konusunda duyarlı değil.

ABD yönetimi yalnız

"Ama yine de" diyebileceğimiz bir konu ABD: Herkesin gözü inişli çıkışlı iklim politikalarıyla ABD'nin üstündeydi. Konu Cumhuriyetçiler döneminde durduğu yerde kaldı, Barack Obama yönetimiyle ilerleme kaydedildi. Ancak temelleri de çoktan atıldı. Kalkınmakta olan ve gelişmiş ülkeler işbirliği içinde hareket ediyor, iklim değişikliğiyle mücadeleye yatırım yapıyor ve hedefler koyuyorlar. ABD'li bazı şehir ve bölgeler de Bonn'da şunu açıkça ortaya koydu: İklim değişikliğini inkâr eden Donald Trump'ın bizi durdurmasına izin vermeyeceğiz.

Ve yola devam

Ama tüm bunlar yetersiz. Zira zaman akıp gidiyor ve tüm insanlığın ortak derdi iklim değişikliği sorununu çözmek için başka alternatif yok. İşte bu yüzden de: Yola devam.

Jens Thurau

© Deutsche Welle Türkçe