Gündem

Yavuz Bingöl'e göre 'annesine küfredilen Erdoğan'ın Berkin'in annesini yuhalatması' çok insani bir şey!

'Evet, bir kamu bankasından reklam filmi teklifi aldım'

03 Aralık 2014 10:19

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın davetlerine katılarak sert tepkilere hedef olan ve son olarak Erdoğan'la düet yaptığı için ve kamu bankasından reklam teklifi almasıyla gündeme gelen Yavuz Bingöl, Erdoğan'ın Gezi olaylarında hayatını kaybeden Berkin Elvan'ı ve annesini meydanlarda yuhalatmasını savundu. "Tayyip Bey duygusal bir adam" diyen Bingöl, "Sokaklarda, ölmüş annesine küfredildiği zaman ertesi gün o da Berkin Elvan'ın annesini yuhalattı. Bu çok insani bir şey" sözleriyle tepki çekecek bir açıklama yaptı.  

"Ölmüş anneye küfür etmek, sol değerlere inanan insanların yapabileceği bir şey mi? Ne kadar ayıp bir şey! O zaman o da öyle yapıyor" diyerek Erdoğan'ın tavrını haklı bulan Bingöl'ün, yine hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın meydanlarda "terörist" suçlamasıyla hedef gösterilmesine tepki göstermemesi dikkat çekti. 

Yavuz Bingöl, "bir kamu bankasından reklam teklifi aldı" iddialarını doğrulayarak, "Senaryosuna göre teklifi kabul edebilirim, tabii maddi kısmına da bakacağız doğal olarak" dedi.

Hürriyet'ten Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtlayan(3 Aralık 2014) Yavuz Bingöl'ün açıklamaları şöyle:

Cumuhurbaşkanı Erdoğan'ın davetlerine katıldınız.

En son Başbakan Davutoğlu'nun Dersim gezisinde yer aldınız. Size bu nedenle tepki gösterenler var. Ne diyorsunuz bu tepkilere? 

YAVUZ BİNGÖL: Küfür ve hakaret edenleri umursamıyorum. Yakınlarımdan, yakın çevremden, yıllardır arkadaşlık yaptığım insanlardan gelen eleştirileri ciddiye alıyorum.

*

Ne diyorlar size? "Niye gittin" mi diyorlar?

YAVUZ BİNGÖL: Evet, genelde böyle diyorlar. Çünkü Gezi'den sonra ülke, siyah ve beyaz diye ikiye bölündü. Gri kısımlarda dolaşan kalmadı.

Siz Gezi'den sonra oluşan kutuplaşma iklimini kırmak için mi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Başbakan Davutoğlu'nun davetlerine katıldınız?

YAVUZ BİNGÖL: Evet... Kutuplaşmanın ya da gerginliğin kimseye fayda getirmeyeceğini düşünüyorum. Kutuplaştıranlarla da diyalog kurulmalı. Bu işlere sanat gibi kötücüllüğü olmayan bir alanın bulaşması gerekir. Böyle düşündüğüm için katıldım davetlere.

Esas sorun cepheleşme ise...  Bunun en büyük sorumlusu olarak iktidarı görenler var... Hatta bazıları Tayyip Erdoğan'ın, kendi saflarını sıklaştırma adına cepheleştirme politikasını bilerek, isteyerek yürüttüğünü söylüyor. Bu durum ne olacak?

YAVUZ BİNGÖL: Ben sanatın gücüne çok inanan birisiyim. Sayın Cumhurbaşkanı'nın benimle iki kere türkü söylemesini önemsiyorum. En azından o hafta gerginlik olmayabilir mesela.

*

Sizinle iki türkü söylenmesi, daha ılımlı, daha kuşatıcı mesajlar vermeyi sağlasa... "İşte sanatın dönüştürücü gücü" diye karşılanabilir. Ama pek öyle olmuyor.

YAVUZ BİNGÖL: Doğru ama buna karşılık ne yapacağız? Saf mı tutacağız? Ben saf tutmak istemiyorum. Ülkede hep birlikte bir şeylerin ucundan tutmanın günü gelmiştir diye düşünüyorum. Hükümet tarafı çok geriyor olabilir. Ama biraz da biz kendimize bakalım. Biz az mı geriyoruz. Küfür, hakaret gırla...

*

Cumhurbaşkanı'yla, Başbakan'la buluşmalarınızda siyasi görüşlerinizi söylüyor olsanız, belki tepkiler bu denli büyük olmayabilir. Oysa siz sadece iktidara görsel destek veriyor gibisiniz.

YAVUZ BİNGÖL: Konuşacak ortam çok oluşmuyor. Konuşacak ortam olsa sorunları dile getiririm. Mesela Sayın Başbakan Davutoğlu ile Dersim'de biraz sohbet ettik. Alevilerin sorunlarını anlattım.

 

Tayyip Bey'e bir çift teşekkürü çok gördüler

 

YAVUZ Bingöl, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la kurduğu ilişki hakkında ipuçları verdi. İşte söyledikleri:

*

-Gezi sürecinde Başbakan'la yapılan son toplantı beş-altı saat sürdü. Ben o toplantıda Tayyip Bey'e "Niçin çapulcu dediniz" diye soran tek kişiydim. 

-Aslında Tayyip Bey benim gibi dik duran, herhangi bir menfaat beklentisi olmayan kişileri seviyor. Benimle kurduğu ilişkiyi biraz ona bağlıyorum. 
-Bizim ilişkimiz iç içe bir ilişki değil. Benim yaptığım işleri seviyor. 
-Âşık Veysel'le ilgili "Ustaya Saygı" gecesi yaptık, çıktı geldi. Âşık Veysel'i de seviyor. 
-Nâzım Hikmet'in vatandaşlığını verdiği zaman ben televizyon karşısında gözyaşı döktüm. Bir solcu aydın, bir solcu muhalefet lideri ya da bir sendika lideri bir teşekkürü çok mu görmeliydi? Niçin teşekkür etmediler? 
-Neden muhalefet partileri ya da sivil toplum örgütleri ülkenin ciddi sorunlarına ilişkin yapılan çalışmalarda iktidarın yanında olmuyor? Neden iki çift güzel söz söylenmiyor?

 

'Annesine küfredildi o da Berkin'in anasını yuhalattı'

 

Erdoğan ve Davutoğlu... Nasıl değerlendiriyorsunuz?

YAVUZ BİNGÖL: Tayyip Bey ve Ahmet Bey'den önce şöyle bir anlayış vardı: "Politikacı işine duygularını karıştırmayacak. Karıştırırsa başarısız olur." Tayyip Bey de, Ahmet Bey de bu tezi yıktı. Duygularını işlerine karıştırdılar ve başarılı oldular. Mesela Tayyip Bey'in cezaevindeyken kendisine bir tabak yemek vermiş gardiyanı evinde ziyaret etmesi çok özel bir şey. Ahmet Bey'in Dersim'de bir Alevi dedesinin elini öpmesi.

*

Berkin Elvan'ın annesinin meydanlarda yuhalatılması... Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

YAVUZ BİNGÖL: Burada da Tayyip Bey'in duygusallığı rol oynuyor. Sokaklarda, ölmüş annesine küfredildiği zaman ertesi gün o da Berkin Elvan'ın annesini yuhalattı. 

Bu çok insani bir şey... İşte duygusunu işine karıştırmak bu... Öte yandan şunu da söyleyeyim: Ölmüş anneye küfür etmek, sol değerlere inanan insanların yapabileceği bir şey mi? Ne kadar ayıp bir şey! O zaman o da öyle yapıyor.

*

Kimse kimsenin ölmüş ya da yaşayan annesine küfretmemeli. Ama sokakta küfür edenler üzerinden genelleme yapıp işin tüm sorumluluğunu sol değerlere inanan insanlara yüklemek de doğru değil. Ayrıca sokakta birkaç kendini bilmezin yaptığı iğrenç iş nedeniyle neden Berkin Elvan'ın annesi yuhalatılıyor ki? Berkin Elvan'ın annesinin suçu ne? 

YAVUZ BİNGÖL: Hiçbir suçu yok tabii ki... Ama o süreçte kimse sorumluluk duygusuyla hareket etmedi. Herkes duygularını karıştırdı bu işe.

Sorumluluk sahibi olanlar ile sokaktakiler sorumluluk duygusu açısından aynı noktada mıdır? "Herkes duygularını karıştırdı" derken, sorumluluk makamında oturanları mazur görmüş olmuyor musunuz?

YAVUZ BİNGÖL: Mazur görmüyorum, sadece olanı söylüyorum. Durum tespiti yapıyorum. Ban sadece bu işler nasıl düzelir, onu düşünüyorum. Diyalog, diyalog, diyalog... Diyalog kurmalıyız. Diyalog kurmazsak işimiz çok vahim.

*

Nasıl diyalog kurulacak? Bunca kutuplaştırma politikasının ortasında...

YAVUZ BİNGÖL: Kutuplaştıranla da diyalog kurulması gerekir. Sanatın gücüne inanıyorum. Ben bir köprü kurmak istiyorum.

 

'Dostlarım bana tavır aldı'

 

Sanat dünyasından dostlarınız, mesela Edip Akbayram, Onur Akın gibi isimler size tepki gösterdiler mi?

YAVUZ BİNGÖL: Bir yıl önceki ilişkimiz yok. Eskiden çok sık görüşüyorduk. Telefonlar kesilince anlıyorsunuz bir tavır alındığını.

*

Sizi derinden yaralıyor mu bu durum?
YAVUZ BİNGÖL: Onlar beni tanırlar. Nasıl bir adam olduğumu bilirler. Vicdanlarına bırakıyorum.

*

Peki ya aileniz? Onlar ne diyor?
YAVUZ BİNGÖL: Ailemden bana bir tek annem, kızım ve kız kardeşim sahip çıktı. Diğerlerinin de canları sağ olsun. Bir şey demiyorum.

 

O fotoğrafın hikâyesi

 

Tayyip Erdoğan'ın verdiği iftar davetinden bir fotoğraf karesi, sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı. Fotoğraf karesi Yavuz Bingöl'ün Erdoğan'la tokalaşmak için Orhan Gencebay ve Sevim Emre'nin arasından uzanışını resmediyordu. Yavuz Bingöl, o fotoğraf karesiyle ilgili de konuştu.

İşte söyledikleri:

*

"O anlar tek bir fotoğraf karesi olarak değil de hareketli fotoğraflar şeklinde yansıtılmış olsaydı, gerçek durumun farklı olduğu görülecekti. Tek kareye bakınca... Gerçekten kötü bir durum... Orhan Gencebay'ın üzerinden Cumhurbaşkanı'na elimi uzatmışım, onunla tokalaşmak için can atıyormuşum gibi bir durum... Halbuki olay şöyle gelişti: Önce Sayın Cumhurbaşkanı bana elini uzattı. Ben de iki adım gerideydim. Saygısızlık olmasın diye hemen elimi uzattım. Tek kare fotoğrafın öyküsü budur."

 

'Bana küfürler eden hayranlara ihtiyacım yok'

 

PEKİ hayranlarınız? Onların durumu ne?

YAVUZ BİNGÖL: Sosyal medyadan bana küfür eden hayranlara ihtiyacım yok. Bana küfür edenler beni dinlemesin. Zaten dinlemiyordur diye düşünüyorum.

*

Ya küfür etmeyip sadece eleştirenler?

YAVUZ BİNGÖL: Bakıyorum yazılanların bazılarına... Samimi olarak üzülmüş. Üzüntüsünü dile getiriyor. İşte ben o üzülenlerle ilgileniyorum. Bu röportajı yapmamın nedeni de onlar. Onlar beni anlasınlar istiyorum. Umarım anlamışlardır.

 


'Seksen yıllık sorunun çözümü zaman alır'

 

Alevilerin sorunlarının hâlâ çözülmemesine ne diyorsunuz?

YAVUZ BİNGÖL: Bu biraz süreç meselesi... Zamana ihtiyaç var. Seksen yıllık, yüz yıllık sorunların çözümü zamanla olacak.

*

Muhafazakâr kesimlerin seksen yıllık, yüzyıllık sorunları bir çırpıda çözülüyor ama.

YAVUZ BİNGÖL: Doğru... Ama ne yapacağız? Uzak durup saf tutarsak çözüm gelecek mi? Çözüm bu mu? İlişki kurmak gerekiyor. Diyalog kurmak gerekiyor. Benim amacım işte bu.

 

Yavuz Bingöl'e göre hükümetin iyi işleri


-Bu zamana kadar hiçbir hükümet Alevileri ciddiye almadı, bu hükümet 2009'dan beri Alevi açılımı yapıyor. 
-Kürt sorunu için barış sürecini başlattı.
-Ülkenin sanatçılarına kulak verdi.
-Nâzım Hikmet'e vatandaşlık verdi.
-Gayrimüslimlerle ilgili ciddi 
çalışmaları bu hükümet başlattı.


Hükümetin kötü işleri
 

-DERSİM'le ilgili özür dileniyor ama Uludere için bir şey yapılmıyor.
-Gezi'de silahını art niyetli 
olarak kullanan polisin görevden alınması gerekirdi.
-Avrupa Birliği'nin 
İlerleme Raporu'nda yazılanlar konusunda bir ilerleme yok.
-Temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi gerekir.
-Güvenlik paketlerinden vazgeçilmesi gerekir.
-İşkence kalmadı ama toplumsal olaylara müdahale çok sert.

 

'Ciddi itibar kaybı yaşıyorum ama bunu umursamıyorum'

 

İşte Yavuz Bingöl'den kendisine yönelen tepkilerin ardından bir durum değerlendirmesi:

*

-Suya sabuna dokunmayan çok sanatçı var. Ben de onlar gibi hiç suya sabuna dokunmayan bir adam olabilirdim. Gelmişim 50 küsur yaşına... Vicdanım, kalbim beni nasıl yönlendiriyorsa... Öyle davranıyorum. Kalbim aynı kalp... Beynim aynı beyin... Durduğum yer aynı yer.

-Ben toplumumuzun birbirine düşman olmaması için çabalıyorum. Dadaloğlu, Pir Sultan, Hacıbektaş, Âşık Mahsuni Şerif, Âşık Veysel... Bunlar var oldukça aramızdaki duygusal bağ kolay kopmaz. Ben de toplumdaki bu duygusal bağı koparmamaya çalışıyorum.

-Bunu bilerek yapıyorum ben. Çok sevilen, kredisi yüksek bir sanatçıyken itibar kaybı yaşayacağımı biliyordum. Bunu göze aldım ben. Yarın Kılıçdaroğlu başbakan olsa, sağcı bir sanatçının elini sıkamaz mı? Bu kadar mı hoşgörüsüz bir toplum olduk?

 

'Bir kamu bankasından reklam teklifi aldığım doğru'

 

BİR kamu bankasından reklam teklifi almışsınız, doğru mu bu?

YAVUZ BİNGÖL: Doğru.

*

Bu teklifin son dönemde hükümet çevrelerine yakın olmanızla bir ilintisi var mı?

YAVUZ BİNGÖL: Ben bu ülkede otuz yıldır kendi yaptığı işlerle zirvede kalmaya çalışan birisiyim. Televizyona reytingi yüksek bir iş yaptığım zaman en az on tane reklam teklifi gelir. Bu sene sadece o kamu bankasından teklif gelmedi, başka alanlardan üç-dört tane daha reklam teklifi geldi.

*

Kabul edecek misiniz kamu bankasından gelen teklifi?

YAVUZ BİNGÖL: Bilmiyorum. Senaryosuna bağlı. Maddi kısmına da bakacağız doğal olarak.