Dünya

Vize muafiyetiyle ilgili pazarlıklar kızıştı

AB, vize serbestisine koşullu olarak yeşil ışık yakmaya hazırlanıyor. AB hükümetleri “askıya alma” mekanizmasıyla iç kamuoyunu iknaya çalışırken Türkiye'ye de baskı oluşturacak. Değer Akal'ın haberi.

20 Nisan 2016 19:15


AB’nin Türk vatandaşlarına vizeleri kaldırması konusunda bu hafta kritik bir aşamaya geçiliyor. AB hükümetlerinin kendi aralarındaki müzakerelerde en hararetli tartışılan konuyu, gerektiğinde vize serbestisini askıya alma mekanizması ve bunun koşulları oluşturuyor.

Diplomatik kaynaklar, vizesiz seyahati gerektiğinde askıya alabilme mekanizmasının AB kulislerinde görüşüldüğünü, AB içişleri bakanlarının perşembe günü Lüksemburg’da yapacakları toplantıda konuyu ayrıntılı bir şekilde ele almaya başlayacaklarını, konunun üç alandaki endişeler nedeniyle önem taşıdığını kaydediyorlar.

Bu endişelerin başında, Türkiye’de yargı bağımsızlığı, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında yaşanan sorunlar yer alıyor. AB Türkiye’deki gelişmelerden endişeli. Ayrıca AB sürecinin canlandırılması yoluyla Türkiye’yi yeniden demokratikleşme reformlarına teşvik etmeye çalışan AB hükümetleri, kendi iç kamuoylarında “demokratik ilke ve değerlere sahip çıkmamak”, “Türkiye’deki hak ihlallerine göz yummakla” eleştiriliyor.

Türkiye'den iltica endişesi

Öte yandan bazı AB ülkeleri, Türkiye’deki gidişatın daha da kötüleşmesi sonucunda Türkiye’den iltica başvurularının artabileceği endişesi taşıyor. Birçok Avrupa ülkesinde göçmen karşıtı aşırı sağcı hareketlerin güç kazanması da hükümetlerin iç kamuoylarında Türkiye ile vize serbestliği konusunda adım atmasını güçleştiren gelişmeler arasında sıralanıyor.

AB, Makedonya, Sırbistan ve Karadağ‘a 2009 yılında, Arnavutluk ve Bosna Hersek‘e de 2010 yılında vize serbestisi getirmişti. Ancak Balkan ülkelerinden İsveç, Belçika ve Almanya’ya yoğun göç ve iltica talepleri sonrasında 2013 yılında vize serbestisinin bazı koşullarda askıya alınmasını düzenleyen mekanizma kabul edilmişti.

Diplomatlar, bazı üye ülkelerin Türkiye konusundaki çekincelerini dile getirip bu tür bir mekanizmanın gerekli olması durumunda daha hızlı bir şekilde devreye sokulması için bazı öneriler geliştirdiklerini kaydediyor.

Bu çerçevede, Türkiye’nin vermiş olduğu taahhütlere uymaması, insan haklarına saygı göstermemesi ya da Türkiye’den bir AB ülkesine kısa zaman içerisinde büyük bir göç akımı olması durumlarında, AB’nin hızlıca vize uygulamasına dönmesi için etkili bir askı mekanizmanın devrede olması talep ediliyor. Bunun için vize serbestisi olağan sürecinin dışına çıkılarak, ayrıntılı bir “askıya alma maddesinin” yer alacağı anlaşma seçeneğinin de masada olduğu belirtiliyor.

İç kamuoyuna teskin, Türkiye’ye uyarı

TÜSİAD’ın Uluslararası Koordinatörü ve AB temsilcisi Bahadır Kaleağası, askıya alma prosedürünün Schengen’de öngörüldüğünü söylerken, “Ayrıca 2004 ve 2005 yıllarında Türkiye ile müzakerelerin açılma kararlarında serbest dolaşım hakkıyla ilgili olarak kalıcı koruma maddesi olacağı ifade edildi. Roma Anlaşmasında olan bir şeyin yeniden ifade edilmesi Türkiye karşıtlarının etkilerini sınırlama hedefi taşıyordu. Bu girişim de iç siyasete yönelik teskin edici bir amaç taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu konunun Türkiye’ye de bir uyarı niteliği taşıdığına vurgu yapan Kaleağası, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getiriyor olmasını gerektirdiğine dikkat çekti. Kaleağası, “Ancak ne yazık ki Türkiye bu konularla ilgili en sert eleştirildiği dönemlerden birinden geçiyor” dedi.

Haziran’daki vize serbestisi kararının geçici ya da koşullu alınabileceğine dikkat çeken Kaleağası, “Kararda zaman dilimi ve yapılacak işlerle ilgili gri alan olacak. ‘Eğer olumlu eğilimler devam etmez, taahhütler yerine getirilmezse karar yeniden gözden geçirilebilir’ denilecek. Bu süreci yavaşlatır ama Almanya açısından en azından Suriye’den göç denetim altına alınmış olunur. Zaten Türkiye’nin yapmakta olduğu, Avrupa’nın istediği sınır güvenliği sistemi ve göç yönetimini tesis etmek” dedi.

Fransa’nın özellikle ısrarcı olduğu askı mekanizması taleplerine Almanya da sıcak bakıyor. Fransa’da yaklaşan seçimler, İngiltere’deki AB karşıtları, Almanya’da sağcı popülist AfD’nin yükselmesi, Merkel’ın koalisyon ortağı Hristiyan Sosyal Birlik partisinin itirazları bu konuda hükümetleri zorlayan ana gelişmeler olarak sıralanıyor.

“Endişeler abartılı”

Avrupa İstikrar İnisiyatifi (ESI) Başkanı Gerald Knaus’a göre AB’deki endişeler abartılı, askıya alma mekanizması da AB’de vizenin kaldırılmasına kuşkuyla bakanları ikna etme araçlarından biri.

Geçen yıl Ege üzerinden binlerce kişi kaçak yollarla Avrupa’ya giderken, Türk vatandaşlarının AB’ye akın etmediğini söyleyen Knaus, Türkiye’de kişi başı gayri safi yurtiçi hasılanın üye olan Bulgaristan ve Romanya’dan daha yüksek olduğunu ve çok daha zor durumda olan Ukrayna ile vize serbestisi görüşmelerinin yapıldığının altını çizdi.

ESI Başkanı, Türkiye vatandaşlarına vize zorunluluğunun 1980’deki askeri darbe sonrasında getirildiğini hatırlatırken, “Türk devleti için çalışan herkes yeşil pasaport alabiliyor. Şu anda 2 milyonu aşkın kişi vize serbestisinden yararlanıyor, eşitlik için bu hak herkese tanımalı. Türkiye’de insan hakları ve sivil toplumu desteklemek isteyen herkes vize serbestisinden yana tavır almalı. Türk gazeteci, akademisyen, öğrenci ve işadamlarına vize uygulayarak demokrasiyi destekleyemezsiniz” diye konuştu.

Zaman daralıyor, baskı artıyor

AB ve Türkiye'nin Mart ayında üzerinde uzlaştığı yol haritası Haziran sonunda vize serbestisinin başlamasını öngörüyor. Türkiye'nin seyahat belgelerinin güvenliği, göç yönetimi, kamu düzeni ve güvenliği, temel haklar ile yasadışı göçmenlerin geri kabulü başlıkları altında toplam 72 gerekliliği yerine getirmesi gerekiyor.

AB yetkilileri, Türk vatandaşlarına vizesiz giriş hakkının ancak parmak izi içeren biyometrik pasaport sahiplerine tanınacağına, bu pasaportların dağıtımının Haziran 2016’da tamamlanamayacağına, bu nedenle vize serbestisi uygulaması için karar alınması halinde bile bu haktan yararlanmanın Aralık ve Ocak ayını bulabileceğine dikkat çekiyor.

Başbakan Ahmet Davutloğu, bu hafta yaptığı açıklamada yerine getirilmesi gereken 17 koşulun kaldığını, Mayıs ayına kadar bunun tamamlanacağını söylerken, vize muafiyetinin Haziran ayında devreye gireceğine olan inancını sürdürdüğünü vurguladı. Davutoğlu, “Olmaması halinde Türkiye’nin tabii taahhütlerine bağlı kalmasını kimse bekleyemez” uyarısında bulundu.

Başbakan Angela Merkel’ın, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile birlikte hafta sonunda Türkiye’ye yapacağı ziyaret ve Başbakan Davutoğlu ile yapacakları görüşmeler, gelinen aşamanın değerlendirilmesi ve olası adımların ele alınması açısından önemli görülüyor.