Ekonomi

Vergi borçlarına af: Kamuya borç 18 taksitte ödenebilecek, peşin ödemede faizin yüzde 90'ı silinecek

İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin torba yasa teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi

23 Ekim 2020 23:05

 

BBC Türkçe
Ayşe Sayın

İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin torba yasa teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Teklife eklenen maddeyle, vergi, prim dahil, kamuya olan borçların yapılandırılarak 18 taksitle ödenmesinin yolu açıldı. Teklif kamuoyunda "varlık barışı" olarak adlandırılan düzenlemeyle, yurt içi veya yurtdışındaki döviz, altın gibi menkullerini kayıt altına aldıranlara vergi muafiyeti getirilmesini de öngörüyor.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen teklife eklenen maddeyle, her türlü prim, vergi dahil, kamuya olan borçlar yeniden yapılandırılarak, 18 ayda ödeme olanağı sağlandı. Yapılandırma kapsamına 31 Ağustos 2020'den önceki borçlar girecek. Kamuoyunda uzun süredir tartışılan Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan (KYK) kredi kullanıp, borcunu ödeyemeyen öğrenci borçları da kapsama dahil edildi. Düzenlemeyle yeniden yapılandırma kapsamına giren borçlar şöyle:

"Gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, motorlu taşıtlar vergisi gibi borçları vergi cezaları gecikme faizleri ve gecikme cezaları ve trafik, nüfus para cezaları karayolu taşıma kanuna göre kesilen para cezaları, karayolu usulsüz kesilen para cezaları gibi tüm idari para cezaları, öğrenim katma kredisi, öğrenim kredisi borçları, hazine alacakları, madenlerden alınan devlet hakkı, Hazine alacakları, madenlerden alınan devlet hakkı, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre takip edilen diğer alacaklar, TOBB, TESK, Barolar Birliği, TÜRMOB, ihracatçı birliklerinin aidat ödemeleri.

"KOSGEB tarafından kullandırılan desteklerden kaynaklananlar ile aidat alacakları, il özel idareleri, belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin yüzde 50'den fazlası bunlara ait şirketlerin taşınmazlar hakkında yapılan irtifak hakkı ve kiralama işlemlerinden kaynaklanan alacaklar, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıfların kira alacakları, kalkınma ajanslarının il özel idareleri, belediye ve sanayi odalarından olan alacakları, Türk Standartları Enstitüsü hizmet bedeli alacakları da yapılandırma kapsamında yer alacak."

36 aya kadar vade, peşin ödeyenin faizi silinecek

Yapılandırmak için yasanın yürürlüğe girmesinin ardından mükellefler yıl sonuna kadar başvuruda bulunabilecek. Söz konusu borçlar 6 ve 18 taksit seçenekleriyle 2 ayda bir ödenebileceği için vade 36 aya kadar uzayabilecek. Hazine ve Maliye ve Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne yapılacak ödemeler için ilk taksit Ocak 2021, Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılacak prim ve diğer borç ödemeleri için ilk taksit şubat 2021'de başlayacak.

İlk taksit tarihine kadar peşin ödeme yapılırsa ana paranın borç faizinin yüzde 90'ı silinecek. İlk taksit süresi içinde peşin ödeme yapılması halinde borç faizinin yüzde 90'ı, ilk iki taksidin ödeme süresi içinde yapılırsa yüzde 50'si silinecek. Ana para borcu ise yapılandırma kapsamında ödenecek.

Reuters

Düzenleme kapsamında, gelir testine hiç başvurmayanların 31 Mart 2021 tarihine kadar gelir testine başvurmaları hâlinde ilk tescil tarihi itibarıyla sigortalılıkları başlatılacak ve genel sağlık sigortası primlerinin asıl borcunu ödemeleri koşuluyla faiz borcu silinecek.

500 milyar liralık yapılandırma

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş'un verdiği bilgiye göre düzenlemeyle yaklaşık 500 milyar liralık borç yapılandırma kapsamına girecek.

Komisyonda kabul edilen yasa teklifi ayrıca "varlık barışı" olarak nitelendirilen yurt içi ve yurtdışındaki döviz, altın gibi menkullerini kayıt altına aldıranlara da vergi muafiyeti öngörüyor. Buna göre yurt içinde ve dışındaki menkullerini 1 yıl içinde Türkiye'de kayıt altına aldıranlardan vergi veya ceza adı altında herhangi bir para talep edilmeyecek.

Cezaevi izinleri Temmuz sonuna kadar uzatıldı

Yasa teklifi ile ayrıca pandemi nedeniyle açık cezaevinde olanların izin süreleri de uzatıldı. Kabul edilen önergeyle, Sağlık Bakanlığı'nın önerisi Adalet Bakanlığı'nın kararı ile izin süreleri 31 Mayıs 2020 tarihinden geçerli olmak üzere 2'şer aylık sürelerle 7 kez uzatma hakkı tanındı. Bu çerçevede pandemi izni 31 Temmuz 2021 kadar yürürlükte kalacak. Bu güne kadar 70 bin mahkum bu haktan yaralanmıştı.

İşçi ve işveren sendikaları "esnek çalışma"da karşı karşıya geldi

Komisyonda, 25 yaş altı ve 50 yaş üstündeki çalışanlar için "esnek çalışma" olarak da tanımlanan "belirli süreli iş sözleşmesi" öngören madde değişiklik yapılmadan kabul edildi. Teklifte, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmelerini " belirli süreli iş sözleşmesi" olarak tanımlıyor ve bu iş sözleşmelerinin 2 yılı geçemeyeceği ve sözü edilen yaş grupları için birden fazla üst üste yapılamayacağını hükme bağlıyor. Kişinin 25 yaşına gelmesi halinde, esnek çalışma hükümlerinin uygulanamayacağı da hükme bağlanıyor. Esnek çalışma sözleşmesine göre çalışılan süre, kıdem tazminatına dahil edilmiyor.

Söz konusu madde, işçi ve işveren örgütleri arasında görüş ayrılığına yol açtı. Komisyonda söz alan Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Akansel Koç, söz konusu düzenlemenin belli yaş grupları için değil, tüm kesimleri kapsayacak şekilde genişletilmesini istedi.

HAK-İŞ: Yaşa bağlı ayrımcılık getirecek

AKP'nin "istihdamı teşvik" için getirildiğini savunduğu düzenlemeye işçi sendikaları ise karşı çıktı. Komisyonda söz alan HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Sekreteri Erdoğan Serdengeçti, düzenlemeyle gençler ve 50 yaş üstü için kıdem ve ihbar tazminatı konusunda mağduriyetin yanı sıra ayrımcılığa da yol açacağına dikkat çekti:

"Bu uygulama her ne kadar belirtilen yaş grubunda bulunanların istihdamını kolaylaştıracak gibi görünse de yaşa bağlı bir ayrımcılığı beraberinde getireceğini düşünüyoruz. Bunun yanında, işverenlerin kötü niyetle hareket etmesi hâlinde, belirsiz süreli sözleşmelerden kaçınmak maksadıyla 25 yaş altı ve 50 yaş üstünde olan çalışanlara yönelik olarak devamlı işe giriş-çıkış yapılmak suretiyle bir sirkülasyon da meydana getireceğini düşünüyoruz."

Getty Images

TÜRK-İŞ: 3.5 milyon kişi var

Komisyonda söz alan Türk-İş Hukuk Müşaviri Ferhan Tuncel ise düzenlemenin çalışanlar açısından kıdem, ihbar tazminatı konusundaki hak kaybının yanı sıra sendikalaşmaya da engel oluşturacağına dikkat çekti. Türkiye'de şu anda 25 yaş altı ve 50 yaş üstü 3.5 milyon kişinin olduğunu ve anımsatan Tuncel, " Bizim düşüncemize göre bu maddenin aslında bu teklifin 16'ncı maddesiyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz çünkü orada da 31/12 tarihine kadar bir kısmi süreli çalışmanın yolu açılı yor. İkisini birlikte düşündüğümüzde bayağı büyük bir nüfus bu işten etkilenecek" dedi.

DİSK: Çalışma hayatını temelinden değiştirecek

DİSK Toplu Sözleşmeler Müdürü Engin Sezgin ise düzenlemenin çalışma yaşamını "temelinden değiştirecek" bir düzenleme olduğunu söyledi. 16 yaşında çalışmaya başlayan kişinin 2 yılda bir çalışmaya devam edip, tazminat, sendikal haklar dahil hiçbir haktan yararlanamayacağına işaret eden Sezgin, düzenlemeyle bir işçinin aynı iş yerinde iki yıldan fazla çalışamayacağının öngörüldüğünü, ancak farklı yerde çalışmasına engel bulunmadığına dikkat çekti:

"Bir iş yerinde 10 ayrı firma oluşturuyor aynı işveren ve işçileri o firmadan o firmaya, o firma dan o firmaya… Şu anda iş güvencesi kapsamının dışında bırakmak için otuz kişinin altında, aynı işverene dolaylı yollardan açarak birçok firmada çalıştırıyorlar işçiyi. Hepsi 28 -29 kişi altında bırakılıyor ve iş güvencesi kapsamının dışına çıkarılıyor. Dolayısıyla, bu maddenin bizim çalışma hayatımıza yansıması ciddi anlamda bir felakettir, fecaattir. 2003 yılında bu konuyla ilgili çok yoğun bir tartışma yaşanmıştır. Grevlerin ve sokak gösterilerinin olduğu bir konudur bu ve kısmi bir uzlaşı olmuştur. Öyle ya da böyle, işverenlerle sendikal hareket, konfederasyonlar bir şekilde bir araya gelip işveren temsilcileri İş Kanunu üzerinde bu maddeden vazgeçmiştir ve karşılığında da sendikalar başka maddelerden de itirazlarını geri çekmiştir. Şimdi, böyle bir konuyu pandemi gerekçesiyle istihdamı artırmak gibi bir gerekçeyle sunmak ve taraflarla hiç görüşülmeden yapılması çok kritik bir konudur, hayati bir konudur. İtirazımız esasa dairdir, kesinlikle geri çekilmelidir."