Ekonomi

ÜMİT BOYNER'DEN ''TOPLUMSAL BARIŞA'' VURGU BODRUM (A.A)

08 Ekim 2010 14:24
-ÜMİT BOYNER'DEN ''TOPLUMSAL BARIŞA'' VURGU BODRUM (A.A) - 08.10.2010 - TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ''Toplumsal barışın önünde engel olan sorunlarımızı halletmedikçe enerjimizi ekonomi alanındaki gelişme için yeterince harcayamıyoruz'' dedi. Boyner, Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı Turgutreis beldesindeki Paloma Yasmin Otel'de düzenlenen Türk Girişim ve iş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanlar Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, turizm sektörünün son 60 yılda dünyanın en hızlı büyüyen istihdam yaratan ekonomi alanlarından biri haline geldiğini söyledi.  Dünya turizmi açısından, klasik Avrupa ve Kuzey Amerika dışında birçok bölgenin önümüzdeki yıllarda çok daha fazla gelişmesinin beklendiğini belirten Boyner, ''Sektördeki bu çok daha rekabetçi ortama da ülke olarak hazır olmamız gerekiyor. Türkiye, 2009 yılında 25,5 milyon yabancı turist ile dünya sıralamasında yedinci sırada yer alırken, turizm gelirleri açısından 21,3 milyar dolar ile dokuzuncu sırada yer aldı. 2010 yılı ilk altı ayında, turist sayısı açısından 2009 yılı aynı dönemine göre yüzde 7 artış gerçekleşti ve yılsonuna kadar, 2009'a göre yüzde 3–4 oranında bir artış bekleniyor'' diye ifade etti. Dünyada, turizmde iddiası olan bütün bölgelerin turizm gelirlerini artırmak için kıyasıya bir rekabet içinde olduklarına işaret eden Boyner, şöyle konuştu: ''Bu sebeple, dünya ile sürdürülebilir şekilde rekabet edebilir bir turizm sektörü, ancak yerel aktörlerin de katılım sağladığı bir süreçte şekillenen, küresel düzeyde bu alandaki gelişme ve trendleri takip eden bir turizm stratejisi ve yol haritası ile mümkün olabilir. Plansız bir şekilde turizm alanında yapılan yatırımların,  sağlanan destek ve yönlendirmelerin, çoğu zaman hedeflenenin aksine olumsuz sonuçlar doğurabildiğini görüyoruz. Bahsettiğimiz strateji, güvenilir verilere dayanan, turizmi mevsimsellikten çıkarıp 12 ay boyunca sürdürülebilir ve katma değeri yüksek bir yapıya kavuşturabilecek gerekli altyapı, insan kaynağı, turizmin çeşitlendirilmesi, tanıtım gibi pek çok temel alanı içeren bir strateji.'' Bodrum da turizm sektörünün yanı sıra önem kazanan diğer bir sektörün de yat imalatçılığı olduğunu ifade eden Boyner, ''Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yol haritası belirlenen on kümelenmeden biri de Muğla Yat İmalatı ve Yat Turizmi İş Kümesi. Çalışmalar sırasında Bodrum'da odaklanılması kararlaştırıldı. Bu sebeple, yat imalatı ve turizm sektörlerinin sürdürülebilir büyümesi için birbiri ile uyumlu, etki analizleri yapılan stratejilerin benimsenmesi büyük önem taşımaktadır'' dedi.  -YENİ ANAYASA İHTİYACI- Yeni bir Anayasa ihtiyacının, toplumun her kesiminin ortak talebi olduğunu açıkça ortaya koyan bir referandum sürecinin geride bırakıldığını belirten Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Yeni Anayasanın geniş mutabakatlı bir toplum sözleşmesi olması gerektiği konusunda ki görüşlerimizi her yerde dile getiriyoruz. Toplumsal barışın önünde engel olan sorunlarımızı halletmedikçe enerjimizi ekonomi alanındaki gelişme için yeterince harcayamıyoruz.  Bu barış ve huzur ortamının ekonomideki yansımalarını en fazla hisseden sektörlerden biri olan turizm sektörü de, eminim ki bu sürece en büyük desteği ve katkıyı yapacağına inanıyorum. Şimdi, önümüzde, haziran ayında gerçekleşecek bir seçim var. Bu süreçte, küresel krizden çıkışta hala çok hassas olmamız gereken bir dönemde olduğumuzu ve ekonominin hala gündemin en önemli maddelerinden biri olduğunu unutmamalı, unutturmamalıyız.'' Boyner, Türkiye gündeminin her gün değişebildiğini ifade ederek ''Böylesine değişken bir gündemle, küresel krizi daha az hasarla atlatabilmişsek burada bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumların da önemli rol oynadığına inanıyoruz. Özellikle, Merkez Bankası gibi, özerk kurum ve kurulların performansının ciddi etkisi oldu. Bu kurumlar, piyasa ekonomisinin zayıf unsurlarını güçlendirerek, istikrarlı bir yatırım ortamı sağlanmasında önemli rol oynadılar'' dedi.  Boyner, bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumların, ABD'de, kökleri 1800'lerin sonlarına kadar gitse de, genel olarak gelişmiş ülkelerde 90'lı yıllardan itibaren önem kazandığını söyledi.  Devletin özelleştirmeler sonucu bazı sektörlerde üretimden çekilmesi gündeme gelince, özellikle altyapı ve finans sektörleri gibi piyasa aksaklıklarının hüküm sürmeye devam ettiği sektörlerde iktisadi faaliyetlerin düzenlenmesi gereğinin ortaya çıktığını belirten Boyner, '' Yürütmeden bağımsız davranabilme özellikleri ile bu kurumları, kamu yönetimini iyileştirme ihtiyacı duyan gelişen ülkeler için, yeni bir kamu yönetişim anlayışı oluşturmanın unsuru olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır'' diye konuştu. -İŞSİZLİK- İşsizliğin hala ciddi bir sorun olduğunu belirten Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İşgücü piyasası ile ilgili sorunlarımızı çok boyutlu ve bütüncül bir yaklaşımla ele almamız gerekiyor. Eğitim, özellikle mesleki eğitim ile işgücü piyasası arasındaki bağların güçlendirilerek vasıf uyumunun sağlanması, genç işsizliğini azaltabilecek en önemli faktör. Bunun yanında, çok düşük düzeylerde seyreden kadın istihdamının geliştirilmesine özel bir önem verilmesi gerekiyor. İstihdam üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve işgücü piyasası düzenlemelerinin güvenceli esneklik anlayışıyla ele alınması da, yeni istihdam oluşturma konusundaki kapasite sıkıntısının aşılmasına yardımcı olacaktır. İstihdam ve işsizlik sorununa bütüncül bir yaklaşım, kayıt dışılıkla mücadeleyi ve üretkenliğin artmasını da desteklemelidir. Hepimiz biliyoruz ki kayıtdışı olan şirketlerin finansmana erişimi çok daha sınırlı oluyor, inovasyona, insan sermayesine yatırımları çok daha düşük kalıyor. Bu da üretkenliği, verimi ve kaliteli uzun süreli istihdamı önemli ölçüde düşürüyor.''