Gündem

Türkiye'nin bütçe açığı kaygı verici boyutlarda mı?

Bütçe, 2017 yılının ilk 6 ayında 25,2 milyar TL ile bu periyod için tarihi düzeyde açık verdi. Bu açığı kapatmak adına devletin kasası olan Hazine'nin borçlanması küresel ekonomik kriz dönemi sonrası en yüksek seviyeye ulaştı. Peki bütçe açığının kaygı ve

29 Nisan 2018 20:30

Kamu mali disiplini, uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin en güçlü yönlerinden biri oldu.

Geçen yılki darbe girişiminin ardından hükümetin aldığı önlemler kapsamında mali teşvikler ile kamu harcamalarının artırılması ise son dönemde bütçe görünümünde bozulmaya yol açtı.

Haziran ayında bütçe dengesinin negatife döndüğü ve bütçe açığının 13,7 milyar TL olduğu görüldü.

Bir önceki yılın Haziran ayında ise bütçe 7,9 milyar TL açık vermişti.

Ocak-Haziran dönemine ilişkin bütçe açığı ise 25,2 milyar TL ile önceki yılların ilk 6 aylık dönemleriyle karşılaştırıldığında tarihi bir rekora işaret ediyor.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, yılın ilk 6 ayına dair bütçe gerçekleşmeleriyle ilgili olarak Haziran ayında yaptığı basın toplantısında bütçe açığının 2017 yılında hedeflendiğinden yüksek olabileceğini söyledi.

Hükümet 2017 yılı için bütçe açığı hedefini 46,9 milyar TL olarak açıklamıştı.

2016 yılında ise bütçe açığı 29,3 milyar TL olmuştu.

Bütçe açığının bu yılın ilk yarısında bu kadar yükselmesinde hangi etmenler rol oynadı?

Garanti Yatırım'ın raporunda yılın ilk yarısında bütçe performansının beklentilerin üzerinde bozulmasında yılın son çeyreğine ötelenen sosyal güvenlik prim ödemelerinin etkili olduğunu vurguluyor.

Bu etki ise şirketlerin yılın birinci çeyreğinde ödemesi gereken sosyal güvenlik prim ödemelerinin, yılın son çeyreğine ertelenmesi yüzünden ortaya çıktı.

Ancak rapor 6 milyar TL civarında olan bu etki dışlandığında bile bütçe performansının kötüleştiğini belirtiyor; buna sebep olarak da vergi gelirlerindeki hız kaybı ile sınırlı özelleştirme geliri katkısı gösteriliyor.

Merkezi İngiltere'de bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından Timothy Ash ise bütçe görünümündeki bozulmanın nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

Bütçe açığında yaşanan bu tablo, devletin kasası niteliğini taşıyan Hazine'nin de daha fazla borçlanmasına yol açıyor.

Hazine 2017'nin ilk altı ayında 46 milyar 473 milyon TL borçlandı.

Bu da eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez'in yaptığı hesaplamalara göre 2017 yılı için yaklaşık 47,5 milyar TL olan yasal borçlanma limitine çok yakın bir rakam.

Hazine'nin bir dönemde yaptığı iç borçlanma toplamını aynı dönemde yaptığı iç borç ödemeleri toplamına böldüğümüzde bulduğumuz toplam iç borç çevirme oranı ise yüzde 114,3 oranı ile 2003'ten beri en yüksek seviyesine çıktı.

Bu yüzden ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde çeşitli basın kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda "Meclis'e gidip ilave borçlanma yetkisi istememiz gerekecek" ifadesini kullandı.

"Bütçe Kanunu'nda öngördüğümüzden daha fazla borçlanacağız. Bugün itibarıyla net olarak borçlanma limiti içinde kalamayacağımız görünüyor" diyen Şimşek, bunda bütçe açığının ve savunma harcamalarının artmasının rol oynadığını söyledi.

Böylece bütün dünyada finansal krizin yaşandığı 2009 yılından beri ilk defa Türkiye'de Hazine'nin borçlanma limitinin yükseltilmesi konusunda bir adım atılabilir.

Peki Hazine'nin daha fazla borçlanmasında rol oynayan bütçe açığının korkutucu boyutlara vardığını söyleyebilir miyiz?

Konuştuğumuz ekonomistler ve piyasa analistlerine göre yanıt, "Hayır".

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan BlueBay portföy yönetimi şirketinden Timothy Ash, AKP'nin (Adalet ve Kalkınma Partisi) iktidarda olduğu 15 yıldır bu konuda ihtiyatlı davrandığını söylüyor.

Ash, hükümetin şimdiye kadar çok düşük oranlarda bütçe açığı verdiğini vurgulayarak kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının 2000'li yıllarda görülen yüzde 90'lardan yüzde 30'lara kadar düştüğünü belirtiyor:

"Şu an mali politikada gevşemeye giderken bile bütçe açığının GSYH'ya oranı, hedeflenen yüzde 1,6'dan belki de yüzde 2,5-3'e kadar yükselecek.

"Önümüzdeki iki yıl boyunca açığın arttığını ve kamu borcunun yükseldiğini görebiliriz, ama yine de Maastricht kriterlerinin çok altında kalacaklardır.

"Kamu borcu ise Avrupa Birliği (AB) ortalamasının yarısından daha aşağıda, bu da birçok AB ülkesinin kıskanmasına yol açıyor.

"Türkiye'nin kamu borcunın GSYH'ya oranı Lüksemburg, Bulgaristan ve Estonya dışındaki tüm AB ülkelerinden çok daha iyi. AB'de bu oran yüzde 85."

Türkiye'nin bütçe açığı/GSYH oranı 2016 yılında yüzde 1,1 olmuştu. Bu konudaki Maastricht kriteri ise yüzde 3.

Türkiye'nin AB Tanımlı Borç/GSYH oranı ise 2016 yılında Maastricht kriteri olan yüzde 60'ın altında, yüzde 28,3 düzeyinde gerçekleşti.

Son verileri BBC Türkçe için yorumlayan Londra merkezli araştırma şirketi Capital Economics'ten kıdemli gelişen piyasalar ekonomisti William Jackson da bütçe açığının alarm veren seviyelere ulaşmadığı görüşünde.

Bütçe açığının GSYH'ya oranının halen çok düşük olduğunu vurgulayan Jackson, Nisan ayında düzenlenen referandum öncesi hükümetin destek toplamak amacıyla mali politikada gevşemeye gittiğini, ancak harcamaların son zamanlarda yavaşladığını aktarıyor.

Bu yüzden tahvil yatırımcılarının henüz bu durumdan etkilenecek bir pozisyonda olmadığını da sözlerine ekliyor.

Garanti Yatırım da yayımladığı raporunda kamu maliyesinde gevşetici yönde kullanılabilecek halen bir alan olduğu aktarıyor.

Raporda ayrıca "Sürdürülebilir ekonomik performans için kritik önemde olan kamu maliyesinde gerçekleşen gevşemenin sınırlı tutulması gerekiyor" uyarısında da bulunuluyor.