Gündem

TTB: Hilmioğlu’nun kanser olma riski cezaevinde 100 kat daha fazla

Prof. Dr. Ümit Biçer: Avrupa İnsan Hakları kararlarına da bakarak söyleyebiliriz ki bu tablo açıkça işkence ve insan hakları ihlali olarak nitelendirilmektedir

30 Ocak 2014 22:17

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Silivri Cezaevi’nde bulunan Prof. Fatih Hilmioğlu’nda “kronik Hepatit B enfeksiyonuyla gelişen siroz ve karaciğer yetersizliği” bulunduğunu belirterek, “Hepatit B virüsünün karaciğer kanseri riskini 100 kat kadar artırdığını” hatırlattı ve cezaevi koşullarının tedavi için uygun olmadığını açıkladı.

TTB’nin 5 yıldır tutuklu bulunan ve ciddi sağlık problemleri yaşayan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun sağlık durumunu ortaya koymak üzere oluşturduğu Bilimsel Araştırma Kurulu konuyla ilgili raporunu 30 Ocak 2014 tarihinde İstanbul Tabip Odası’nda gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.

Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Cavit Özdoğan, Ceza ve Ceza Usul Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Ümit Biçer, Adli Tıp Uzmanı Dr. Ali Çerkezoğlu ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ali Özyurt’tan oluşan Bilimsel Araştırma Kurulu’nun gerçekleştirdiği basın toplantısı TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan’ın yaptığı konuşmayla başladı. Dr. Aktan, cezaevlerinde ciddi sağlık sorunu yaşayan çok sayıda tutuklu ve hükümlü bulunduğunu ve Dr. Fatih Hilmioğlu’nun da bu mağduriyeti yaşayan insanlardan biri olduğunu dile getirdi, geçtiğimiz 13 yıl içinde 2300 kişinin cezaevlerinde hayatını kaybettiğini hatırlattı. Dr. Özdemir Aktan, Fatih Hilmioğlu’nun ailesinin yaptığı başvuru neticesinde konuyu bütünlüklü olarak ele alacak, alanında yetkin insanlardan oluşan bir Bilimsel Kurul’un oluşturulduğunu, TTB heyeti olarak Fatih Hilmioğlu’nu Silivri Cezaevi’nde ziyaret ederek konuyu aktardıklarını dile getirdi. Dr. Aktan, Fatih Hilmioğlu’nun tutukluluk halinin devam etmesi halinde sağlık sorunlarının ağırlaşarak artacağı endişesi taşıdıklarını belirtti ve ilgili mercileri Bilimsel Kurul’un ortaya koyduğu uyarıları dikkate almaya ve gereğini hızla yerine getirmeye çağırdı.

Ardından söz alan Dr. Ali Çerkezoğlu ise Bilimsel Kurul raporunu kamuoyuyla paylaşmanın yanı sıra Adalet ve Sağlık Bakanlıklarına, Cumhurbaşkanlığına da ileteceklerini, konuyla ilgili ivedi adımlar atılmasını beklediklerini belirtti. Dr. Çerkezoğlu hekim örgütü olarak “Aslolan Yaşamdır” felsefesini esas aldıklarını ve bu esas doğrultusunda hapis cezasının tutuklu ve hükümlünün hayatı için tehlike oluşturması halinde infazın geri bırakılması gerektiğini gerek Fatih Hilmioğlu gerekse benzer sağlık sorunlarını yaşayan diğer tutuklu ve hükümlüler için talep ettiklerini söyledi. Dr. Çerkezoğlu konuşmasının ardından konuyla ilgili basın açıklamasını ve rapordan kimi bölümleri okudu.

Yapılan açıklamada; “Ağır hasta tutuklu ve hükümlüler ciddi sağlık sorunları yaşamalarına rağmen kamuoyunun dikkatleri başka konulara çekilmekte ve bu sorun çözüm odaklı, kapsamlı çalışma halinde bir türlü gündeme gelememektedir. Hükümlü ve tutuklu ölümlerinin önüne geçilebilmesinin ilk adımı olarak ağır hasta olanlar tahliye edilmeli ve dışarıda tedavi olabilmelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. İHD Cezaevleri Komisyonu’nun Eylül 2013 tarihli açıklamasına göre hapishanelerde, kendilerinin tespit ettiği,154’ü ağır 526 hasta mahpus bulunmaktadır. Biz bir sağlık meslek örgütü olarak hasta tutuklu Fatih Hilmioğlu nezdine cezaevinde sağlık sorununa parmak basarak hazırladığımız bu rapor ve basın açıklamasıyla cezaevlerindeki hasta mahkûmlara dikkatlerin çekilmesini ve  hakkında hazırladığımız raporda tespit ettiğimiz tablo üzerinden Fatih Hilmioğlu’nun maruz kaldığı sağlık hakkı mağduriyetinin giderilmesini amaçlıyoruz” denildi.

Açıklanan raporda Fatih Hilmioğlu’nun içinde bulunduğu sağlık tablosuna ilişkinse şu belirlemelere yer verildi:

“Dr. Fatih Hilmioğlu’nda; saptanan klinik tablonun ağırlığı ve ilerleyici niteliği, hastalığına bağlı olarak gelişen diğer tıbbi durumların taşıdığı hayati tehlike ve ciddi intihar riski içeren psikiyatrik tanısı ile yapılması gereken tetkik ve izlemlerin gecikmeye yol açmadan yapılabilmesini de içeren tablonun sonucu olarak;

a)      Mevcut durumunun tıbbi açıdan tutukluluk haliyle uyumlu olmadığı,

b)      Kişinin tutukluluk halinin sağlık hizmetlerine ulaşmasında ve hastalığın ilerlemesinin engellenmesi için gereken medikal ve psikiyatrik tedavisinde gecikmeye sebebiyet verebileceği, gelişebilecek ani klinik tablolar ve ruhsal durumu nedeniyle refakat ve desteğe ihtiyaç olduğu cihetle; infazın ertelenmesine ya da infazın ertelenmesi prosedürüne başvurmadan tutukluluğun kaldırılmasına karar verilmesinin tıbbi açıdan da gerekli olduğu kanaatini bildirir bilimsel değerlendirme raporudur.”

 

‘Kanser riski 100 kat fazla’

 

Basın açıklamasının okunmasının ardından Bilimsel Kurul Üyesi Prof. Dr. Osman Cavit Özdoğan söz alarak Fatih Hilmioğlu’nun durumuyla ilgili bilgilendirme yaptı ve şunları dile getirdi: “Fatih Hilmioğlu’nda kronik Hepatit B enfeksiyonuyla gelişen siroz ve karaciğer yetersizliği tablosu bulunmakta. Karaciğerin fonksiyonlarını süreç içinde yitirmesiyle ortaya çıkan birtakım komplikasyonlar, riskler var; karaciğer koması, enfeksiyonlara eğilimin artması gibi. Hepatit B virüsünün karaciğer kanseri riskini 100 kat kadar artırdığını görüyoruz, aynı risk Fatih Hilmioğlu için de geçerlidir; kendisinde karaciğer kanserini düşündüren şüpheli bir lezyon bulunmakta. Karaciğerde yaşadığı sorun sebebiyle bağışıklık sisteminde de sıkıntılar yaşandığı için beslenmeden, gribal enfeksiyonlara dek pek çok açıdan sağlığını olumsuz etkileyecek etmenlere açıktır, çok ciddi, ağır enfeksiyonlar oluşmasına yol açabilir. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun temiz, hijyenik koşulların sağlandığı, sağlıklı ortamlarda yaşamaya, özellikle Hepatit B açısından, şu anda kullandığı ilaçları son derece düzenli alacağı bir ortama ihtiyacı vardır. Oluşabilecek komplikasyonlar açısından da çok yakın takip edilmesi gerekmektedir. Dr. Fatih Hilmioğlu’nda yaşadığı karaciğer sorununun yanı sıra böbrek yetmezliği ve çok ciddi majör depresyon tablosu olduğunu da görüyoruz. Bu sorunlar siroz tablosunu daha da komplike hale getiren, ağırlaştıran faktörler.”

 

‘Açıkça işkence ve insan hakları ihlali’

 

Ardından söz alan Prof. Dr. Ümit Biçer ise cezaevlerinde yaşanan sağlık sorunlarının görünenin, raporlara yansıyanın çok üzerinde olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi: “Cezaevlerinde ağır hasta olmasa da sağlık sorunu yaşayan, sağlık hakkına erişimde büyük sıkıntılar yaşayan çok sayıda tutuklu ve hükümlü bulunmakta. Türkiye’de bugün 145 bin kişi cezaevlerinde. Bu noktadan bakıldığında çok sayıda insanın bir arada tutulduğu cezaevlerinde en başta yatak sayısı ve fiziki koşulların yetersiz olduğu görülüyor. Sağlık alanında yaşanan olumsuzlukların cezaevlerinde de ciddi sıkıntılar yarattığını gözlemliyoruz. Adalet Bakanlığı’nın bir an önce Sağlık Bakanlığı’yla görüşerek cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkına erişimi, sağlık hizmetlerinin organizasyonu konusunda çalışma yürütmesi gerekmektedir.”

Dr. Ümit Biçer konuya ilişkin hukuksal çerçevenin salt ülke kanunlarıyla sınırlı olmadığını, uluslararası sözleşmelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ve Birleşmiş Milletler ilkelerinin de gözetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Dr. Biçer; “Türkiye’de cezaevlerinde tutulan ağır hastaların sağlık hizmetlerine erişim ve yaşama haklarının tehdit altında olduğunu görüyoruz. 3. Basamak sağlık kurumlarında tedavi edilmesi gereken ağır hastaların cezaevi koşullarında revirlerde tutulduklarını görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları kararlarına da bakarak söyleyebiliriz ki bu tablo açıkça işkence ve insan hakları ihlali olarak nitelendirilmektedir. Türkiye’nin bu konuda acilen adım atması, kendi insanını cezaevlerinde öldürmemesi, ağır hasta durumdaki, yaşamını kendi başına idame ettiremeyecek durumdaki kişilerin tahliyesi için gerekli düzenlemeleri hızla hayata geçirmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Basın toplantısının sonunda TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, Dr. Fatih Hilmioğlu’nun ciddi sağlık problemleri olduğunun, cezaevi koşullarında bu problemlerin ağırlaştığının altını bir kez daha çizdi ve Dr. Hilmioğlu’nun bir an önce tahliye edilerek sağlıklı bir ortamda, yakın takip altında yaşamını sağlamasının koşullarının oluşturulmasını talep ettiklerini dile getirdi.