Gündem

'Torba tasarı'nın görüşmelerine Genel Kurul’da başlandı

Muhalefet, 'Temel kanun' kapsamında ve beş bölüm halinde ele alınan Tasarı’nın Anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu savundu

28 Ocak 2014 22:47
Muzaffer Gençdoğan / Ankara
 
TBMM, HSYK’nın yapısında değişiklik yapan Kanun Teklifi’nin yarattığı gerilim ve kavganın ardından yeni haftaya “Torba Tasarı”nın görüşmeleriyle başladı. Muhalefet, “Temel Kanun” kapsamında ve beş bölüm halinde ele alınan Tasarı’nın Anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu savunurken BDP’li Adil Zozani “İçtüzüğü koruyamayan Meclis Başkanı derhal istifa etmeli. Cemil Çiçek benim için artık Park Bahçeler Müdürü konumundadır” dedi.
 
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı’nın görüşmelerine geçilmeden önce, “düzenlemenin Meclis İçtüzüğüne aykırı olduğu” gerekçesiyle görüşülmemesini isteyen BDP usul tartışması açılmasını talep etti. Söz alan BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal ve CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, “Tasarı konusunda diğer komisyonların raporunun olmadığını ve düzenleme ile ilgili mali etki analizi yapılmadığını, bu nedenle de İçtüzük gereği görüşülemeyeceğini” öne sürdüler. Ancak oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı “tutumunda bir değişiklik olmayacağını” belirterek Tasarı’nın görüşmelerine geçti.
 

Tasarının bazı maddeleri Anayasaya aykırı

 
CHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili İzzet Çetin, Tasarının bazı maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu. Çetin “Birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan konular bir torba haline getirildi ve 36 kanun ile 7 kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmak isteniyor. En önemlisi de, Hükümetin 17 Aralık’tan sonra panik havası içinde yolsuzlukların üstünü kapatmaya çalışmasının bir uzantısı olarak internete sansür getirmek istemesidir. Başbakan, 17 Aralık’tan sonra bir yarma harekatı içine girdi ve yolsuzlukları örtmek için çareyi sosyal medyaya sansür getirmekte buldu. Ama artık yafta boynuna asıldı” dedi. İzzet Çetin, Tasarı’nın diğer sorunlu maddelerini de “Anadolu Ajansı hisselerinin satışı, otoyolların işletmesinin devri, bazı kurumların Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılması ve vakıflarla ilgili maddeler” olarak sıraladı. Çetin otoyolların işletme hakkının devrine ilişkin maddenin Anayasa’ya aykırı olduğunu savunurken sözlerini şöyle sürdürdü:
 

Bakalım şimdi kim vatan haini olacak?

 
“Otoyolların işletme hakkının devri, mülkiyet devrini de içine alacak şekilde imtiyaz kapsamından çıkarılıyor. Bunun için anonim şirketler kurulacak ve bu şirketlerin hisseleri de tümüyle özelleştirilecek. Bugüne kadar genel bütçeye giden köprü ve otoyol gelirleri, bundan sonra genel bütçe yerine kurulacak şirkete gidecek. Yani kamu geliri azalmış olacak, buna karşılık bakım onarım giderleri nedeniyle bütçeye yük gelecek. En son Koç-UEM-Ülker ortaklığının 25 yıllık işletmesini 5.7 milyar dolara kazandığı köprü ve otoyolların özelleştirme ihalesini iptal ederken Başbakan ‘bu fiyata verirsek vatan haini oluruz” demişti. Bakalım şimdi otoyollar kime hangi paraya gidecek ve kim vatan haini olacak?”
 
CHP’li İzzet Çetin, Tasarı ile birden fazla idarenin ortak ihtiyaçlarının karşılanması gerekçesiyle, mal ve hizmet alımları ile bakım ve onarım işlerine ilişkin tek bir ihale yapılmasının amaçlandığını da belirterek “İleride çok sorunlar doğuracak bu hüküm ve Tasarıda 3.5 sayfa tutan Kamu İhale Kanunu istisnalarıyla yandaşlara alan açılıyor” diye konuştu. Çetin, Diyanet Vakfı’nın iki hastanesinin Sağlık Bakanlığına devri ve burada çalışanların doğrudan kamu personeli statüsüne alınmasının da Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia etti.
 

MHP’li Mustafa Kalaycı’nın eleştirileri

 
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da konuşmasında, “125 maddelik Tasarıda bazı kesimlere her türlü imkan sağlanırken esnaf, emekli, çiftçi, taşeron işçiler ve kontak kapatan kamyoncuların sorunlarının çözümüne yönelik tek satırlık bir hüküm yok” dedi. Kalaycı “Bunlar yerine, internete sansür var, bazı kurumların Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılarak yandaşlara kıyak var, otoyolların imtiyaz devri var. Ayakkabı kutularından, para kasalarından milyon dolarlar çıkarken bu yolsuzlukların üzerini kapatmak için her türlü kıyımı yapan, hukuku ayaklar altına alan iktidar, bu kapsamda internete de sansür getiriyor. Ama ne yaparsanız yapın hesap vermekten kaçamayacaksınız” dedi.  
 

Cemil Çiçek derhal istifa etsin

 
BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani ise, Tasarının Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri sırasında, Meclis İçtüzüğünün ihlal edildiğini savundu. Bunun üzerine TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e yazı ile başvurduklarını ve “İçtüzük hükümlerini çalıştırmasını istediklerini” söyleyen Zozani, “Ama Cemil Çiçek’ten cevap gelmedi. Neden cevap vermiyorsunuz diye sorduk yine tık yok. Tasarı Genel Kurul gündemine alınınca Meclis Başkanı, günler sonra matbu bir yazı ile ‘yapılacak bir şey yok, düzenleme Genel Kurul’a indi’ yanıtını verdi” dedi. Adil Zozani, “Bir milletvekilinin başvurusunu ciddiye almayan Meclis Başkanı, İçtüzüğü koruyamadığı için derhal istifa etmelidir. Benim için Meclis Başkanı artık Park Bahçeler Müdürü konumundadır. Artık bu İçtüzüğün benim için hiçbir anlamı yoktur. Meclis, kendi anayasası olan İçtüzüğe uymuyor” şeklinde konuştu. Adil Zozani, konuşmasının ardından İçtüzük kitapçığını Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı’ya verdi.
 

Muhalif habere sansür geliyor

 
Zozani, Tasarıyı eleştirirken de, Başbakan’ın çalışma programına göre düzenleme yapıldığını, kamu gelirlerinin azalmasına neden olacağı için otoyolların devrinin Anayasa Mahkemesi’nden döneceğini savundu. “Kişisel verilerin güvenliği ile ilgili çok tehlikeli bir hüküm getiriliyor” diyen Zozani, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının sözleşmeli personel çalıştıracağını, bu personelin kişisel verileri başkalarıyla paylaşabileceğini öne sürdü. Zozani “İnternete sansür getiriliyor. Bir habere hemen müdahale edilebilecek. Kişilik haklarının ihlali öne sürülerek TİB Başkanı tarafından iktidar karşıtı haberler internetten kaldırılabilecek. Bu uygulama sansürden de öte 1876’daki gazetelerin boş sayfa uygulamasına dönüyor. Bundan sonra televizyon kanalları, muhalefet milletvekilleri ve liderlerinin konuşmalarını ‘sansürlüdür’ deyip biplerse hiç şaşırmayın” dedi.