Gündem

Tek tip kıyafetler kalktı, eski kıyafetler ne olacak, başörtüsünde çerçeve ne?

Zararsız, uygulamanın 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren başlayacağını söyledi

27 Kasım 2012 18:32

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Emin Zararsız, okullarda kıyafet serbestliği getiren düzenlemeye ilişkin, “Bu yıl çocuklar için alınan giysiler gelecek yıllarda da okulda giydirilebilir. Biz, okulda tanımlanmış bir giysi düşüncesini ortadan kaldırıyoruz. Onun dışında, çocuğun zaten giymekte olduğu süveteri, gömleği, ceketi varsa bunları yine giyebilir. Bunu yasaklayan bir durum yok. Bu, kişinin tercihine bırakılmış bir konu” dedi. Zararsız başörtüsü tartışmaları için ise, "“Okulların tamamında başörtüsü serbest  bırakıldı anlamında bir düzenleme söz konusu değil” dedi.

Emin Zararsız, bugün yayımlanan yönetmelikte temel olarak “Tek tip kıyafet giymeye zorlamak yasak” ve “Prensip olarak ilkokul, ortaokul ve liselerde kıyafet serbest” ifadelerinin tanımlandığını vurguladı. 
Ancak bu serbestliğin sınırsız bir serbestlik de olmadığını ifade eden Zararsız, şöyle devam etti:
“Birtakım sınırlamalar hakim bu serbestliğe. Belirli simgelerin, armaların, rozetlerin takılması yasak. Öğrenci sadece bir okul rozeti varsa takabilir. İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyecek, mevsim şartlarına uygun olmayan giysilerin giyilmesi de yasak. Yırtık, delikli, şeffaf, insanın iç kıyafetlerini ve tenini gösterecek kıyafetler de yasak. Vücut hatlarını gösteren, çok dar tayt, şort gibi kıyafetler, siyasi sembol içeren kıyafetler yasak. Ayrıca özellikle kız öğrencilerin makyaj yapması da yasak.
Burada genel olarak bir serbestlik hakim. Ancak bu söylediğimiz kısıtlamalara da uygun olmak zorunda. Günlük hayat içerisinde kullanılabilecek her türlü giysi giyilebilir.”
“Kot pantolon giyebilecekler mi” sorusuna Zararsız, “Giyilebilir. Bunda bir sakınca yok” yanıtını verdi.
Bu yıl için çocukların formalarının alındığının ve dolayısıyla bunun için harcama yapıldığının altını çizen Zararsız, bu nedenle uygulamanın 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren başlayacağını söyledi.
Zararsız, çocuklar için bu yıl alınan giysilerin gelecek yıllarda da okulda giydirilebileceğini belirterek, “Biz, okulda tanımlanmış bir giysi düşüncesini ortadan kaldırıyoruz. Onun dışında çocuğun zaten giymekte olduğu süveteri, gömleği, ceketi varsa bunları yine giyebilir. Bunu yasaklayan bir durum yok. Bu, kişinin tercihine bırakılmış bir konu” diye konuştu.
“Bu tür kararların genelde Milli Eğitim Şurası'nda alındığının” hatırlatmasına karşılık Zararsız, 1981'de çıkan yönetmeliğin Bakanlar Kurulu onayıyla çıkması nedeniyle değişikliğin de ancak Bakanlar Kurulu kararıyla olması gerektiğini anımsattı.
 

Ailelere yük getirecek mi?

 
Yeni uygulamaların ailelere daha fazla maddi yük getireceği iddialarının hatırlatılması üzerine Zararsız, “Doğrusu bunu anlamakta zorlanıyorum. Bu çocuk zaten bir şeyler giyiyor evinde. Kişi ya da ailenin gelir seviyesine göre bir şeyler giyiyor ve bu giydiği şeyle okula devam edecek. Niye ilave bir şey gelsin ki” ifadelerini kullandı.
Zararsız, “Kıyafet serbestliğinin öğrenciler üzerindeki etkisine yönelik uzmanlardan görüş alındı mı” sorusuna da çocuğun psikolojisini olumlu ya da olumsuz etkilediğine yönelik birçok şey söylendiğini vurguladı.
Bu konularda bir fikir birliği bulunmadığını dile getiren Zararsız, diğer ülkelerin uygulamasına bakıldığında ise ülkelerin tamamına yakınında tek tip şeklinde okul kıyafeti belirlenmiş ve onunla okula giden öğrenci uygulamasının bulunmadığını bildirdi.
Zararsız, “Biz de şimdi bunu kendi ülkemizde hayata geçirmiş bulunuyoruz” şeklinde konuştu.
Milli Eğitim Bakanlığı  Müsteşarı Emin Zararsız, okullarda kıyafet serbestliği getiren düzenlemeyle, imam  hatip okullarında sadece meslek derslerinde değil tüm derslerde, diğer okullarda  ise seçmeli Kur'an-ı Kerim dersini seçen kız öğrencilerin ders işlenirken  başlarını örtebileceğini belirterek, “Okulların tamamında başörtüsü serbest  bırakıldı anlamında bir düzenleme söz konusu değil” dedi.
Zararsız okullarda kılık ve kıyafeti  düzenleyen eski yönetmeliğin 1981'de yürürlüğe girdiğini anımsattı.
Söz konusu dönemde Milli Eğitim Bakanlığı dışında Adalet, Sağlık gibi  bakanlıklara bağlı okulların da olduğunu belirten Zararsız, bundan dolayı diğer  bakanlıkların da eğitim konusunda görevlerinin olduğunu hatırlattı.
Zararsız, 1981'de yürürlüğe giren yönetmeliğin Milli Eğitim Bakanlığı ve  diğer kurumlara bağlı okulların tamamını ilgilendirdiğinden Bakanlar Kurulu'nca  çıkarıldığını, askeri ve polis okulların o dönemde de kapsam dışında kaldığını  söyledi.
Söz konusu yönetmelikte okullardaki personelin de kapsam dahilinde  olduğunu anlatan Zararsız, şunları kaydetti:
“Yeni yapılan yönetmelikle önceki yönetmelik tamamen yürürlükten  kaldırıldı. Yerine sade, anlaşılır, kısa bir yönetmelik konuldu. Öncelikle  okullarda çalışan personel kapsam dışına çıkarıldı. Çünkü o personel zaten 657  sayılı Devlet Memurları Kanunu ve o çerçevede çıkarılan bütün ikincil  düzenlemelere tabi olarak çalışmalarını yürütüyorlar. Onlar için ayrı bir  düzenleme yapmaya gerek yok. Dolayısıyla mevzuattaki bir tekrar da ortadan  kaldırılmış oldu.
1981'deki yönetmelik ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan bütün öğrenciler  için tek tip kıyafet tanımlaması yapıyordu. Bunlar da detaylı şekilde ayrı ayrı  tanımlanmış kıyafetlerden oluşuyordu. O çerçevede bizim bu zamana kadarki  okullarımızda okuyan öğrencilerimiz bu kıyafetleri giymek zorunda kalıyordu. Yeni  yönetmelikle temel olarak serbesti esas alınmakta. Yani bundan böyle  ilkokullarda, ortaokullarda ve liselerde okuyan bütün öğrencilerimiz kıyafet  anlamında bir serbestiye tabi tutulmakta. Tek tip, forma diye tabir edilen  kıyafet mecburiyetinden kurtarılmakta.”
       
 

Başörtüsü tartışmaları

 
 
Konuyla ilgili başörtüsü tartışmalarının hatırlatılması üzerine Zararsız,  şu ifadeleri kullandı.
“Önceki yönetmelikte de imam hatip okullarında meslek derslerinde  serbest bırakılan bir düzenlemeydi. Yeni çıkan yönetmelikle imam hatip  okullarında sadece meslek derslerinde değil, tüm derslerde başının  örtülebileceğine dair bir hüküm yer almakta. Ayrıca da yeni eğitim reformu  dolayısıyla özellikle ortaokullarımızda seçmeli dersler arasında Kur'an-ı Kerim  ve siyer gibi dersler konuldu. Bu okullarda Kur'an-ı Kerim dersini seçen  öğrenciler Kur'an-ı Kerim dersi işleniyorken başlarını örtebilirler şeklinde bir  hüküm getirildi. Çok tartışılan ve speküle edilen konu bundan ibaret. Yoksa  okulların tamamında başörtüsü serbest bırakıldı anlamında bir düzenleme söz  konusu değil.”         
 

Azınlık okulları

         
Zararsız, azınlık okullarının kıyafetlerine ilişkin, “Yönetmelikte  kapsam dışı tutulan bir istisna maddemiz var. Bu istisna maddesi azınlık  okullarını düzenlemekte” diye konuştu.
Azınlık okullarının statüsünün farklı olduğuna dikkati çeken Zararsız,  şunları söyledi:
“Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde, Lozan'dan beri gelen bir statüyle  bu okullarımız varlıklarını devam ettirmekte. Bu yönetmeliğin de kapsamı dışında  bırakılmıştır. Onlar kendi, eskiden beri gelen uluslararası anlaşmalar  çerçevesindeki statülerini yine muhafaza etmekte ve kendi özel uygulamalarına  devam edebilecekler. Dolayısıyla bu yönetmeliğin azınlık okullarına yönelik  olarak her hangi bir bağlayıcı tarafı bulunmamakta.”         
 

'Okullarda çok büyük farklılık olacağını zannetmiyoruz'

 
Okullarda kıyafet serbestliğiyle aileler arasındaki gelir  farklılıklarının ortaya çıkabileceği yönündeki söylemlerin anımsatılması üzerine  Zararsız, kayıt işlemlerine ilişkin bilgi verdi.
Türkiye'nin eğitim bölgelerine ayrıldığını ve adrese dayalı nüfus kayıt  sistemi içinde öğrencilerin kayıtlarının otomatik olarak kendi adreslerine en  yakın okullara yapıldığına dikkati çeken Zararsız, şöyle devam etti:
“Aynı mahallede, aynı sokakta, aynı caddede oturan çocuklar aynı  okullara gitmekte. Genel itibarıyla şehirlerimize baktığımızda mahalleler aşağı  yukarı birbirine benzer, mukayese edilebilir ekonomik sosyal bir statüye ve gelir  düzeyine sahip oluyorlar. Dolayısıyla da o mahallede, o caddede, o sokakta oturan  bir çocuğun gittiği okula hep kendine benzer çocuklar gelmekte. O nedenle de çok  ciddi manada gelir farklılıkları olan, alt gelir grubu, orta gelir grubu ve üst  gelir grubunu çok fazlasıyla aynı okulda buluştuğu yapılar çok fazla  bulunmamakta. Çünkü o kişinin oturduğu adres hangi okula gideceğini belirliyor.  Dolasıyla o adresin civarında bulunan bütün evlerdeki çocuklar aynı okula  gidiyorlar. Bizde de genelde aşağı yukarı birbiriyle mukayese edilebilir gelir  düzeyine sahip insanlar aynı mahallelerde bulunuyor. Elbette bunun istisnası yok  değil ama genele baktığımız zaman bir denk durumu söz konusu olduğunu ifade etmek  mümkün. Belki küçük yerler bakımından aynı şeyi söyleyemeyebiliriz. Daha küçük  ilçelerde çok farklılaşmış mahalleler oluşmamakta ama büyük şehirlerde özellikle  insanların oturduğu mahalleler birbirine denk gelir düzeylerine sahip kişilerden  olduğu için okullarda çok büyük farklılık olacağını zannetmiyoruz.”