Gündem

TAZ: Halep’te söz konusu olan insanlığın kurtarılmısıdır

Bugün tüm Alman gazetelerinin ortak yorum konusunu Suriye’de şiddetin yeniden tırmanışa geçmesi oluşturuyor. Bir yorum da Almanya’daki İslam Konferansı ile ilgili.

27 Eylül 2016 00:38

Hafta sonunda BM Güvenlik Konseyi'nin Halep konulu acil oturumu Rusya ve ABD'nin karşılıklı suçlamalarına sahne oldu. Berlin’de yayımlanan Die Tageszeitung adlı gazete Suriye’de şiddetin yeniden tırmandığına işaret ettiği yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Suriye’de barışın yolunun hâlâ diktatör Beşar Esad ile diyalogdan ve Moskova’nın aracılık rolünden geçtiğine inananlar, gözlerini ve kulaklarını gerçeklere kapatmış kişilerdir. Batı’nın Esad’a müdahale etmemesi ve yıllar boyu diplomasiye ümit bağlaması Suriye’de savaşın kimsenin tahmin edemeyeceği boyutlara gelmesine yol açtı. Halep’te söz konusu olan insanlığın kurtarılmısıdır. Halep semalarında oluşturulacak uçuşa yasak bölge ve o bölgede sivillere ateş açacak olanların bizzat kendilerinin de ateşe hedef olacaklarının açık seçik beyan edilmesi, tüm bunlar uluslararası topluluktan şu anki asgari beklentiler. BM Güvenlik Konseyi’nin bu konuda görüş birliği sağlayamamış olması engel oluşturmamalı. Uluslararası hukuk ölümlere kayıtsız kalamaz ve insanı odak noktasına alan uluslararası hukukunun aktif bir biçimde dayatılması suç değil, bir yükümlülüktür.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise BM Güvenlik Konseyi'nin Halep konulu acil oturumunda ABD Daimî Temsilcisi’nin Rusya’ya “barbarlık” suçlamasında bulunmasına göndermede bulunuyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

“Varil ve yangın bombaları, misket mermileri ve büyük tahrip gücündeki bombalar… Suriye’nin diktatörü Esad’ın yoketme arzusu vicdansızca ve sınır tanımıyor. ABD’nin BM nezdindeki Daimî Temsilcisi'nin Güvenlik Konseyi’nde haykırdığı gibi “tam bir barbarlık” bu! Batılı ülkelerin ve belirli ölçülerde Almanya’nın da kullandığı bu dili Moskova’nın geri çevirmesi ise alaycılıktan başka bir şey değil. Moskova, savaşı sürdüren ve ateşkes istemeyen Suriye rejiminin hamisidir. Sürekli bombardıman altındaki Halep’ten gelen görüntüler bize vahşetin diğer bölgelerini, Saraybosna’yı ya da Grozni’yi anımsatıyor. O kentin ahalisi Rusların nasıl savaş yürütebildiğini, karşı tarafın elindeki bir kenti nasıl yerle bir edebileceğini iyi biliyorlar.”

Leipziger Volkszeitung ise yorumunda Suriye’de bu duruma gelinmesinin sorumluluğunun aslında kimde olduğunu irdeliyor:

“Batı’nın Ortadoğu’daki rejimlere karşı müdahalelerinin bilançosu, Suriye’de herşeyin daha iyi yürüyebileceğine dair hiçbir ümit bırakmıyor. Bu bilanço herşeyin daha da kötüye gitmesine yol açan feci bir hatalar silsilesidir. 1953’te İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın Amerikan ve İngiliz gizli servislerinin eliyle düşürülmesi Ayetullah Humeyni’nin İslam Cumhuriyeti’nin yolunu açmıştı. George W. Bush'un 2003 yılında Saddam Hüseyin'e karşı müdahalesi olmasaydı, Irak ve dünyanın başına IŞİD belası gelmezdi. Ve NATO'nun Muammer Kaddafi'ye karşı girişimi olmasaydı, Akdeniz'de bugün devlet olmayı başaramayan bir Libya olmazdı.”

Almanya'daki Müslüman grupların temsilcileri Berlin'de Alman hükümetinin öncülüğünde düzenlenecek Almanya İslam Konferansı'nda 10'uncu kez bir araya gelmeye hazırlanıyor. Stuttgarter Zeitung gazetesi yorumunda Almanya’da İslam Konferansı’nın 10 yıllık geçimişinin kısa bir bilançosunu çıkartıyor:

"Almanya İslam Konferansı, dinlerarası diyaloğa platform sunması açısından vazgeçilmez bir unsur. Ancak Alman hükümeti muhataplarının seçimini acilen bir kez daha gözden geçirmek durumunda. Müslüman grupların bu platformda hakim konumda olmalarını ne temsil ilkesi ile ne de platformu yönetme rolleri ile gerekçelendirebiliriz. Bu kuruluşlar Almanya’daki sadece bir Müslüman azınlığı, muhafazakâr bir azınlığı temsil ediyorlar. Ve bugüne kadar da hep Erdoğan’ın buradaki uzantıları gibi hareket ettiler.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar