Dünya

Tanzanya'da albinolar korku içinde

Albinolar beyaz ten renkleriyle her yerde dikkat çekerken özellikle siyahilerin çoğunlukta olduğu Afrika'da, özellikle de Tanzanya'da öldürülme korkusuyla yaşıyorlar.

17 Mart 2015 17:26


Genetik bir hastalık olan albinizm vücuda rengini veren pigmentlerin bozukluğundan kaynaklanır. Albinolarda melanin adı verilen pigmentler ya çok azdır ya da hiç yoktur. Bu nedenle ten renkleri ve saçları beyaz olur. Albinolar ağırlıklı olarak açık tenli insanların yaşadığı Avrupa'da bile fiziksel görünüşleri ile dikkat çekerken, siyahilerin yaşadığı Afrika'da hayli zorlanıyorlar. Özellikle de Tanzanya'da...

Hasan Hamisi Tanzanya'nın kuzeyindeki Şinyanga kentinde yaşıyor. 17 yaşındaki genç bir albino. Tanzanya'da bin 400 kişide bir görülen albino hastalığı, yüksek kanser riski dışında insan yaşamını pek olumsuz etkilemiyor. Ancak Tanzanya'da durum diğer ülkere göre biraz farklı. Çünkü burada albinoların büyücü olduklarına inanılıyor. Bu nedenle ölüm tehdidi altında yaşıyorlar.

Öldürülme korkusu Hasan Hamisi'nin de kabusu olmuş durumda. Çünkü kısa süre önce Tanzanya medyasında yer alan bir haber, Hamisi'nin korkmakta ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Habere göre albino olan 6 yaşındaki Baraka Kosmas adlı çocuğun eli bileğinden kesilerek çalınmıştı. Olayın failleri çocuğun elini şifa dağıttığına inanılan bir büyücüye 600 dolara satmak istiyordu. Olay sırasında Baraka, evinde annesiyle yalnızdı. Polis 7 şüpheliyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında çocuğun babası da bulunuyordu.

Ölüm korkusuyla yaşıyor

Hasan da korku içinde. "Bu tür haberler beni çok etkiliyor, sürekli öldürülebileceğim korkusuyla yaşıyorum" diye konuşan genç Tanzanyalı, "Ne zaman yatağa uzansam, ne zaman uyansam bu korkular sürekli var. Hatta güvenli yerlerde olduğumda bile korkuyorum. Batıl inançlı insanlar her yerde olabilir. Gerçi kaldığımız bina çok güvenli, ama yeterli değil" diye konuşuyor.

Hasan Hamisi aslında albinolu çocuklar için çalışan Buhangiya adlı özel bir kurumun koruması altında. Burada hem korunuyor hem de eğitim görüyor. Ama 18 yaşına geldiğinde yatılı olarak kaldığı bu kurumu terk etmek zorunda.

Öte yandan albinoların uykularını kaçıran haberler de gelmeye devam ediyor. Örneğin son altı ayda Tanzanya ve komşu ülkeler Malavi ve Burundi'de Birleşmiş Milletler verilerine göre 15 albino şiddet kurbanı oldu. 2000 yılından bu yana öldürülen albino ise en az 72.

Emniyet güçleri ise albinoların korunması için operasyonlar yapıyor. Şimdiye kadar albinoların uğur getirdiklerine inanılan vücut parçalarını satın alan 200 kadar büyücü tutuklandı. 2008'de bir albinoyu katleden dört kişi idam cezasına çarptırıldı.

Tanzanya Cumhurbaşkanı Jakaya Kikwete de albino temsilcileriyle bir araya gelerek daha fazla koruma sözü verdi.

Ancak seçimlere kısa süre kala verilen bu söz pek inandırıcı bulunmuyor. Çünkü Tanzanya'da büyücülere en büyük rağbeti, yeniden seçilmek isteyen politikacıların gösterdiği söyleniyor.

Hasan Hamisi bu duruma tepki göstererek, "Şimdi seçimler iyice yaklaşmışken, kendime soruyorum: Nasıl insanlar bunlar? Politikacıların başarısı bizim sırtımızdan mı olacak? Seçimler yaklaştıkça cinayetler de artıyor" sözleriyle isyanını dile getiriyor.

Kampanyayla anlatacak

Bu duruma albino hastası Tanzanyalı gazeteci Henry Mdimu da tepkili. Bir kampanya başlatan Mdimu, "Artık yeter" diyor. Amacının köy köy dolaşıp, batıl inançlarla mücadele etmek olduğunu açıklayan Mdimu, böylece sorunu kökten çözebileceğine inanıyor.

Tanzanya'nın ilk albinolu avukatı Abdullah Possi ise albino aktivistlerinin bir yandan batıl inançlarla mücadele ederken, diğer yandan da siyasi engellerle karşılaştıklarını dile getiriyor. Son olarak albino sorunlarına dikkat çekmek için düzenlenmesi öngörülen bir gösterinin polis tarafından güvenlik gerekçesiyle son anda yasaklandığını belirten Possi, "Albino sorunlarını dile getirmek isteyen tüm organizasyonlar yalnız hareket etmediklerini bilmeliler. Ayrıca Tanzanya'nın büyük bir ülke olduğunu da görmek gerekiylor. Burada kampanya yapmak çok para gerektirir. Bu yüzden güç birliğine gitmekte yarar var. Güç birliği yarar getirir" diye konuşuyor.