Dünya

Suriye müzakerelerinde sona mı gelindi?

Suriyeli muhalifleri Cenevre'de temsil eden Yüksek Müzakere Komitesi'nin başmüzakerecisi Muhammed Alluş'un istifası ne anlama geliyor? Ortadoğu uzmanı Udo Steinbach DW'ye değerlendirdi.

31 Mayıs 2016 17:05

DW: Sayın Prof. Steinbach, Muhammed Alluş'un Suriye barış görüşmelerinden çekilmesini nasıl görüyorsunuz? Bu bir taktik mi, yoksa müzakerelerde gerçekten de sona mı gelindi?

Steinbach: En azından müzakerelerin gerçekte hiç rayına girmediğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda Suriye rejimi sivillere karşı askeri saldırılarını sürdürdü. Bu açıdan bakıldığında Alluş'un adımı mantıken doğru. İslamcı bir örgütün lideri olarak Alluş'un Suudilerle yakından bağlantılı olduğu ve Suudi Arabistan'ın son haftalarda Suriye muhalefetinin daha güçlü bir şekilde desteklenmesi için baskıyı artırdığı yönünde spekülasyon da yapılabilir. Yani Alluş'un istifası, Şam rejimine karşı diplomasi yerine askeri önlemlerin güçlendirilmesine giden yolun açılması şeklinde de değerlendirilebilir.

DW: Alluş, müzakerelerde Selefi çizgideki Ceyşul İslam'ın (İslam Ordusu) temsilcisi. Aynı zamanda rejim karşıtlarını temsil ediyor. Bu bir sorun değil mi?

Steinbach: Alluş, Suriye muhalefetinin tümünü temsil etmiyor. Güçlü bir İslamcı örgütü temsil ediyor. İslamcı olmayan, siyasi nüfuz anlamında da Alluş'un gerisinde kalmayan müzakere liderleri de var. Tabii ki Ceyşul İslam'ın siyasi sürece dahil edilmesi başından beri sorunluydu. Çünkü bu örgütün IŞİD ya da Nusra Cephesi'ne kıyasla ne kadar ılımlı olduğu çok tartışmalı bir konu. Ama sonuçta sürece dahil edilmesine karar verildi. Ama tekrarlamakta yarar var. Ceyşul İslam da Alluş da siyasi ve silahlı muhalefetin tümünü temsil etmiyor.

DW: Esad'ın birlikleri şu an Rusya'nın desteğiyle de olsa askeri açıdan iyi durumda sayılır. Örneğin çeşitli bölgelerde IŞİD'i püskürttüler. Esad'ın şu an müzakere baskısı altında olduğunu söyleyebilmek mümkün mü?

Steinbach: Şu an kendisi böyle düşünmüyor. Rus tarafının da bunu böyle görmediği açık. Gerçekten de Esad askeri açıdan yeniden rahatladı. Cenevre'de masada oturan siyasi muhalefet, Esad'a ne olacağı konusunda üzerinde uzlaşılabilecek gerçek anlamda somut bir konsepte sahip değil. Rusya da. Bu durum karşısında bir yanda müzakere partnerleri arasındaki siyasi anlaşmazlıklar, diğer yanda Esad'ın askeri açıdan görece güçlenmesi, mutlaka siyasi bir sürece girilmesi konusundaki heyecanı yok etti.

DW: Rusya, ABD, İran ve AB gibi bölgesel ve uluslararası güçlerin rolünü nasıl görüyorsunuz? Krizden çıkış getirebilecek şekilde çıkarlarda ya da güç dengelerinde bir değişiklikten bahsedilebilir mi?

Steinbach: Aslında hayır. Sözünü ettiğiniz güçler arasında Esad konusundaki ortak payda son derece küçük. Rus tarafına bakıldığında, Esad konusunu ne yapacaklarını bilmiyorlar. Rus tarafının müzakerelerden beklentisi Esad'ın siyaseten hayatta kalması hesabına dayanıyor gibi görünüyor. Ama bu, ABD ve Avrupalılar dahil diğer müzakere taraflarınca reddediliyor. Onlar Suriye için Esad'sız bir gelecek öngörüyor. Yani burada çok derin görüş ayrılıkları mevcut. Ayrıca IŞİD ile mücadele de, örneğin Türkiye tarafından şimdiye kadar daha ziyade gönülsüzce yürütüldü.

DW: İyimserlik için hala bir neden var mı? Gerçekçi bir barış perspektifi oluşması için ne olması ya da kimin harekete geçmesi gerekiyor?

Steinbach: Şu an ortada perspektifler görebilmek mümkün değil. Siyasi anlaşmazlıklardan bahsettim. Askeri boyutuna bakacak olursak, Esad'ın geleceği konusunda askeri seçeneğin gerçekten masada olduğuna uluslararası ittifak da şüpheyle bakıyor. Küçücük bir umut ışığı görülebilecek alan, IŞİD'e karşı askeri operasyonlar konusu. Bu konuda baskının başta Irak olmak üzere Suriye'de de arttığı görülüyor. Ama dediğim gibi bu sadece küçücük bir umut ışığı ve Suriye krizinin sona yaklaştığına dair bir hiçbir işaret vermiyor.

Almanya'nın önde gelen Ortadoğu uzmanlarından Udo Steinbach şu an düşünce kuruluşu Humboldt-Viadrina Governance Platform'da Ortadoğu ve Kuzey Afrika alanlarında çalışmalarını yürütmektedir.