Dünya

Stonewall: Milyonlarca kişinin hayatını değiştiren ayaklanma

Baskının, gelecek nesillerin hayatlarını şekillendirecek bir harekete yol açacağını kimse bilmiyordu

28 Haziran 2019 04:40

50 yıl önce New York'taki sıcak bir gecede yarım düzine kadar polis memuru mafya tarafından yönetilen bir eşcinsel barına baskın düzenlediğinde, bunun gelecek nesillerin hayatlarını şekillendirecek bir harekete yol açacağından habersizlerdi.

Mark tek bir taş bile atmadı. Polis memurlarına karşı çıkmadı. Ancak belki de kurşun kadar etkili bir şeyi vardı: tebeşir

Stonewall Inn barının dışında kaos yaşanıyor, polise bozuk para ve şişeler atılıyordu.

Evsiz genç, yukarıya doğru yürümeye başladı ve kaldırıma 3 kelime yazdı. Sonra aynısını yolun daha yukarısındaki tuğla duvara da yaptı.

3 kelime: Yarın gece Stonewall

Mark tarafından yazılan bu basit mesaj, Marty Robinson'ın gelişmeleri yayma, kendiliğinden başlayan bu başkaldırıyı daha büyük bir eyleme dönüştürme girişimiydi.

Bundan bir saat önce polis Greenwich Village semtindeki barı bir haftada ikinci kez basıyordu. Ancak bu sefer bir Cuma gecesi saat 01.00'de, tam da kalabalık olduğu sırada.

Yaklaşık 200 müşteri - lezbiyenler, eşcinsel erkekler, trans bireyler ve travestiler ve evden kaçmış gençler - Christopher sokağına atılmışlardı.

Kalabalık, güvenlikleri için içeriye saklanmış polislere saldırıyordu. Eşcinseller polisten kaçmaya alışkındı ancak bu sefer, saldıran onlardı, kaçanlar ise üniformalılardı.

Eşcinsel hakları hareketi o gece başlamadı ama ilerleyen saatler ve günlerde olacaklarla güçlenecekti. Ve o zamandan sonra atılan bütün adımlar, örneğin eşcinsel evliliklerinin yasallaşması ve daha hoşgörülü bir toplum, polisle çatışan gençlere ve sonrasındakileri organize eden eylemcilere borçlular.

1960'ların ABD'sinde eşcinsel erkek ve kadınlar yasa dışıydı, gizlilik ve korku içerisinde yaşıyorlardı. Doktorlar tarafından kaçık, dini liderler tarafından ahlaksız, hükümet tarafından iş göremez, televizyoncular tarafından yağmacı, polisler tarafından suçlu olarak etiketleniyorlardı.

Peki onları 28 Haziran 1969'da aniden karşı koymaya teşvik eden neydi?

Yıllar süren dışlanma

Ayaklanmanın olduğu dönemde, erkek ya da kadınların kendi arasında, rızaya dayalı cinsel ilişki ABD'nin Illinois eyaleti haricindeki bütün eyaletlerinde yasa dışıydı.

Eşcinseller federal hükümet ya da orduda çalışmıyorlardı ve cinsel tercihinizi açıklamanız, sizi hukuk ya da tıp gibi pek çok meslekten mahrum edebilirdi.

New York eyaletindeki kanunlar, ABD'nin pek çok eyaletinden eşcinsel kadın ve erkeğin New York'a taşınmasına rağmen - belki de tam da bu yüzden - özellikle yüksek cezalar öngörüyordu.

Her yıl binlerce kişi "doğanın gereğine karşı suçlar," suç işlemeye teşvik ya da gayriahlaki davranışlar gerekçesiyle gözaltına alınıyordu. Ne giydiğiniz bile polisle başınızın derde girmesine yol açabiliyordu - cinsiyetinize uygun görülen üç parça kıyafetten azı, sizi kelepçeletebiliyordu.

Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Profesör William Eskridge, eşcinsellerin bunu engelleyecek siyasi gücü olmadığı için, çok fazla öfkenin olduğunu söylüyor:

"Tutuşmayı bekleyen dinamit fıçısı gibiydi."

Genç eşcinsellerin siyasilere mektup yazmak ya da imza kampanyası düzenlemek istemediğini, savaş karşıtı ya da siyahilerin veya kadınların eylem yollarını seçtiğini anlatıyor Profesör Eskridge:

"Sokağa dökülün ve olay çıkarın. Saldırın, saldırın, saldırın."

Stonewall Inn, ayaklanmadan bir hafta sonra ve 2009'da

Onlara barlar ya da gece kulüpleri de sığınak olamıyordu.

New York kentinde alkol satışına yönelik yasalar, eşcinsel erkek ve kadınlara alkol satmayı, mekanın "uygunsuz" bulunmasına ve kapatılmasına yol açabilecek şekilde yorumlanıyordu.

Aynı cinsiyetten biriyle dans etmek "ahlaksız davranış" olarak görülebiliyordu.

Şehirdeki eşcinsel barlarına yönelik baskınlar 1960'ların başında başladı.

Mafya bunun üzerine bu barların idaresini üstlendi, su katılmış içkilere daha fazla para isteyerek ve yetkililere rüşvet vererek.

Mafyanın bu sömürüsüne rağmen, Stonewall Inn'in yöneticileri burayı LGBTİ topluluğunun kendilerini ifade edebilecekleri ve duygusal yakınlaşmada bulunabilecekleri, bir nevi nadir bulunan sığınak olarak görüyorlardı. Sadece burada bir dans pisti bile vardı.

1969'un yazında, belediye başkanlığı seçimlerinden hemen önce, Stonewall açık bir hedef haline geldi ve baskınların sıklığı arttı.

Suçlular tarafından idare ediliyordu ve lisanssız alkol satıyordu. Mafyanın zengin müşterilerine şantaj yaptığına dair dedikodular da vardı.

Ancak polis binaya geldiğinde, neye giriştikleri hakkında hiçbir fikirleri yoktu - sadece yakın dönemde meydana gelen baskınlar nedeniyle değil, aynı zamanda düzenlenen saldırılar nedeniyle de oluşan mağduriyet hissi aşikardı.

Yazın en sıcak gecesinde alev alması için tek bir kibrit gerekiyordu.

"Geri saldırıyorduk"

Aralarında New York Polis Departmanı'nın kamu ahlakı bölümünde çalışanların da olduğu yaklaşık 6 polis memuru bara girdi. Müşteri gibi görünen meslektaşları çoktan içerideydi.

Işıklar yandı, müzik durdu ve polis insanlardan dışarı çıkarken kimliklerini göstermelerini istedi. O zamanlar 23 yaşında olan Robert Bryan, ilk başta atmosferin festival havasında olduğunu söylüyor. Olay yerine baskından hemen sonra varmış. "Gülüşmeler ve şakalaşmalar vardı. İnsanlar barın dışına poz ve selam vererek çıkıyorlardı."

O zamanın haberlerine göre, lezbiyen müşterilerin bazıları erkek polis memurları tarafından barda taciz edildi ve aşağılandı. Bardan çıkan lezbiyen bir kadının polis tarafından sertçe arabaya bindirilmek istenmesiyle atmosfer değişti. Küçük demir paraların atılmasıyla başlayan protestolar, taş ve şişelerin atılmasıyla sürdü.

Stonewall Inn New York'taki eşcinseller için bir sembole dönüştü

Bryan bir polise tekme atma teşebbüsü sonrasında kovalanırken, polisin bara girerek, eline geçirdiği herkesi dövmeye başladığını anlatıyor.

Döndüğünde polisin binada kıstırılmış olduğunu söylüyor ki sonradan polislerin anlattıklarına göre öldürülmekten korkmuşlar. Polislerin sayısı bir el kadardı. Dışarıda ise yüzlerce protestocu toplanmıştı.

Bryan, "Yoğun duyguların yaşandığı, adrenalin dolu bir andı, tamamen akıldışı" diyor. "Tanrı biliyor ki yalnız olsaydım asla bir polise tekme atamazdım. Sonunda karşı koyuyorduk ve bu beni heyecanlandırıyordu."

Çevik kuvvet polisi meslektaşlarını kurtarmak için geldi, ancak şiddet bir süre daha devam etti. En az 1 polis memuru başından aldığı yara nedeniyle hastaneye kaldırıldı. 13 eylemci gözaltına alındı.

Yakınlardaki bir sokağın ismi ayaklanmayı anmak için değiştirildi

Bir sonraki akşam ise daha büyük bir kalabalık vardı - Marty Robinson'ın tebeşirinin faydası olmuş olabilir, ancak gün içerisinde broşürler de dağıtıldı.

Bu sefer daha da şiddetliydi ve polis de biber gazı kullandı. Çöp kutuları ateşe verildi ve polise atıldı. Protestolar dört gece daha bu şekilde devam etti.

Ayaklanma sonlandığında akıldaki soru şuydu: Şimdi ne olacak?

Özgürlüğe ilk adımlar

25 yaşındaki Martha Shelley ayaklanmadan tam 1 ay sonra Stonewall yakınlarındaki bir parkta bulunan bir çeşmenin üzerine tırmandığında, hayatından endişe etti. Ama birkaç yüz kişiden oluşan kalabalığa önemli bir mesajı vardı - gölgelerden çıkıp, güneş ışığında yürümek.

Şimdi 75 yaşında olan Shelley o güne dönüp baktığında, "Ürkütücüydü" diyor. "Vurulabileceğimin farkındaydım."

Onun çağrısından ve Marty Robinson'ın coşkulu konuşmasından sonra hep birlikte, el ele ve slogan atarak, Stonewall Inn'e yürüdüler. Oraya vardıklarında, kalabalıktan dağılmalarını istedi. Daha fazla şiddet olaylarının yaşanmasından korkuyordu.

Bu, New York'ta eşitlik talep eden eşcinsellerin ilk kez özgür bir şekilde yürümesiydi.