Gündem

Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Silopi'deki zorunlu misafirlikler

"Bir odada 10 kişi yatıyoruz"

16 Aralık 2015 15:53

Şırnak’ın Silopi ve Cizre ilçelerinde 14 Aralık’ta sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinden sonra bölgedeki halk evlerini boşaltarak, farklı mahallerdeki tanıdıklarının yanına taşındı. Cumhuriyet mahallesindeki iki odalı evlerinde aynı evde 18 kişinin kaldığını söyleyen Meryem Abalak, “Evin önünde küçük bir bahçe var, çocuklar gündüz çıkıp oynuyor ama keskin nişancılar, silahlar, patlamalar gördük korkuyoruz. Bu yüzden onları bahçeye de salmıyoruz” dedi.

BBC Türkçe'ye konuşan 11. sınıf öğrencisi HasanMEB’in gönderdiği mesajla “hizmet içi eğitime” çağırılan öğretmenlerinin gitmesi ile ilgili olarak “Onların gidişi çok zorumuza gitti. Terk edilmiş gibi hissettik. Belki onların da suçu yok ama yine de onlara çok kırgınım" dedi. Hasan, doktor olmak istediğini ancak bunun uzak bir hayal olduğunu da ifade etti.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer imzalı haber şöyle:

Şırnak'ın Silopi ve Cizre ilçelerinde 14 Aralık'ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve bölgede büyük bir operasyon beklentisi var.

Sokağa çıkma yasağından dolayı dün Habur Sınır Kapısı da kapatıldı.

11 mahallesi olan Silopi'de Nur, Cudi, Yenişehir, Barbaros, Şehit Harun Bay, Yeşiltepe, Karşıyaka mahallelerinde hendek ve barikatlar olduğu belirtiliyor.

Silopi'de geri kalan beş mahallenin sakinleri, yasak boyunca yedi mahalleden gelen eş, dost, akraba, tanıdıklarını ağırlıyor.

121 bin nüfusu olan ilçede, yasak kapsamına alınan mahallelerde yaklaşık 100 bin insan yaşıyor.

Son birkaç günde yaklaşık 25 bin insanın bir mahalleden diğerine taşındığı tahmin ediliyor.

Sokağa çıkma yasağının getirmiş olduğu zorunlu misafirlikler belirsiz bir tarihe kadar devam edecek gibi görünüyor.

 

“Bir odada 10 kişi yatıyoruz”

 

Başak Mahallesi'ndeki evleri beş ay önce meydana gelen olaylar sırasında yaşanan bir patlamada yıkılan Abalak ailesi, şimdi Cumhuriyet mahallesinde iki odalı bir evde kiracı.

Yasaktan dolayı şimdi bu evlerinde üç aileyi daha ağırlıyorlar. İki aile yakın akrabaları, diğer aile tanıdıkları.

Şu an aynı evde 18 kişi kalıyor.

Evin sahibi Meryem ve Abdülbaki Abalak'ın beş küçük çocuğu var. Buna ek olarak yetişkin oğulları, onun eşi ve küçük çocuğu ve Abdulbaki'nin anne ve babası da yasaklar nedeniyle onlara taşınmak zorunda kalmış.

Buna bir de Cudi mahallesindeki evlerini terk etmek zorunda kalan tanıdıkları Xanê ve Temer Sönmez çifti ile dört çocukları katılmış.

Telefonda görüştüğümüz sırada elektrikler kesikti.

Karanlıkta oturduklarını ve soğuktan battaniyelerle ısınmaya çalıştıklarını söylediler.

45 yaşındaki Meryem Abalak, "Ne elektrik var ne de soba, çok zor ama mecburen dayanıyoruz. Evde şu an iki hasta var. Misafirimiz olan Temer yatalak, bir de sekiz aylık hamile gelinim var. Onun da sezeryanla doğum olması gerekiyor. Bir odada on kişi yatıp kalkıyoruz. Evin önünde küçük bir bahçe var, çocuklar gündüz çıkıp oynuyor ama keskin nişancılar, silahlar, patlamalar gördük korkuyoruz. Bu yüzden onları bahçeye de salmıyoruz. Hepimiz çok kaygılıyız" diyor.

Meryem bütün olan bitenden dolayı çocukların psikolojilerinin bozulduğuna dikkat çekiyor:

"Ölümler gördü çocuklarımız, bombalar patladı, evlerimiz yıkıldı. Okula gidemiyorlar. Son olarak öğretmenleri çektiler. Çocuklarımızın hayatından, geleceklerinden kaygılıyız."

Silopi'de görev yapan 1000'i aşkın öğretmen, hafta sonu Milli Eğitim Müdürlüğü'nden gönderilen bir telefon mesajıyla ilçeden ayrılmış, öğretmenlerin çekilmesi hendeklerin yoğun olduğu mahalle sakinlerinin korkularını artırmıştı.

 

“Evi emanet edecek kimsemiz yoktu”

 

Meryem Abalak, evde gıda stoklarının olduğunu söylüyor ama yasağın uzun süre devam etmesi halinde bu stoğun tükeneceğini de belirtiyor.

"Misafirlerimiz de var, inşallah evdeki yiyecekler tükenmeden yasak kalkar. Hayat normale döner" diye konuşuyor.

Temer Sönmez şeker hastalığından dolayı görme yetisini kaybetmiş, iç organları zarar görmüş.

Cudi mahallesinden gelip Abalaklara konuk olan Xanê Sönmez (40) de yasakla beraber çoluk çocuk evi terk ettiklerini anlatıyor.

50 yaşındaki kocası Temer üç yıl önce şeker hastalığından dolayı görme yetisini kaybetmiş, iç organları zarar görmüş. Yataktan kalkamıyor.

Temer Sönmez düzenli olarak birçok ilaç kullanmak zorunda ve yasağın uzun sürmesi halinde ilaç sıkıntısı da yaşayacaklarını ifade ediyorlar.

 

“Hapiste gibiyiz”

 

Eşi Xanê "İnşallah diğer ilçelerde olduğu gibi burada da uzun sürmez. Yoksa hastamızın durumu için çok kaygılıyım" diyor.

"Öğretmenler gidince biz de hastamızın, çocuklarımızın derdine düştük. Evden hiçbir şey alamadık. Sadece canımızı kurtaralım diye üzerimizde ne var ne yok öyle çıktık. Mahallemizden çok insan evinden çıkıp gitti. Bazı evlerde bir iki kişi kaldı. Kimse evini bırakmak da istemiyor ama biz kapıya kilit vurup çıkmak zorunda kaldık. Evi emanet edeceğimiz kimsemiz de yok maalesef."

Xanê Sönmez, evde 20'ye yakın insanın bir arada kaldığını ve çok zorlandıklarını ayrıca ev sahiplerine yük olduklarını için mahcup olduklarını anlatıyor:

"Helikopterler uçuyor. Ara ara silah sesleri geliyor. Odada oturmuş bu yasak ne zaman biter diye konuşuyoruz. Hapiste gibiyiz. Sohbetlerimizin konusu da bu. Biz kadınlar evin hizmetini görüp yemek yapıyoruz. Kalabalığız. Yemek sıkıntısı başlayacak birkaç gün içinde. Biz onun derdinde değiliz. Asıl derdimiz barışın gelmesi ve savaşın bitmesi. Herkesin kendi evine dönmesi."

Banyo ve temizlik konularında ne yaptıklarını soruyorum, "Şu an bunları düşünmek bile çok lüks geliyor. Bu yasaklar bitsin, günlerce yıkanmasak da sorun olmaz" diyor.

 

Öğretmenlere kırgınlar

 

Xanê; Cizre, Nusaybin, Silvan'da yaşanan yasaklarda ölülerin günlerce defnedilemediğini hatırlatıyor.

"Tek korkumuz birilerinin hayatını kaybetmesi. Eğer öyle bir şey olursa ölülerimiz yerde kalacak" diyor.

17 yaşındaki oğlu Hasan, 13 yaşındaki kızı Zehra ve 7 yaşındaki küçük oğlu Abdurrahim'in okula gidemediğini söylüyor.

Xanê'nin oğlu Hasan, 11. sınıfa gidiyor ama bu yıl doğru dürüst bir eğitim göremediklerini söylüyor.

Son birkaç günde Silopi'de yaklaşık 25 bin insanın bir mahalleden diğerine taşındığı tahmin ediliyor.

Önümüzdeki yıl üniversite sınavlarına girecek. Doktor olmak istiyormuş. Ama bu koşullarda bunun uzak bir hayal olduğunu düşünüyor.

"Çok korkuyoruz. Patlama sesleri geliyor. Okullarımız da kapalı. Öğretmenlerimizi çağırdılar, bizi bırakıp gittiler. Onların gidişi çok zorumuza gitti. Terk edilmiş gibi hissettik. Belki onların da suçu yok ama yine de onlara çok kırgınım" diyor.

Arkadaşlarıyla birlikte eğlenmekten, gezmekten hoşlandığını söyleyen Hasan şimdi iki gözlü bir eve tıkıldıklarını söylüyor.

"Şimdi karanlıkta oturmuş, bekliyoruz. Neyi bekliyoruz bilmiyorum. Yasak ne zaman biter diye merak ediyoruz. 12 saattir elektrikler de kesik. Ne olup bitiyor haberimiz yok. Sadece telefonlarla iletişim kurabiliyoruz. Elektrik gelmezse telefonların şarjı da bitecek. Hapishanedeymişiz gibi" diyor.

Evin sahibinin küçük kızı Kıymet de beşinci sınıfta.

Başak Mahallesi'ndeki evleri bir patlamada yıkılınca bu mahalleye taşınmışlar. Ama ikametgahı buraya almaları zaman aldığı için bir süre okula da nakli olamamış.

 

“Öğretmenlerimiz dönecek mi?”

 

Kıymet, 20 gün önce okula başlamış ama üç gündür yine gidemiyor:

"Okula gidemiyorum diye, oyun oynayamıyorum diye çok üzülüyorum. En çok matematik, Türkçe ve fen derslerini seviyorum. Büyüyünce doktor olmak istiyorum çünkü insanların hayatını kurtarmak istiyorum. Onun için derslerimin çok iyi olması gerekiyor ama öğretmenlerimiz gitti. Abimler, ne zaman geleceklerinin belli olmadığını söylüyor. Gelecekler mi?" diye soruyor.

Sokağa çıkma yasağının olduğu ilçe ve şehirlerde Abalak ailesi gibi evlerinde misafir ağırlayan binlerce aile var.

Silopi ve Cizre'de bazı evlerde dört beş aile bir arada kalırken, 40 insanın bir arada yaşadığı evler olduğunu duydum.

Görüşebildiğim insanlar, başka il ya da ilçelere göç etmek istemediklerini ancak operasyon ve yasakların uzun sürmesi halinde bunun kalıcı bir göçe neden olmasından endişe duyduklarını dile getiriyorlar.