Gündem

'Rayhanlı'daki yayın yasağı düpedüz sansürdür!'

Akademisyenler, 51 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısına medya yasağı getirilmesini eleştirdi. Akademisyenler, kararın "sansür" olduğu görüşünde birleşti

14 Mayıs 2013 15:53

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Adem Sözüer, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi ve Yrd. Doç Dr. Kerem Altıparmak ile Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu medyaya getirilen yayın yasağını eleştirdi. İnceoğlu "kararının muğlak olduğunu" ifade ederken, İnceoğlu "Reyhanlı’da uygulamaya sokulan düpedüz sansürdür" şeklinde konuştu.

Prof. Sözüer, kararı twitter hesabından şu sözlerle eleştirdi:

Sözüer, "Hâkimler kanunlarda olmadığı halde yayın yasağı kararı veriyor. Peki bu mümkün mü? Ölüm cezası olmadan bu cezaya hükmetmek ne kadar mümkünse!" dedi.

İşte Prof. Sözüer'in ilgili tweetleri: 
 
 
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi ve Yrd. Doç Dr. Kerem Altıparmak ile Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu da kararı eleştirdi. Bianet’e konuşan Altıparmak, kararın neden alındığına ilişkin bir neden gösterilmediği, bu şekilde Anayasa’da korunan ifade özgürlüğünün bir parçası olan haber alma hakkının kısıtlanamayacağını söyledi. 
 
İnceoğlu ise uygulamanın düpedüz sansür olduğunu, medya çalışanlarının mesleklerini icra ederken uymaları etik davranışlar ilkelerinin yine medya tarafından tayin edilebileceğini ifade etti.
 

Altıparmak: Yalan haberi önceden engellemek sansürdür

 
Kararın muğlak olduğunu ifade eden Altıparmak bu karar ile yüzlerce fotoğraf ve ifadenin tamamına kısıtlama getirmenin mümkün olmadığını söylüyor. 
 
“Soruşturmayı tehlikeye atacak bir durum varsa, kararın her ne ise ona sınırlama getirmesi gerekir. Aksi halde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesine dair sınırlama getirilen tüm kriminal vakaların haberleştirilmesine de sınırlama getirebilirsiniz."  
 
“Soruşturmaya gizlilik kararı delillerin kaybolması, faillerin kaçma ihtimali gibi sebeplerle alınır. Burada böyle bir koşul yok. Yani yasaklananla amaç arasında bir niyet bağı yok.” 
 
Altıparmak hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik’in yayın yasağı gerekçesi hakkındaki “Çok zaman gazeteciler kulis haberlerini, birbirlerinden duyduklarını, sokaktan geçen birinin anlattığını da haber atlatma endişesiyle haber yapabiliyorlar, ülkemizde böyle hadiseler olduğu zaman kan gölü manzaralarını gösterenler, insan organlarını teşhir etmeye varıncaya kadar şahit olduk” sözleriyle ilgili şunları söyledi: 
 
“Kararda ‘insan onurunu korumak’ amacı gibi bir ifade geçmiyor. Bilakis soruşturmanın gizliliği açısından böyle bir karar alınmış ki yalan haberciliği önceden engellemek sansür demektir. Bunun yasal dayanağı olamaz çünkü sansür Anayasa’da yasaklanmıştır.”
 

İnceoğlu: Medyayı medyanın etik kuralları denetler 

 
İnceoğlu ise yayın yasağının sansür olduğunu ve bilgi kirliliğine olanak sağladığını belirterek medyanın yine ancak kendisi tarafından belirlenen etik kurallarla denetlenebileceğini söylüyor.
 
“Reyhanlı’da uygulamaya sokulan düpedüz sansürdür, böylelikle kamunun bilme edinme hakkı da ihlal edilmiştir. Basın özgürlüğü ihlali olmasının yanı sıra, dezenformasyon ve mezenformasyon dediğimiz eksik, yalan, yanlış ve çarpıtılmış habere olanak sağlayan bir ortam sunulmakta bu da enformatik kirliliğe yol açmaktadır."
 
“Medya çalışanlarının mesleklerini icra ederken uymaları gereken birtakım etik davranışlar ilkeleri vardır, bunu tayin eden medyanın kendisidir, mekanizmanın adı da oto-kontroldür, yani öz-denetim. Sağlıklı bir öz-denetim mekanizması ‘özgürlük-hak-sorumluluk’ üçlemesi içinde işler."
 
“Medyanın özdenetimini sağlamakla yükümlü olan tek bir merci vardır, o da medyadır, batılı demokrasilerde iktidarlar medyanın öz-denetim mekanizmalarını denetlemeye kalkmazlar. Ayrıca Türkiye’de kan ve beden parçaları görüntülerine göstermeme hassasiyeti yeni mi  türedi, bugüne kadar yayın yasağının konmadığı bir sürü terör olayı yaşanmadı mı?"
 
"Dünyadaki basın ve haber konseylerinin diğer bir adı da dişsiz bekçi köpeğidir (teethless watchdog). Dişsiz diye adlandırılmalarının nedeni, etik kodlara yani ahlaki kurallara uyulmadığı takdirde cezai yaptırım uygulanmamasıdır. Uyarma, kınama bir tür deşifrasyon etkili bir yöntemdir." 
 
İnceoğlu Türkiye’deki Basın Konseyi ve Medya Derneği’nin gerek oluşumları gerekse şikayetleri değerlendirme ve basın özgürlüğün ihlallerine karşı gösterdikleri tepkide nesnel davranmadıklarını bunun sorunlara yol açtığını ifade etti. 
 

Gazetelere gönderilen tebliğde neler yazıyor? 

 
Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, "Reyhanlı kararı" başlıklı yazısında (13 Mayıs 2013)  ilgili tebliği yazdı: 
 
"Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebinin kabulü ile, Reyhanlı ilçesinde meydana gelen ve pek çok kişinin ölmesine ve yaralanmasına neden olan patlamayla ilgili sözkonusu soruşturmaya ilişkin dosya ve soruşturma kapsamı içinde kalan olay yerinde ve olayda ölen ve yaralananlara ilişkin, olay içeriğine ilişkin her türlü sesli, görüntülü ve yazılı ve görsel medyadaki yayınlar ile internet ortamındaki bu kapsamdaki bilgilerin CMK Madde 153 ve diğer maddeleri gereğince yayınlanmasının ve gösterilmesinin yasaklanmasına karar verildi."
 
Televizyon kanallarına gönderilen tebliği de Gülsü Karataş'ın twitter hesabından şu fotoğrafla paylaşıldı: