Gündem

Prof. Karaman: BDDK İslam'a da uygun laik kararını neden değiştirdi?

Prof. Hayrettin Karaman, altın için taksit yasağının kaldırılmasını eleştirdi

23 Ekim 2014 16:17

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP çevrelerinde görüşleri dikkatle dinlenen ilahiyat profesörü Hayrettin KaramanBankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BDDK'nın, altın alımında getirilen taksit yasağını kaldırmasını eleştirdi. Karaman, yeni düzenlemeyi "para yerine altın alıp satarak faizcilik yapma kapısını açtı" sözleriyle yorumladı. Daha önce yasaklanan taksit yasağının "İslam'a da uygun laik bir karar olduğunu" savunan Karaman, "BDDK'nın karar değişikliğini bu nedenle tenkit ediyorum" dedi.

Karaman'ın Yeni Şafak'ta "Altın vadeli satılamaz" başlığıyla yayımlanan (23 Ekim 2014) yazısı şöyle:

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartlarıyla gerçekleştirilecek kuyumla ilgili harcamalarda taksit uygulanamayacağına yönelik mevzuat hükmünü kaldırmış ve yeni düzenlemeyle söz konusu harcamalara 4 taksit getirmiş.

Bu düzenleme para yerine altın alıp satarak faizcilik yapmanın kapısını açmış oluyor.

Bilindiği gibi İslam faizi haram kılmış, kıymetli madenlerden olsun, kâğıt para olsun bunların mal bedeli (semen) ve mübadele aracı olmasına izin vermiş, paranın ve altın ile gümüşün -eşit miktar ve değerde bile olsa- vadeli alım satımını ve faizle ödünç verilmesini haram kılmıştır.

Altın konusunda çağdaş fıkıhçıların üç yorumu var:

1- Altın bugün de para gibidir (aslında gerçek paradır), ister külçe ve basılı altın, ister zinet altını olsun para hükmüne tabidir, veresi alınıp satılamaz, faizle ödünç verilemez.

2- Zinet altını mal hükmündedir, veresi alınıp satılabilir.

3- Bugün gümüş gibi altın da artık para olmaktan çıkmıştır, mal hükmündedir. Para ve başka mallar ile mübadelesi serbesttir.

Bu son yorum altının mahiyet ve bugün de devam eden fonksiyonuna uygun düşmediği için fıkıhçıların kahir çoğunluğuna göre hatalıdır ve uygulanamaz.

Altın işlenip zinet altını haline getirilince doğrudan para gibi kullanılma özelliğini kaybetmektedir. Zinet altınını da has altına göre hesaplayarak sıcak para temini için mal gibi alıp satmak yine caiz olmaz. Ancak nasıl birçok mezhebe göre kadının kullanmak üzere edindiği zinet altını nisap miktarını bulsa bile 'havaic-i asliye'den sayılıyor ve zekata tabi olmuyorsa, miktarı örfe göre sınırlı bu ihtiyaç-zinet altınını mal gibi alıp satmak da caiz olabilir (bunu tartışmak mümkündür).

Ama ayrım yapmadan, mutlak manada altının vadeli alınıp satılmasını serbest bırakmak, fıkha göre altın aracılığı ile faizcilik yapmayı serbest bırakmak demektir. Bu durumda paraya ihtiyacı olan bir şahıs gidip kuyumcudan dört ay vade ile altın alacak, bunu paraya çevirip işini görecek, peşine göre daha fazla olan bir bedeli (aslını ve faizini) dört ay sonra ödeyecektir.

'İyi de burası bir laik ülke, faiz zaten serbest, bu kararı niçin tenkit ediyorsun' denebilir.

Şunun için tenkit ediyorum: 'Daha önce taksitli satımı yasakmış, niçin İslam'a da uygun olan bu laik karar şimdi değiştiriliyor?'

Bu vesile ile bir daha tekrar edeyim:

Katılım bankalarında yaklaşık yüzde doksan oranında uygulanan murâbaha işleminde mevcut mevzûat derhal değiştirilmeli ve banka malı fatura ile satın almalı ve yine fatura ile vadeli veya peşin satmalıdır. Rekabette haksızlık olmasın diye bankanın keseceği faturayı vergi vb. külfetten muaf tutmak mümkündür.