Gündem

Prof. Dr. Ali Kemal Özcan: Türkiye'nin Kürt sorunundan önce bir Öcalan sorunu vardır

"Seni türlü boya, cila ile Öcalan'ın karşısına koyup kullanmak isteyen damara ‘İstemem ama arka cebime koyun’ dercesine üç-maymunu oynama!"

09 Şubat 2022 07:39

23 Haziran 2019'da yenilenen İstanbul seçimlerinden önce Abdullah Öcalan'ın mektubunu kamuoyuna duyuran Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, “Türkiye'nin Kürt sorunundan önce bir Öcalan sorunu vardır” dedi. Özcan, Selahattin Demirtaş’a, “Çıkıp Kızıltepe'de 'Başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz!' deyip ortak vatanımızın kuzey, orta ve güney Anadolu vatandaşlarını kışkırtacağına, gel bu iki halk arasına bir dinamit fitili olarak döşenmiş Türkiye'nin Öcalan sorununu çözme -yani bu dinamite giden bu fitili yerinden çıkarma- mücadelesinde elini taşın altına koy! Seni türlü boya, cila ile Öcalan'ın karşısına koyup kullanmak isteyen damara ‘İstemem ama arka cebime koyun’ dercesine üç-maymunu oynama!” diye seslendi.

Öte yandan Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, Kürtçe üzerine de açıklamalarda bulundu. Özcan, "Kürtçe medeniyet dili değildir! Medeniyet dili olamamak başka bir şey, eğitim dili başka bir şey. Medeniyet dili değildir, dediğiniz zaman orada biraz hakaret oluyor. İnciniyor Kürtler. Kadim dil deyim falan. Eğitim dili olması ayrı bir sosyolojik hâdisedir” görüşünü paylaştı.

Yeniçağ yazarı Arslan Tekin, bugünkü köşesinde Prof. Dr. Ali Kemal Özcan’ın şu açıklamalarına ye verdi:

"Erdoğan ve partisinin; Öcalan'ı merkezine koyarak başlattığı o çözüm sürecini 'Facia Süreci'ne çevirip feci sona götüren koalisyonun sözcülüğünü Demirtaş'a verdiler... Bunları konuşacağız.

Vatan da millet de tehlikededir. Yani tehlikede olan Anadolu Türklüğü ve bir-bütün Kürtlerdir. Herkesi ciddi olmaya, suhulet içinde konuşmaya çağırdığım 'Yer' burasıdır.

Demirtaş ise, 9 Mart 2021'de T24 sitesine gönderdiği makalesinde ‘Bu siyaseti sevmiyorum. Yine de içindeyim siyasetin... Madem içindeyim, size içeriden kesin bilgi vereyim. Tanıdığınız siyasetçilerin tamamına yakını sürekli fırıldaklık yapar. Belki ben de öyle davranmışımdır bazen cümlelerini dizer.

Erdoğan'ın İmralı-Edirne açıklaması vesilesiyle beni arayan gazetecilere, Demirtaş'ın bu satırlarına atıfla ve özetle ben: 'Selahattin Bey fırıldak siyaseti bıraksın! Onu bu fırıldak siyasetten çekip hayata döndürecek olan sadece Öcalan'dır' dediğim için hep bir ağızdan, kabuk bağlamış yarasına basılmış gibi: 'Haa huu, bak Demirtaş'ı Öcalan'la tehdit ediyor!' diye velvele ettiler…  Müteakip sorulara cevaplarımda ise mealen:

'Tehditten nefret ettiğim kadar bu faşistlerden bile nefret etmiyorum. Ben Selahattin'e tehdit değil, hayatî bir uyarı yaptım, kendisini 'bazen' ve 'belki' de olsa bu fırıldak hayattan MERT hayata dönmeye çağırdım. Kendini 'fırıldak' seçim hesaplarının hergele pazarına malzeme ederek 'Başkan Apo'suna rest çekiyor' zırvalarına değirmen suyu olma!' dedim. Çağırmaya devam ediyorum:

Çıkıp Kızıltepe'de 'Başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz!' deyip ortak vatanımızın kuzey, orta ve güney Anadolu vatandaşlarını kışkırtacağına, gel bu iki halk arasına bir dinamit fitili olarak döşenmiş Türkiye'nin Öcalan sorununu çözme -yani bu dinamite giden bu fitili yerinden çıkarma- mücadelesinde elini taşın altına koy! Seni türlü boya, cila ile Öcalan'ın karşısına koyup kullanmak isteyen damara ‘İstemem ama arka cebime koyun’ dercesine üç-maymunu oynama! 'Fırıldaklığı bırak' derken bunu diyorum!"