Dünya

Polonya'da sessiz darbe mi oluyor?

Yeni Polonya hükümeti seçim vaatlerini yerine getirmek için işe hızlı başladı. İktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi yetkilerini aşmakla eleştiriliyor.

26 Kasım 2015 14:42


Polonya'nın yeni hükümetindeki isimler kısmen sürpriz etkisi yaptı. Beata Szydlo'nun başbakanlığındaki kabinen en göze batan iki ismi savunma bakanı Antoni Macierewicz ile istihbarat servisleri koordinatörü Mariusz Kaminski.

İktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi'nin genel başkanı Jaroslaw Kaczynski gibi Savunma Bakanı Macierewicz de Moskova'ya karşı sertlikten yana olan bir isim.

Macierewicz 10 Nisan 2010'da meydana gelen ve devlet başkanı Lech Kaczynski ile çok sayıda Polonyalı makam ve mevki sahibinin öldüğü uçak kazasıyla ilgili komplo teorileriyle dikkatleri üzerine çekmişti. Başbakan Szydlo'nun, ılımlı muhafazakârları kızdıracağı gerekçesiyle kabinesine almayacağını söylediği Antoni Macierewicz şimdi savunma bakanı.

Daha önce yolsuzlukla mücadele dairesini yöneten istihbarat servisleri koordinatörü Mariusz Kaminski bu yılın mart ayında görevi kötüye kullanmaktan üç yıl hapis ve üç yıl da kamu görevlerinden men cezasına çarptırılmıştı.

Kaminski karara karşı temyize başvurmuştu. Bayan Başbakan Szydlo onu kabinesine almakta mahzur görmedi ve Kaminski bakan olduktan sonra da devlet başkanı tarafından affedildi.

Yargının karşısındaki başkan

Devlet başkanının tutumunu eleştirenler, af kararının devlet memurlarının bundan böyle, dokunulmazlık ve cezasızlık garanti eden bir partiyi desteklemeye yönlendireceğini belirtiyorlar. Varşova'daki Helsinki Vakfından Piotr Kladoczny devlet başkanının yasaları çiğnediğini, çünkü sanıkların değil hükümlülerin devlet başkanı tarafından affedilebileceğini ve devlet başkanının mahkemeye dava kapattırma yetkisinin olmadığını söylüyor.

Yargı da siyasi araç olarak kullanılmaktan şikâyetçi. Kuvvetler ayrılığına işaret eden Polonyalı hukukçular “Yargı ile yürütme arasında rekabet olamaz ve devlet başkanı anayasal görevlerini yargının elinden alamaz” diyorlar.

Gelecekte neyin doğru, neyin yanlış olduğuna yeni Anayasa Mahkemesi üyeleri karar verecekler. Parlamentodaki yemin töreninden hemen sonra iktidar Anayasa Mahkemesi'ni kendi çizgisine oturtacak yasa tasarılarını her iki kanatta da onaylattı. Atamaları yapılan beş Anayasa Mahkemesi üyesinin yeniden seçilmesi anayasa hukukçularının görüşü alınmadan üçte ikilik çoğunlukla parlamentoda kabul edildi. Polonya muhalefeti değişiklik önerilerini kabul ettiremeyince oturumu terk etti ve hükümeti anayasa mahkemesine darbe yapmakla suçladı. Helsinki Vakfı üyesi Piotr Kladoczny ‘Yeni iktidar sahiplerinin davranışı son derece endişe verici. Meclis çoğunluğu ve devlet başkanlığı onlarda olduğu için anayasa mahkemesini buyrukları altına alabileceklerini düşünüyorlar. Bu son derece kötü sonuçlar doğurur. Anayasa mahkemesi adaletin omurgasıdır”, diyor.

Medya milli görev başına

Hukuk ve Adalet Partisi dördüncü kuvvet olarak adlandırılan medyaya da el atıyor. Polonya'nın yeni kültür bakanı Piotr Glinski pornografik sahneler yer aldığı gerekçesiyle bir tiyatro gösterisinin engellenmesini istedi ve “Devletin pornografiye para vermeyeceğini” söyledi. Bakan bir televizyon muhabirinin “yasal gerekçeniz var mı?” şeklindeki sorusuna kaçamak cevap verdikten sonra bir tehdit daha savurdu ve “Propaganda yayınlıyorsunuz. Televizyonunun zaten yıllardır propaganda ve manipülasyon yapıyor. Bu yakında sona erecek. Kamu televizyonu böyle olmaz”, dedi.

Kültür bakanına soruyu soran bayan televizyon artık program sunmuyor. Bakan Piotr Glinski yeni basın yasasının hazırlanmak üzere olduğunu söylüyor. Yasa tasarısında Polonya'daki radyo, televizyon ve haber ajanslarının ‘ulusal kültür kuruluşlarına' dönüştürülmesini, yönetim kurullarına yeni atama yapılmasını ve kurul üyelerinin her zaman değiştirilebilmesini öngörüyor.

Tehdit mi, senaryo mu?

Bir muhafazakâr Polonya gazetesinin muhabirliğini yapan Andrzej Grajewski, seçim kampanyalarında da görüldüğü gibi Polonya medyasında yıllardır siyasi kamplaşma olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Önemli olan yetkili kurullarda çoğulculuk prensibine sadık mı kalınacağı yoksa hükümet yanlısı yöneticilerin yerine hükümet yanlısı yenilerinin mi getirileceğidir.” Grajewski hükümetin yabancı sermayeyi gazete piyasasından kovma planını uygulamanın kolay olmayacağını, aksi takdirde devletin bütün gazeteleri satın almak zorunda kalacağını, sözlerine ekliyor.

Bütün bu adımlar, Polonyalı muhafazakârların uzun zamandır tasarladıkları ‘Cumhuriyeti yenileme programının' unsurlarını oluşturuyor. Program iktidar partisinin ideolojik çizgisini belirleyen Jaroslaw Kaczynski'nin imzasını taşıyor. On gün önce göreve başlayan Polonya hükümeti şimdiye kadar alınan kararların ilk adımlar olduğunu duyuruyor.