Gündem

Özgür-Der: Rezidansta asansör kazası değil, aşamalı cinayet

"Gerekli tedbirlerin alınmayışının neticesi olarak meydana gelen kazalara bağlı ölümlerin mahiyet itibariyle cinayetten pek bir farkı yoktur"

08 Eylül 2014 18:28

Özgür-Der, Mecidiyeköy'de Ali Sami Yen Stadı’nın yerine yapılan Torunlar GYO-Torun Yapı ve Kapıcıoğlu firmasına ait çok katlı binada 6 Eylül Cumartesi günü meydana gelen ve 10 işçinin hayatına mal olan olayla ilgili olarak "aşamalı cinayet" nitelemesi yaptı.

Özgür-Der'in 'İhmaller Zincirinin Sorumlularından Hesap Sorulsun' başlığıyla yayınladığı açıklamanın tam metni şöyle:

Türkiye yine bir ‘iş kazası’ faciasıyla sarsıldı. İhmaller zincirinin neticesinde 10 insan daha hayatını yitirirken, bu ülkede insan hayatına değer verilmediği gerçeği bir kere daha olanca açıklığıyla görüldü. Mecidiyeköy’de daha önce Ali Sami Yen Stadının bulunduğu yerde yapılan çok katlı rezidans binasında asansör çökmesi sonucunda feci şekilde can veren 10 işçi sınır tanımayan kâr hırsının, açgözlülüğün son kurbanları oldu.

Şüphesiz hayat ve ölüm içiçe gerçeklerdir ve yaratılışın hikmeti gereği her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Mamafih gerekli tedbirlerin alınmayışının neticesi olarak meydana gelen kazalara bağlı ölümlerin mahiyet itibariyle cinayetten pek bir farkı yoktur. Bu ülkede ardı ardına iş kazası diye adlandırılan ölüm olaylarının nasıl gerçekleştiğine baktığımızda, bir insanı ya da insan grubunu taammüden öldürmek demek olan cinayet suçunun aşama aşama gerçekleştiğinin ibretlik örnekleriyle karşılaşmaktayız.

40 katlı bina yapmayı marifet bilen ama inşa faaliyeti için bu yüksekliğe çıkardığı insanların güvenliğini arızalı bir asansöre emanet etmekten çekinmeyen bir zihniyet var karşımızda. Aynı işyerinde daha önce de yine bir ‘iş kazası’ neticesinde yaşanan can kaybının dahi yeterince uyarıcı olmadığını öğreniyoruz. Ne firma yetkilileri, ne denetim sorumluluğu olan devlet Nisan ayında gerçekleşen bu ölüm olayından gereken dersi çıkarmamış ve uyduruk bir para cezasıyla olay kapatılmıştır. Daha doğrusu bu tutumla bir anlamda yeni ölümlere kapı aralanmıştır.

Ne hazindir ki, en son Soma hadisesi ile birlikte yükselen duyarlılığın, birkaç ay içinde buharlaşıp gittiği şeklinde bir manzara ortaya çıkmıştır. Kısa bir müddet zarfında yoğun biçimde dile getirilen tedbir, yaptırım, güvenlik vb. söylemler yerini tekrar eski alışkanlıklara bırakmış görünmektedir. Umarız bu hadise vesilesiyle aynı hassasiyet bir kere daha yükselip ve kısa bir süre sonra yine kaybolup gitmez.

Şimdi tüm kamuoyu bu inşaat faaliyetinde çeşitli düzeylerde görev alan farklı firma yetkililerinin sorumluluğu kendi üzerlerinden atma gayretlerine şahitlik etmektedir. Oysa ortada açıkça görülebilen kolektif bir sorumluluk, birlikte işlenmiş bir suç vardır. Ve gerek bu suçun failleri, gerekse suçun işlenişine göz yumanlar mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır.

Yalın gerçek şudur: Eğer basit bir tedbir alınmış olsaydı, sıkça arızalandığı söylenen asansörün bakımı lalettayin değil de gereğince yapılmış olsaydı bu acının yaşanması engellenebilirdi. Basit, sıradan bir tedbir alınmadığı için 10 insanın hayatını kaybetmiş olması gerçeği sürekli olarak yüzleşilmesi ve unutulmaması gereken bir gerçek olarak göz önünde bulundurulmalı ve sorumlulardan hesap sorulmalıdır.