Dünya

Onlarca Hristiyan çiftçiyi canı pahasına kurtaran Nijeryalı imamın öyküsü

Plateau eyaletinde bir imam, Müslüman sığır çobanlarının rastgele ateş açıp yağmaladığı komşu Hristiyan köyünden kaçan 262 kişiyi camisinde ve evinde sakladı. İmam caminin kapısına dayanan saldırganları durdurdu, onlara yalvardı, önlerinde secde etti ve k

02 Temmuz 2018 16:12

Nijerya'nın Plateau eyaletindeki bir imam, yüzlerce ailenin dehşet içinde köyüne doğru koştuğunu gördüğünde, yaşamını tehlikeye atacak bir karar verdi. Hristiyanların çoğunlukta yaşadığı komşu köyü istila eden çoğu Müslüman 300 kadar silahlı sığır çobanı rasgele ateş açıyor, evleri yakıp yıkıyordu.

Köyden kaçmayı başaranlar ise imamın yaşadığı Müslüman köyüne koşmaya başladı.

İmam aralarında kadın ve çocukların da olduğu 262 köylünün yardımına koştu, onları camisinde ve evinde sakladı.

Geçen hafta yaşanan saldırılar, Nijerya kırsalında çiftçiler ve hayvancılar arasında yaşanan şiddet dalgasının son halkası. Çoğu Hristiyan Berom etnik grubundan çiftçilerle, çoğu Müslüman Fulani etnik grubundan hayvancılar arasındaki kan davası yıllardır sürüyor.

Topraklarda ve otlatacak alanlarda hak iddia eden farklı gruplar sık sık çatışıyor. Son 6 ayda yüzlerce kişi öldürüldü.

Bir araştırmaya göre 2016'da kırsal çatışmalar, Boko Haram örgütünden daha fazla insanı öldürdü.

İmam bu ailelere kucak açmasaydı, çok daha fazlası ölecekti.

Köylüler önce komşu mahalledeki silah seslerini duydu. Saldırganlar postanelerine ateş ettiğinde ise, güvenlik görevlileri dahil yüzlerce kişi kaçmaya başladı.

Saldırganlar kaçan ailelerin, imamın camisinde saklandığını duyarak adamın kapısına dayandı.

İmam saldırganların tehditlerine rağmen köylüleri bırakmayı reddetti. Tamamen savunmasız olsa da, silahlı grubun camisine girmesine de engel oldu.

Saldırganlar evini ve camisini yakmakla tehdit ettiğinde, imam onlara yalvardı. Silahlı adamların önünde yere eğildi, ayaklarına kapandı, ağlayarak, feryat figan adamlardan gitmelerini istedi.

Onun gibi birçok Müslümanın da yardımıyla hayvancılar uzaklaştı ama giderken yakındaki iki kiliseyi de ateşe verdiler.

Olaydan sonra BBC'ye konuşan imam, önce kadınları ve çocukları kendi evine götürüp sakladığını, daha sonra erkekleri camiye götürdüğünü anlattı.

İmam için Hristiyan ailelere yardım etmenin başka bir anlamı da vardı. 40 yıl önce Hristiyanlar Müslümanlara burada cami inşa etmelerine izin vermiş, topraklarının bir bölümünü onlara bedavaya vermişti.

BBC'ye konuşan başka bir imam, "Beromlarla bir arada yaşamaya başladığımızdan bu yana böyle çirkin bir saldırı yaşamadık" diyor.

Camiye sığınan Hristiyanlar da İmam'a minnettar. İçlerinden biri, saldırıdan sonra kimsenin onları camiden atmadığını, cemaatin burada öğle ve akşam yemeği vererek onlara kucak açtıklarını söylüyor.

İmamın yanına sığınan ailelerden bazıları 5 gün sonra bir kampa yerleşirken, bazılarıysa aileleri ve arkadaşlarının yanına taşındı.

Camiye kaçanlar köylerine geri dönemiyor çünkü onları koruyacak hiçbir güvenlik unsuru yok. Evleri ise yerle bir halde.

Köyü ziyaret ettiğimde tamamen terk edildiğini gördüm.

Saldırıya uğrayan bir kilisede papaz odası yakılmış, sandalyelerde parçalanmıştı. Papaz da yangında öldü.

Yetkililer geçen Cumartesi günü yaşanan olayda 5 saatten fazla süren şiddet olaylarında 5 farklı köyün hedef alındığını söylüyor.

Yerel halk ise tam 11 köye saldırı düzenlendiğini öne sürüyor.

70 yaşındaki bir adam gözyaşları içinde 4 çocuğunun da öldürüldüğünü söylüyor, "Şimdi bana yemek verecek kimsem yok" diyor.

Saldırganlar evleri ve dükkanları ateşe vermeden önce yağmalayıp, ailelerin çiftlik hayvanları dahil her şeylerini yaktı yıktı.

Görgü tanıkları, saldırganların "Allahu Ekber" diye bağırdığını söyledi.

Güvenlik güçleri, saldırıya uğrayanları tahliye etmek için bölgeye ulaştığında saatler geçmiş, akşam olmuştu. Orduya bağlı güçlerin sözcüsü Adamu Umar, aynı anda çok sayıda saldırı düzenlendiği için olaya hızla müdahale etmekte zorlandıklarını açıkladı.

Öte yandan Plateau eyaletinin 3 farklı bölgesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Köylülerden biri ise ağlayarak bana karşıdaki toplu mezarı gösterirken, yaşadığı yıkımı şöyle anlattı:

"Sadece bu köyde 83 kişi öldü. Nasıl gömüldüklerine bir baksana.

"Biz burada doğduk. Nereye gitmemizi istiyorlar?"